"Yunanistan"da kadın olmak"

00:0014/03/2011, Pazartesi
G: 4/09/2019, Çarşamba
Fatma Barbarosoğlu

I-Başlığı görünce bu da ne diyorsunuz haklı olarak. İzah edeyim efendim. Dışişleri Bakanımız Ahmet Davutoğlu''nun heyeti ile birlikte 8-10 Mart tarihleri arasında Atina''da başlayan Selanik''te nihayetlenen İskeçe ve Gümülcine''de soluklanılan bir seyahate katıldım.Her yıl biraz daha öne çekilerek başlıyor Mart randevuları. Bu sene bendenize davetler Ocak ayı içinde gelmeye başladı. Yanlış okumadınız evet Ocak. Allah''ım bu ne aşktır! Bu ne geri sayımdır böyle! Ocak geliyor ve belediyeler, kurumlar

I-

Başlığı görünce bu da ne diyorsunuz haklı olarak. İzah edeyim efendim. Dışişleri Bakanımız Ahmet Davutoğlu''nun heyeti ile birlikte 8-10 Mart tarihleri arasında Atina''da başlayan Selanik''te nihayetlenen İskeçe ve Gümülcine''de soluklanılan bir seyahate katıldım.

Her yıl biraz daha öne çekilerek başlıyor Mart randevuları. Bu sene bendenize davetler Ocak ayı içinde gelmeye başladı. Yanlış okumadınız evet Ocak. Allah''ım bu ne aşktır! Bu ne geri sayımdır böyle! Ocak geliyor ve belediyeler, kurumlar başlıyorlar Mart programı yapmaya.

Gelen bütün davetleri reddettim. Sanki bir yere sözüm varmış gibi. Hatta reddederken bir taraftan da kendime şaşırıyorum. Bir sürpriz var işin sonunda, acaba ne diye bekliyorum. Bir şeyin beni engellediğini fark ediyorum. Ama ne? Vakitsizlikten ertelediğim ameliyatlar yüzünden kendimi acilde bulmaktan korkuyorum. Hatta bir taraftan da şöyle düşünüyorum. Ona hayır buna hayır derken, Mart gündeminin oldukça yıpranan klişe cümlesi "Türkiye''de Kadın Olmak" yerine, cümleni inşallah “Hastanede hasta kadın olmak” olarak kurmazsın.

Dışişleri''nden gelen daveti kabul ederken, Mart ayında olduğumuzun da yolculuğumuzun 8 Mart günü başladığının da farkında değildim. Ocak''tan itibaren bir geri sayıma muhatap olunca haliyle Mart ayına girildiğini farkedemeyebiliyor insan. Saat sabahın 4''ünde kalkıp Ankara''ya, Ankara''dan Atina''ya uçarken hostesin kutlaması ile irkildim:

"8 Mart Dünya Kadınlar Gününüz kutlu olsun."

Olsun bakalım.

TRT''nin Hasbıhal programı için görüş vermiştim. Özel gün kutlamaları mağduriyet zamanları inşa ediyor diye. 8 Mart nasıl bir mağduriyet günü inşa ediyor? Mart yaklaştıkça taciz haberleri gündem yaratıyor. On bir ay boyunca üçüncü sayfanın görünür görünmez bir köşesinde yer alan kocası/eski kocası tarafından öldürülen kadınların artık olmayan hayatlarının acı teferruatlarını manşetten "görmeye" başlıyoruz.

Bu defa bir farklılık oldu. Mart 2011''de "İklim" haberleri bütün kadınlardan rol çaldı.

CHP''nin kadın-kaset hikâyelerine asla girmeyeceğim için bu bahsi açmadan kapatıyorum.

Ne diyordum… Özel günlerin mağduriyet yarattığından bahsediyordum. Bu konuda bir an önce bir uzlaşmaya varmamız gerekiyor. Kadınların uğradığı taciz, cinayet haberlerinin medyada görülmesi ile tacizlerin ve cinayetlerin artışı arasında doğru orantı var.

