
Bu yazı, otuzuncu ölüm yıldönümünde Oğuz Atay hakkında bir şey yazmamak için kendini tutma yazısıdır. Aslında "Otuzuncu" sözcüğü ile başlayıp, "yazısıdır" sözcüğü ile biten o cümle içi cümlenin bütün kelimeleri birbirine "bitişik" yazılmalıdır. Ama biliyorsunuz gazetelerde santim sütun diye bir şey var, ona uymak gerekiyor. Kelimeleri kabına değilse de, bana ayrılan sütun santime sığacak uzunlukta seçmem gerekiyor. Kendi kelimelerimi içimden geçtiği uzunlukta dayatacak denli önemli bir yazar değilim ben. Hatta hayatın ahvaline, ilgilerin gidişatına yakın gözlükle bakınca, yazarlığımın "kapris yapmasa iyi olur" sınıfına girmek üzere her geçen gün biraz daha hızla seğirtmekte olduğunu da artık kabul etmeliyim. O bakımdan her yazıya başlamadan önce, o yazı için ayırdığım kelimeleri tek tek cetvelimle ölçüyorum. Normal bir cetvelle... Bir tek "T" harfine ayrıcalık tanıyorum, onu T cetveliyle ölçüyorum. Takıntı işte... Ama ruhumun köşe bucağını saran bu kelime uzunluğu kaygısı sadece bir takıntı değil, gerçeklerle de yakından ilgisi var. Yazıların alabildiğine kanatlı olduğu zamanlar çok gerilerde kaldı; yazıların da kendilerine karşı sorumlu olduğu rakamsal efendileri var artık. Harflere vuruş deniyor mesela... Her yazıya yazılmadan önce belli bir vuruş sayısı veriliyor yazarın eline. Şurada başla, şurada bitir deniyor. İlham elini çabuk tutacak, git deyince de hiç sesini çıkarmayıp gidecek. Kelimelerin eskiden oyunlar oynamak üzere özgürce yayıldıkları kağıttan arsalar da sütun santim hesabıyla istimlak edilmiş durumda. Elbet bir mecburiyetin sonucu bu... Yazarlara baskı olsun diye yapılmıyor. Ama tabii hadise matbuatla ilgili olunca, mutla baskı aşamasına da geliniyor. Yine de eskiden olduğu gibi "İkinci baskı", "Üçüncü baskı" falan gibi baskı üstüne baskı uygulaması yok, bir sütun santim hesabı var, bir de vuruş sayısı... Şunu da açıkça ifade edelim ki, yazar milletinin hala sekizyüz küsur sayfa uzunluğunda, bir başka deyişle "tuğla gibi" roman yazma serbestisi var. Ama bugünün yazarları o tuğla kitabı kırdırıp, mesela yüzer sayfadan sekiz kitap halinde piyasaya sürmeyi kendileri bakımından daha elverişli buluyor. Bir nevi sürümden kazanmak hesabıyla yapıyorlar bunu... Hem para, hem ilgi, hem de tanınırlığı zamana yaymak bakımından daha kazançlı bir yol, bu kesin. Buradan da anlıyoruz ki, bugünün yazarlarının dünkülerden bir fazlalığı var, frenleri tutuyor, balataları gıcır, duruş ve kalkışta problem yaşamıyorlar. Gerçi hâlâ bilinçlerini akışkan tutanlar var ama, o kadar değil, onlar da bilinçlerini nerede katılaştıracaklarını iyi biliyorlar. Bütün bunların beni hiç ilgilendirmediğini söylesem ne kadar gerçekçi olur. En azından sütun santim hesabını, vuruş sayısını ihmal etmiyorum, sırayı bozmamaya, yazmaya başlamadan önce hiza mesafe almaya dikkat ediyorum. Devletle uzaktan yakından ilgili bütün kelimelerin baş harflerini büyük yazmaya ısrarla devam ediyorum. Ama tümüyle de teslim olmuş sayılmam tabii, elimden geldiği zaman bir punduna getirip küçük küçük fesatlıklar yapıyorum kendimce. Aramızda kalsın, mesela yazının başından beri bir tek paragraf yapmadım. İsterseniz dönüp yeniden tek tek okuyabilirsiniz cümlelerimi. Hem bu benim okunurluğumu da arttırmış olur. İyi olur yani... Ben de hiç değilse bir gün sürümden kazanmış olurum. Sürüm sürüm sürünmekten ne kazandım bugüne kadar. Doğru, bu son yazdığım cümle yazının bütünlüğünü bozdu. Ancak yazıların sonuna doğru büyük bir gerilime giriyorum. Kelimelerimin sayısı azalmış oluyor ve bu beni çok geriyor. Artık kapatmalıyım. Neyse ki kendimi tutabildim. Oğuz Atay''ın ölümünün otuzuncu yılıyla ilgili tek bir cümle kurmadan yazıyı bitirdim. Hoş, söylenmemesi gereken her şeyi söyleyip bitirmişti zaten canım insanlar. Giderek devasa bir ağza dönüşen canım insanlar, önemli gün ve haftaların sayın kımılları, sevgili yıldönümü tırtılları, lüzumsuzluk ipinden başımıza daha ne çoraplar öreceksiniz?
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.