Yurdumu beğenmeyen yurt-UM insanı

00:0025/05/2011, Çarşamba
G: 4/09/2019, Çarşamba
Fatma Barbarosoğlu

İçimiz dışımız siyaset propaganda diyeceğiz de… Propagandalarda ne heyecan var ne letafet. Onca tartışma programının hepsi fotokopi usulü tekrardan ibaret. Kaset kaset yumurta sakın beni unutma. Başka bir şey? YOK.Ben size başka bir yerden bakmayı vaat ediyorum.Sabırlı olup yazının sonuna kadar devam edin. Yoksa bu satırların neresi farklı ki diyebilirsiniz.Sizlere Hadi''den bahsedeceğim. Hadi Avrupa meraklısı bir âdemoğlu. İstanbul''dan zevk almıyor. İstanbul ona taşından toprağına kadar pek sıkıcı

İçimiz dışımız siyaset propaganda diyeceğiz de… Propagandalarda ne heyecan var ne letafet. Onca tartışma programının hepsi fotokopi usulü tekrardan ibaret. Kaset kaset yumurta sakın beni unutma. Başka bir şey? YOK.

Ben size başka bir yerden bakmayı vaat ediyorum.

Sabırlı olup yazının sonuna kadar devam edin. Yoksa bu satırların neresi farklı ki diyebilirsiniz.

Sizlere Hadi''den bahsedeceğim. Hadi Avrupa meraklısı bir âdemoğlu. İstanbul''dan zevk almıyor. İstanbul ona taşından toprağına kadar pek sıkıcı geliyor. Ne eğlencesi eğlence, ne baharı bahar ne yolları yol. Ne kadınları kadın.

Ah Paris. İlle de Paris. Paris medeniyet demek. Paris aşk demek.(Yok sandığınız gibi değil. Hadi henüz Parisli sapkın DSK''nın, ay pardon Çapkın DSK''nın; Değil mi paranın patronu benim herkes ve herşey benim malımdır düsturu ile, kat görevlisine saldırdığını filan bilmiyor henüz. Yani zaman henüz o zaman değil.)

Ama Paris deyince aklına çapkın hizmetçiler geliyor Hadi''nin.

Oysa Hadi Müslüman bir ailenin evladı. Hadi''nin evinde İftarlar olur, mevlitler okunur, teravihler kılınır, bayram, kandil bütün ihtişamı ile yaşanır(dı).

Ama o evde Hadi boğuluyordu. Sade evinde mi sokağa caddeye çıktığında da boğuluyordu: Şu duran sünepe polise bak, Avrupa''da polis bu biçimde midir? Ya şu zabite ne buyurursun, elinde bohça galiba hamama gidiyor! Köprü parası hakkında ne dersin? Köprüden geçerken bir şehir halkı para verir mi? Bu ne arsızlıktır, bunun dilencilikten farkı nedir? Ha şuraya oturup avuç açmışsın, ha hükümet köprü memuruna avucunu açtırmış… Arada ben fark görmüyorum… Hiç bu memlekette gezilir, sokağa çıkılır, eğlenilir mi?

Sade sokaklar mı? Türkiye''nin yemeklerinden de nefret ediyor. Hele sebze yemeklerinden. Sekiz türlü yemek hep sebzeden ibaret. Sebze yemekten betimizde, benzimizde renk kalmıyor.

Nihayet Hadi emeline kavuşuyor. Paris''ten Paris''i övmelere doyamayan kartlar atarken bir ara İstanbul''a dönüyor Hadi. Onun İstanbul''a dönmesi demek eşinin dostunun Paris anılarından bıkması usanması demek. Canım biz de gördük o kadar da değil diyen olsa Hadi''nin iltifatları hepten yokuş aşağı fren tutmaz bir hal alıyor: “Benim gibi, benim gözümle görüp benim gibi yürekten severek yaşamadınız… Burada geçirdiğim her saat bir azap.”

Bunca azabı neden çekiyor sanki Hadi. Parasızlıktan. Para bulmaya gelmiş İstanbul''a. Para bulması zorlaştıkça Hadi''nin küstahlığı tavan yapıyor adeta. Elinde hukuk diploması var şurada bir avukatlık bürosu aç diyenleri canından bezdiriyor: “Burada, İstanbul''da. Asla!”

Hadi Paris''e gidebiliyor mu? Hayır. Ya ne yapıyor! Milletvekili oluyor. İstanbul''da yaşayamayan Hadi''ye Ankara''nın havası pek latif pek güzel geliyor. İstanbul''da boğulan Hadi Ankara''da şen oluyor.

Siyaset işin içine girince aklar çok hızlı bir şekilde kara, karalar çok hızlı bir şekilde pam pak oluveriyor.

Şimdi diyorsunuz ki bu Hadi kimdir? Hangi partiden milletvekili seçilmiştir? Kaç dönem milletvekili olmuştur?

Fikir yürütmeniz için size iki gün mühlet veriyorum. Cuma günü Hadi''nin kimliğini açıklayacağım. Şok şok şok. İşte Hadi''nin kimliği şeklinde.

Ama Cuma gününe kadar siz fikir yürütebilirsiniz. Sorumu tekrarlıyorum. Türkiye''den nefret eden Hadi hangi partiden vekil seçilmişti? İstanbul''dan bile iğrenen Hadi Ankara''dan öteye gitmiş miydi?


İzmitli okuyucularıma selam olsun…

Geçtiğimiz Pazar İzmit Kitap Fuarı''nda idim. Eksik olmasın okuyucularım beni yalnız bırakmadı. Uzak bir mesafeden saatlerce otobüs bekleyerek gelmiş olduklarını öğrenince çok mahcup oldum. Mahcubiyetimi İz standını bir kabul günü şenliğine çevirerek aşmaya çalıştım.

İmza günlerinin en güzel tarafı ebeveynlerle çocuklarının aynı kitabı değişik heyecanlarla okuduklarına şahit olmak.

Bursa Kitap Fuarı benim en sevdiğim kitap fuarı oldu daima. İzmit Bursa''ya rakip olacak gibi görünüyor.

Hayırlı işlerde yarışmak bünyeyi yorgunluktan ve yaşlanmaktan korur.