Bağlamanı başında parçalamadan…

04:0015/04/2016, Cuma
G: 13/09/2019, Cuma
Yeni Şafak Haberlerini Daha Sık Gör: Tıkla ve Google'da Favorilere Ekle!
Hasan Öztürk

Burnuma
“tuhaf”
kokular geliyor. Ya da “pis” mi desem…


Sonunda söyleyeceğim sözü baştan söyleyeyim. Bizim aklımızla, hafızamızla alay etmeye kalkıyorlar.

“Özerklik ilanı ile sonuç elde edilemez. Bu ülkeyi böldürmeyeceğiz…”

türü açıklamalar yapıyorlar.



Bu açıklamalarını

“Acaba bir işaret mi aldılar”

endişesiyle karşılıyorum.



Diyebilirsiniz ki,

“Bu vatan hepimizin ortak vatanı.

Çatışmaya b

ir dur demek gerekmiyor mu?


Bu cümleyi kurmanızda bir beis yok. Ve fakat, bu cümleden önce çok yakın tarihte neler yaşamadık ki diye de düşünmeniz gerekmez mi?



Şu anki çatışma ortamının ana sorumlularının bazen alaycı, bazen tehditkar, bazen umursamaz, bazen tahrikkar açıklamalarını bir kenara mı bırakacağız?



Bugün

“Özerklik ilanıyla sonuç elde edilemez”

diyenler…



DÜN ÖZERKLİK İLAN EDENLER BUNLAR DEĞİL MİYDİ?


14 Temmuz 2011

'de Silvan'da

13 askerimiz

terör örgütü

PKK

tarafından şehit edilirken, Van'da toplanıp

özerklik

ilan etmediler mi?



Bugün

“Özerlik ilanıyla sonuç elde edilemez”

diyen

Selahattin Demirtaş
8 Ağustos 2012'

de

“Şemdinli-Çukurca hattında 400 km PKK'nın denetimindedir”

demedi mi?



6 Ekim 2014'

te HDP MYK toplantısı devam ederken, Demirtaş sosyal medya hesabından

“Kobani

için sokağa çıkın çağrısı” yapmadı mı?



3 gün süren olaylar sonrasında başta kurban payı dağıtan genç

Yasin Börü

olmak üzere 50'nin üzerinde insan hayatını kaybetmedi mi?



7 Haziran 2015

seçimleri tek başına bir iktidar çıkarmayınca, bu siyasi atmosferi fırsata çevirmek isteyen

PKK terör örgütünün siyasal uzantısının dili keskinleşmedi mi
?


9 Haziran 2015

'te HDP Muş milletvekili

Burcu Çelik Özkan

, korucuları tehdit edip,

“O keleşi size çevirmesini biliriz. Bu topraklardan defolup gideceksiniz”

demedi mi?



19 Temmuz 2015

'te HDP eş Başkanı

Figen Yüksekdağ, “Biz sırtımızı YPJ'ye, YPG'ye, PYD'ye yaslıyoruz”

diyerek ortamı bir kez daha germedi mi?



22 Temmuz 2015'

e geldiğimizde Şanlıurfa Ceylanpınar'da yataklarında uykudayken

2 polis, PKK terör örgütü tarafından şehit edilmedi mi?


Malazgirt'te eşinin yanında bir binbaşı şehit edilmedi mi?



Ekim 2015

'e gelindiğinde,

HDP Eş Başkanı Selahattin Demirtaş

hızını alamayıp bu kez doğrudan devleti

“katil”

ilan etmedi mi?



Hrant'ın oğlu demişti, 'devlete katil diyorum ama diyemezsin diyorlar. Evet katil değil çünkü, seri katil

” diyerek ortalığı germeye devam etmedi mi?



29 Kasım 2015'

e gelindiğinde Diyarbakır Baro Başkanı

Tahir Elçi

'nin cenaze töreninde bu kez

Demirtaş, “Katil devlet değil, devletsizlik”

diyerek

“Öz yönetim ve hendek terörizmi”

nin fitilini ateşlemedi mi?



5
Aralık 2015'

te Amerika'da

“Öz yönetim ilanlarının yapıldığı 8 ilçede oyumuz düşmemiş, hatta tek oyumuzun yükseldiği yerlerden, kent olarak Şırnak ve Cizre en çok çatışmanın yaşandığı yer”

diyerek hem özerklik ilanını hem hendekleri savunmadı mı?