Biz Mart gündemi diye kıyamet kopartırken Atina sokaklarının sessizliği karşısında şaşırdım. Yunan kadınının ne kadar güçlü olduğunu romanlardan, filmlerden biliriz. Rum kadınının adı vardır. Atina Sefiresi Zerrin Göğüş ile bu konuyu otelde oda anahtarlarımızın verilmesini beklerken ayaküstü konuşmaya başlamıştık bile. Zerrin Hanım Yunanistan''da kadınların çok güçlü olmasını malın kadınlara kalması üzerinden değerlendirdi. Onlar, dedi bizdekinin tam aksine erkeğe drahoma verdiği için. Evet, bunu hiç düşünmemiştim dedim. Onlar erkeğe drahoma veriyor bizde kızın babasına başlık parası veriliyor. Oysa İslam geleneğinde mehir doğrudan kızın kendisine verilmesi gereken bir değerdir.

II-

Dışişleri Bakanımız''ın eşi Sare Davutoğlu, Yunanistan''ın en zengin, en hayırsever kadınlarından olan Marianne Vardinoyannis ile öğle yemeğinde buluştu. İki kadın yıllardır tanışıyormuşçasına rahat ve samimi bir üslup içinde sohbete daldılar. Gittikleri ülkelerden, gerçekleştirdikleri projelerden bahsediyorlar.

Atina demek Akropolis demek. Yani yüksek şehir. Atina''nın neresinde olursanız olun tepeden size bakan harabeleri görüyorsunuz. Sare ve Marianne Hanımlar tanışmalarının ilk on dakikası içinde öyle içten bir sohbete daldılar ki, ara ara tam arkamda kalmış olan Akropolis''e baktım. Sahiden Atina''da mıyım? Bu iki hanımefendi sahiden biraz önce mi tanıştı? Sare Hanım''ın dört, Marianne''nin beş çocuğu var. Ama ortak yanları kendi çocukları değil. Dünyanın bütün çocuklarından kendilerini mesul hissetmeleri.

Yemeğin sonunda Marianne''nin yaptırmış olduğu ELPIDA Çocuk Onkoloji Hastanesi ziyaret edilecek.

Çok şık, yaşına rağmen oldukça dinç ve sağlıklı olan Marianne Vardinoyannis durmadan anlatıyor. Ama hep dünyaya dair anlatıyor. Afganistan''dan Pakistan''a, Filistin''e dünyanın çocukları için yapmış olduğu projeleri anlatıyor. Sare Hanım, hem dikkatle dinliyor hem de içinde yer aldığı öncülük ettiği benzer projelerden bahsediyor. Sokakta çalışan çocuklara verdikleri desteklerden, halka yönelik sağlık eğitimlerinden...

Hemen sağımda oturan Atina Büyükelçiliği''nde çalışan Avukat Ufuk Hanım''a 8 Mart kutlamalarına dair bir şey görmediğimi söylüyorum. Öyle ya biz her türlü kutlamaların çarşaf çarşaf ilanlar eşliğinde yapıldığı bir ülkeden geliyoruz. Sokaklarda bir tek pankart görmedim. Belki Kril alfabesi olduğu için algı sahama girmemiştir diye düşünüyorum. Ufuk Hanım, “Burada çok fazla özel gün kutlaması olmuyor” dedi. Ne Anneler Günü ne Sevgililer Günü çok fazla bir anlama sahip değil.

Sare Hanım, Marianne''ye Yunanistan''ın 8 Mart kutlamalarını sordu. Olimpiyatlardan kalan ekonomik enkazın kitlesel kutlamalara izin vermediğini söyledi Marianne. (Herkesin kendisine Marianne demesini istediği için bu kadar samimi bir ifade kullanmak zorundayım.)

Peki, bireysel kutlamalar nasıl yapılıyor? Kadınlar matinesi şeklinde. Bu akşam bütün tavernalarda, gece kulüplerinde kadınlar kendi aralarında eğlenir dediler.

Eğlenmek?

8 Mart eğlence olsun diye başlamamıştı oysa.1857 yılında daha iyi iş koşullarında çalışmak isteyen 40.000 tekstil işçisi kadının grevinin acı günü idi. 129 işçi can vermişti çünkü.

1857''den günümüze ne değişti? Fakirlerin yurdu değişti.