
Ayazda beklemekten elleri tutmaz, soğuktan sıcağa girdiği için buğulanan gözlük camlarının arkasında dünyayı görmez hale gelen kadın, birkaç defa sendeledi. Düşmekten son anda kurtuldu. Ne ki hiç fark etmedi oturmakta olanlar.
Mesela başında durduğu genç kadın o sıra cep telefonundan idare ettiği bir "paylaşım" içindeydi. Sokaktaki insanları düşünmeliyiz ibareli bir resmi "arkadaşları"ile paylaşmıştı.
O esnada kırmızı mor elleriyle, buğulanmış gözlüklerinin altından parasını cüzdanından çıkarmaya çalışan kadının ayağı tökezleyip üzerine doğru abanıverdi. Öfke ile CIK CIK dedi. Kafasını kaldırıp bakmadan, "paylaşım"ını engelleyen; hareket halindeki araçta durma özürlü/cüzdanından para çıkarma özürlü/özür dileme özürlü kadına hitaben cık cık. CIK CIK diye öfkesini yönlendirdiği kadın ile keşke bir saniye göz temasında bulunmuş olsaydı, en azından hakiki bir öfke anını paylaşmış olsaydı. Hakiki. HAKİKİ. HAK İ Kİ!
Gözü kadının yüzüne değseydi ve görseydi, kadının sıkıntısını sahiden paylaşabilir, elindeki çantalardan birini alabilir, böylece kadının ilk frende yere düşmesine engel olabilirdi.
Çok sıradan bir şeyi yapmadı. Yapamadı. Çünkü o sıra sanal âlem ile muazzam bir "paylaşım" içinde idi. Aynı mekânı ve aynı zamanı yaşadığı; bir temas ile yardımına koşabileceği birini görmüyor, sanal âlemde en cömert hali, en hassas kalbi ile "paylaşıyor"du.
Minibüsü akrobasi yıldızları gibi kullanan şoför, trafik sıkıştıkça cep telefonunun tuşlarına bastı. Mesaj aldı. Mesaj yazdı. Durumunu paylaştı. Konumunu paylaştı.
Rahmetli babasını tanırım ben uşağın. Yol boyunca bütün müşkül halleri bilirdi. Kimden dua alacağını kimden beddua yiyeceğini de bilirdi.
Sıkışan trafikte selam alır, selam verirdi. Minibüsüne binenlerin hakkını korurdu. Şu bacıya yer verin ya da geç anne bak o karagöz evlat sana yerini veriyor şimdi cümleleri dudağından eksik olmazdı. Minibüsüne binenin tarihini yazardı adeta. Evvelini ahirini arka arkaya sıralardı.
Oğul "tekne"yi babadan devir almıştı. Lakin kültürel bir miras olarak değil lanet bir durumun devamı olarak öfkeyle devir almıştı. Hep başka yerdeydi. Başka zamanda. Aynı mekânı, aynı zamanı paylaştığı yolcular ile alınıp verilen paranın dışında bir "hesabı" yoktu. O, başka hesapların peşindeydi.
Ekran üzeriden "arkadaş"larının "hesap"larını kontrol ederken öndeki arabaya hafiften bindirdi. Çarpmamak için can havli ile fren yapınca, biraz önce arabaya binmiş kadın, minibüsün bir ucundan öbür ucuna savruldu.
Savrulup yere düşerken bir Allahhh dedi ki işte o anda herkes hep beraber sesin geldiği yöne baktı.
Kalbe değen bir ses.
Budur!
Sosyal medyaya bakın sosyallll sorumluluktan geçilmiyor. Herkes kurda kuşa ota böceğe, yoksula karşı bir duyarlı bir duyarlı. Her an herkes karşı tarafı harekete geçirmek için bir "paylaş"ıyor pir paylaşıyor.
Bu kadar paylaşımın niye bereketi yok?
Paylaşımın nasıl mı bereketi olacak? Paylaşımın bereketi rikkatin ve dikkatin mayası üzerinden kabarır. Toplum şiddete meyyal uçuyor. Biz "paylaşma"lara doyamıyoruz.
Her sanal paylaşım bizi hakikatin bahçesinden bir kulaç öteye atıyor. Ne ki fark etmiyoruz.
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.