Yazarlarİş Birliğinden İslam Birliğine

İş Birliği'nden İslam Birliği'ne

İsmail Cesur
İsmailCesurİnternet Yazarı

Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın çağrısıyla dün olağanüstü toplanan İslam İşbirliği Teşkilatı, yayınlanan ortak bildiriyle belki de tarihindeki en net kararları alıp en net duruşu gösterdi. Kudüs'ün Filistin Devleti'nin başkenti olarak tanınması çağrısı, dünyamızı bir eşkıya düzeniyle yönetme niyetindekilere tokat gibi bir cevap, yıllardır yönetimlerinden bir kıpırdanma bekleyen İslam dünyası için de yepyeni bir umut oldu. 


İİT zirvesinden çıkan bu net duruş, sosyal medya boyutunda da kendisini fazlasıyla hissettirdi. Türkiye'den başlayarak dünyaya yayılan bir etiket, "#IslamicUnityforQuds" yani "Kudüs İçin İslam Birliği" sloganı sadece Twitter'da dünya gündeminin bir numarasına oturmakla kalmadı, Müslümanları birleştirici bir mesajın etrafında toparlayıp; o dağılmış, iç kavgadan başka birşey yapamayan İslam dünyası algısını sarsıverdi. Şimdi bu algıyı tamamen yıkma vaktidir. Ancak bunun için yapılması gereken birçok şey, İİT özelinde hayata geçirilmesi gereken değişiklikler var.

İslam İşbirliği Teşkilatı 57 üyesiyle, dünyanın BM'den sonraki en büyük uluslararası organizasyonu olmasına rağmen bağlayıcılığı oldukça sınırlı bir örgüt. Teşkilat mevcut yapısı ile dış politika, turizm, ulaşım, kültür-sanat, enerji gibi birçok alanda üye devletler arasında bir istişare mekanizması durumunda. Yapılan konferanslarda alınan kararların hiç bir bağlayıcılığı yok. Bu da Teşkilatın sonuç odaklı çalışmasına ve daha güçlü bir yapı olmasına engel teşkil ediyor. Bana göre İİT için yapılması gereken en önemli yapısal değişiklik, Teşkilatta en azından kademe kademe bazı konularda alınan kararlarda bağlayıcılığın sağlanması olmalı. Kararları bağlayıcı bir İİT, özellikle Kudüs gibi önemli konularda İslam dünyasının sesinin daha gür ve tok çıkmasını sağlayacaktır.

Teşkilatın daha etkin bir hale bürünmesi için atılması gereken bir adım da genişleme olmalı. Teşkilata üye 57 ülke, 1,7 milyar Müslümanın bir çoğunu kapsıyor ancak Hindistan, Çin, Rusya ve Avrupa gibi coğrafyalarda yaşayan Müslümanların henüz Teşkilat içerisinde bir temsiliyeti söz konusu değil. Örneğin 1994 yılında gözlemci statüsü kazanan Bosna-Hersek, nüfusunun önemli bir bölümü Müslüman olan bir Avrupa ülkesi olarak İİT üyesi olmalıdır. Dünyanın en kalabalık Müslüman nüfusunu barındıran Hindistan'ın da en azından gözlemci ülke olarak İİT'de bulunması, orada yaşayan Müslüman kardeşlerimiz için de bir kazanım anlamına gelir. Aynı şekilde Fransa, Almanya, İsveç gibi hatırı sayılır bir Müslüman nüfusa sahip Avrupa devletleri de en azından gözlemci statüsünde İİT'de yer bulmalıdır. Genişleme adımı hem tüm Müslümanların temsiliyeti açısından hem de politikaların çeşitlendirilmesi anlamında İİT'nin gücüne güç katacak bir adım olacaktır. Yani genişleme, beraberinde derinleşme de getirecektir.

İİT'nin iletişiminin de önemli ölçüde geliştirilmesi, güçlendirilmesi gerekiyor. Özellikle dijital medyada Teşkilatın büyük eksiklikleri söz konusu. Örneğin, zirve Cumhurbaşkanımızın resmi sosyal medya hesaplarından 2 milyonu aşkın insana canlı olarak aktarılırken, İİT'nin Twitter hesabı sadece birkaç bin takipçisine yine birkaç twit ile ulaşabildi. Bir başka örnek de web sitesi... İİT'nin eski model bir web sitesi var. Sitenin acilen yenilenip, sadece İngilizce, Fransızca ve Arapça değil, üye ülkelerin tamamına hitap edebilecek şekilde çeşitli dillerde aktif bir yayın yapması gerekiyor. Dijital iletişimi en yerel kuruluşlar bile oldukça kurumsal bir çizgide yapabiliyorken, 57 üyeli küresel bir organizasyonun mevcuttan çok daha iyisine sahip olması, İslam dünyası açısından benim fikrime göre en az yapısal reformlar kadar önemli.

1,7 milyarlık İslam nüfusunun çok çok azı İslam ülkelerinin birlikte hareket etmesine sıcak bakmaz. Geri kalan büyük çoğunluğun yıllardır beklediği şey, bir ya da birkaç ülkenin liderliğinde tek yumruk bir İslam dünyası. İİT, bu beklentileri karşılamaya namzet bir kuruluş olduğunu kanıtladı bu son zirveyle birlikte. Ancak bu durumu sürdürülebilir kılmak için değişiklik ve yenilenme gerekli. İşte bu yenilikler gerçekleştiğinde inşallah sadece Kudüs değil, İslam dünyasının tek bir taşı için bile böyle güçlü bir duruş sergileyen, kudretli bir küresel organizasyona sahip oluruz. "İş birliği"nden İslam Birliği'ne evrilmiş bir organizasyon...