
Haberi okudum.
Narkozun etkisini henüz tam olarak atlatamamıştım. Ameliyat sırasında boyun ve bel fıtığım, operasyonun acılarını unutturacak kadar nüksetmişti. Dinlenecektim. Bir kaç gün yazmayacaktım. Sakinleştirici ilaçlar eşliğinde sakinliğin sularında eğleşecektim.
Olmadı.
O haberi gördüm.
Haber, bir yıl önce Maltepe Dumlupınar İlköğretim Okulu''nda lavaboya giden bir daha dönemeyen Efe Boz''un haberi.
Habere buyurun:
İstanbul Maltepe''deki Dumlupınar İlköğretim Okulu''nda 12 Mayıs 2010 günü kırılan lavabo nedeniyle hayatını kaybeden Efe Boz''un ailesi, İstanbul 6. İdare Mahkemesi''nde hizmet kusuru nedeniyle maddi ve manevi tazminat davası açtı. İstanbul Valiliği''nin İstanbul 6. İdare Mahkemesi''ne yolladığı savunma aileyi bir kez daha yıktı. Yazıda, İstanbul Valiliği İl Milli Eğitim Müdürlüğü, Efe''nin başına gelen kazanın tamamen kendi hatası ve yaramazlığı sonucu gerçekleştiğini iddia etti.
Savunmada "Efe Boz''un lavabodan tutunarak hoplayıp zıplaması, aynaya bakmak için lavabonun üzerine çıkması gibi hususlar kendi kusurlu hareketleriyle olaya sebebiyet verdiği için idareye yüklenebilecek bir ihmal ve hata bulunmamaktadır" denildi.
Biliyorsunuz bu köşede acıları kanırtmaya çalışmadım hiç.
Öyleyse niye şimdi kara toprağın kara bağrında gül fidanı gibi duran Efe''nin haberini sizlerin idrak alanına dahil etmeye çalışıyorum?
Çünkü, İstanbul İl Milli Eğitim Müdürlüğü''nün yapmış olduğu açıklamayı okuyunca kanım dondu. İçimi bir titreme aldı. Kafam uyuştu.
Sayın Başbakan''a sesleniyorum...
Düğün törenlerinde çiçeği burnunda çiftlere üç çocuk tavsiyesinde bulunuyorsunuz. Tavsiyelerinizin ne kadar etkili olduğuna bizzat şahidim.
Çocuklarını sevmeyen necip halkımıza çocukları sevmeyi, çocukları korumayı, çocuklara çocuk gibi muamele etmeyi de nasihat etseniz…
Sadece sizin nasihatlerinizi algılayan bir Türkiye gerçeğini hatırlatmak istemezdim.
Dört çocuk büyütmüş bir baba olarak İl Milli Eğitim Müdürlüğü''nün yapmış olduğu açıklamayı gönlünüzü koyup bir okusanız diyorum.
Açılan çukurlarda yitirdiğimiz çocukların faturası acılı anneye, lavabonun altında kalan çocuğun ölüm mesuliyeti merhum çocuğun "yaramaz"lığına fatura edilerek nereye varacağız!
Hukuk önünde gördüğümüz davaların mesuliyet sahiplerini tespit etmek gibi bir maksadı da olmalı değil mi?
Olaya bakışımız devletin kesesinden çıkacak tazminata odaklanmamalı!
İnsanlar para kazanır!
Lakin paranın insan kazandığı görülmedi.
Efe''nin ailesini tanımam.
Acılı aile manevi tazminat davası ile sorumsuzluğun faturasını tescil ettirmeye çalıştı. Olmadı.
Dava sonucunda herkesin masum, mazur; suçlunun kara toprağın kara bağrında yatan "yaramaz" Efe olduğu "anlaşıldı".
Bu mudur?
Bu olaydan bir ders bir ibret çıkmayacak mıdır? Beş, altı yaşındaki çocukların büyüklerin kullandığı lavabolara gitmemesi gerektiğine dair bir tespit…
Küçük çocukların kullandığı lavaboların kırılmayan ve kesici olmayan bir malzemeden yapılması gerektiğine dair bir tedbir…
Hiçbir şey çıkmayacaktır öyle mi?
"Bir ölüm", sırasız bir ölüm bize hayatta alınabilecek tedbirleri dahi hatırlatmayacaktır.
Bu satırları okuyan herkese sesleniyorum.
Henüz tam iyileşemedim. Kampanya yapmaya gücüm yetmez.
Devletin tazminat ödememek için kullandığı "yaralayıcı dil" için biz bir kampanya açalım. Efe Boz''un annesi Nurdan Boz''un hesabına sembolik de olsa para yatıralım.
Eğer ses vermez isek devlet sadece "uslu çocuk"lara eğitim verecek, "yaramaz çocuklar" kara toprağın kara bağrına gitmeye devam edecek.
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.