8 Aralık 2015'

te meşru güç olarak kamu otoritesinin düzen sağlamak için hendek kazanlara yönelik askeri operasyon düzenlemesine karşı,

“Hükümet baskıda ısrar ederse biz de direnişte ısrar ederiz”

demedi mi?



18 Aralık 2015

'te hendeklere ilişkin olarak

“Kusura bakmasınlar, gençler hendek kazıyormuş, halk barikat kuruyormuş. Başka bir yol gösterin onu yapsınlar”

demedi mi?



ZOR OYUNU BOZDU,
DİLLERİ
DEĞİŞTİ


PKK'lı teröristlerin hendeklere gömüldüklerini görünce… Halkın onlara destek vermediğini görünce… Terör örgütünün üst düzey yöneticilerinin bodrum katlarına sıkıştıklarını görünce…



27 Ocak 2016

'da bu kez HDP milletvekili

Osman Baydemir
azılı teröristleri kurtarmak için

Meclis kürsüsünde yalanlar eşliğinde

ağlamadı mı?


“Halkımız” dediklerini sokağa dökemediler.

Kürtler hiçbir kitlesel eylem çağrılarına kulak vermedi.


Bu kez

4 Mart 2016

günü

Diyarbakır

'da sokak ortasında

Cuma Namazı için saf tutmad

ılar mı?



Dindar Kürtler, bu hali görünce hayret etmedi mi?


Ve nihayet… Daha önce,

“Feodalizmin taşıyıcı unsuru olarak gördüğünüz dini”

hatırlamadınız mı?



6 Nisan 2016'da 3 aylar ve kandili bahane edip “eller tetikten çekilsin” demediniz mi?


Şimdi ne bir şey oluyor… Kaybettiniz! Kaybedeceksiniz. Kalkışan, elinde silahı olan kim varsa tasfiye edilecek. Ona destek verenler de…



Bunu gördünüz ve gidip Almanya'da,

Özerklik

ilanıyla sonuç elde edilemez. Hata yapmış olabiliriz”

türü cümlelerle

nedamet getiriyor görüntüsü veriyorsunuz
.


Bu dönüşümünüz çok şüphe çekiyor farkında mısınız?



Bir

“üçüncü göz”

ya da

gözlemci

sözü aldınız da

şahin”likten

“güvercin”

liğe mi

evriliyorsunuz?


Bu millet sizin ne olduğunuzu gördü!



O elinize tutuşturulup

ekranlarda çaldığınız bağlama başınızda parçalanmadıkça bu işin oluru yok!


Onca şehit, onca gazi, onca acılı aile varken… Ve her eve ateş düşerken… Size akıl değil, hesap vermek düşer.



Bilmem anlatabiliyor muyum?



Ateş çukurunun kenarından kurtulabilmek

İslam İşbirliği Teşkilatı'nın 13

. zirvesi

İstanbul'da

Cumhurbaşkanı Erdoğan

'ın ev sahipliğinde yapılıyor. Bu zirve vesilesiyle, Müslümanların birbiriyle giriştiği acımasız savaşın kimlere hizmet ettiğine dair düşüncemi söylemek isterim.



Bu savaş, elbette bizden daha çok coğrafyamız üzerinde emelleri olanları memnun etmekte.



Ne jeopolitik eksen, ne enerji koridorları, ne de ekonomik çıkarlar umurumda değil.



Ben bir gün yeniden ümmetin tümünün “kardeş olması” ütopyasını diri tutmanın peşindeyim.



A
ncak “kardeşlik hukuku” Kissenger aklını yenebilir

. Kissinger'in “İslam İslam

ile savaşacak

” şeklinde formüle edilen teorisini ancak kardeşlik hukuku ile yenebiliriz.



Hem Rabbimiz bize ne diyor kitabında:



“Hepiniz Allah'ın ipine sımsıkı sarılın. Dağılıp ayrılmayın. Ve Allah'ın üzerinizdeki nimetini hatırlayın. Hani siz düşmanlar idiniz. O, kalplerinizin arasını uzlaştırıp-ısındırdı ve siz O'nun nimetiyle kardeşler olarak sabahladınız. Yine siz, tam ateş çukurunun kıyısındayken, oradan sizi kurtardı. Umulur ki hidayete erersiniz diye, Allah, size ayetlerini böyle açıklar.” (Âli İmran 103)




#özerklik
#pkk
#Selahattin Demirtaş
#Feodalizm
#Dindar Kürtler
#İslam İşbirliği Teşkilatı