Zibidiler…

İbrahim Karagül
İbrahim KaragülYeni Şafak Gazete Yazarı
04:00, 19/02/2026, Perşembe • Yeni Şafak Haber Merkezi
Zibidiler…

168 kişi, “90’lar” özlemiyle “ortak bildiri” yayınlamış.

Hani o, bildirilerle topluma ayar verilen, devlet dizayn edilen, millet aşağılanan o geleneğin kalıntıları, bugün kıtalar arası güç alanı oluşturan, tarihinin en saygın zamanlarını yaşayan, Avrupa savunmasından coğrafyadaki bütün savaşları ortadan kaldıracak güce ulaşan devlete, Türkiye’ye uyarılar yapmış.

168 yazar, sanatçı, akademisyen, gazeteci ve meslek odası temsilcisi…

Bu etiketler üzerinden kendilerince “iktidar” alanı inşa eden, muktedir olduklarını düşünen, etiket ve kamuflajlarla kendilerine güç atfeden ve bunu devlete, toplumsal eğilimlere karşı bir silah olarak kullanan “zibidiler”, tarihi ıskaladıklarının, coğrafyayı ıskaladıklarının, dünyayı ıskaladıklarının farkında bile değiller.


SİZ SEMİRİRKEN BİZ ÖLÜYORDUK. TÜRKİYE SİZİN TARLANIZ DEĞİL.

Onların bildiği zamanlarda, bildirilerle topluma ayar veriliyor, brifinglerle devlet dizayn ediliyor, her gün Türkiye’nin güzel şehirlerinde bombalar patlıyor, ABD gazetelerinde uyarı yazıları yayınlatılıp hükümetler düşürülüyordu.

Ama bir avuç seçkinci, kibirli, oligarşik zümrenin saltanatı devam ediyor, vatan evlatları dağlarda can verirken ülkenin gücü ve kaynakları, milletin alın teri bunlara akıyordu.

“Türk vatandaşı olmak” onlar için hiçbir kimlik ifade etmiyor, Türkiye sadece yatırım yapılıp kazanılan bir “tarla” olarak görülüyordu. Türkiye yansa umurlarında olmazdı, sadece kendilerine bir zarar gelmemesi esastı.


İSLÂM DÜŞNANISINIZ ÇÜNKÜ ANADOLU İNSANI MÜSLÜMAN... GETTOLARINIZDAN ÜLKE YÖNETME DÖNEMİ BİTTİ.

Türkiye’nin değerleri, sevinçleri, acıları umurlarında bile değildi. Kendi gettolarından ülkeyi yönetiyor, milyonlarca insanı da köleleri olarak görüyorlardı.

İslâm düşmanıydılar. Çünkü Anadolu insanı Müslümandı. İslâm’ı ve Müslümanları kendileri için tehdit görüyorlardı. 28 Şubat’ta Türkiye’de daha sonra bütün dünyada “İslâm tehdidi” kavramlarının üretilip askeri bir proje olarak uygulanması bu yüzdendi.

Bizdekiler de kendilerince İslâm’la savaşıyorlar, “İslâm” olan Anadolu insanının “devlet iktidar alanı”na yaklaşmasına bile izin vermiyorlardı.

Her yaklaştıklarında darbeler yapıyorlar, iç çatışmalar çıkarıyorlar, terörü içeriden de besliyorlar, “Anadolu çocuklarının kanı” üzerinden iktidarlarını devam ettiriyorlar, ülkenin bütün zenginliklerini kendi imtiyazlı alanlarına hapsediyorlardı.


TÜRİYE’YE ZARAR VEREN HERKESLE ORTAK OLDULAR AMA ASLA BU ÜLKEYİ SEVEMEDİLER

Kimi yazar oldu, kimi sanatçı oldu, kimi gazeteci, kimi akademisyen, kimi “oda” yöneticisi oldu. Bazıları siyasetçi oldu, bazıları iş insanı oldu, bazıları general, bazıları yargı erkine girdi.

Ama hepsi, dışarıdan beslenen, Türkiye üzerindeki vesayetin devamına çalışan, karşılığında da kendilerine Türkiye içinde imtiyazlar verilen “unsurlar” olarak görev yaptı.

ABD ile ortak oldular. İngiltere ile ortak oldular. Almanya veya Fransa ile ortak oldular. Yeri geldi İsrail ajandasına göre saf tuttular, yeri geldi terör örgütleri ile gizli ortaklıklar kurdular.

Ama asla Türkiye ile, Anadolu insanı ile kaynaşmadılar, barışmadılar. Hiçbir zaman Türkiye için fedakârlık yapmadılar, bedel ödemediler.

Neymiş?


MİLLİ GÜVENLİĞE MEYDAN OKUMAK... HERKESİ APTAL YERİNE KOYMAK…

Türkiye “Ortadoğu Bataklığı”na sürükleniyormuş. Devlet “Taliban”laşıyormuş. Gericiler hakimmiş. Şeriatçılıkla savaşıyorlarmış. “Siyasal İslâmcı kuşatma” varmış.

Okumaya bile tenezzül edilmeyecek, eskinin zihinsel operasyon cümlelerini arka arkaya sıralamışlar.

Bu cümlelerin devletin milli güvenliğine, coğrafya ölçekli mücadelelerine savaş açmak olduğunun, bu kavramların arkasına gizlenerek bir “iç cephe” gibi hareket ettiklerinin, yeni bir meydan okumaya giriştiklerinin farkında bile değiller.

Kendi cümlelerinin ne anlama geldiğini kendileri bile bilmeyecek kadar zihin fakiri bunlar.


SİZİ, İSLAMOFOBİ İÇİN KİM SAHAYA SÜRDÜ?

İmza atanlar önemli isimler değil. Ama kendilerini darbeler çağının son temsilcileri olarak konumladıklarına, Ramazan’ın ilk günlerinde İslamofobi için sahaya çıktıklarına göre önemli.

Etiketler ve kamuflajlar üzerinden yürütülen iç bölünme tezleri yüzünden bu ülkede yüz binlerce insan büyük acılar çekti. Şimdi iç çatışma alanları kapatılıyor.

İslamofobik saldırılar yüzünden coğrafyada milyonlarca insan öldü. Şimdi bölgesel çatışma alanları kapatılıyor.

Bu ayrıştırmaların hiçbiri bize ait olmadı. Avrupa tezleri oldu. İsrail tezleri oldu, ABD tezleri oldu, içerideki bir avuç “yabancı unsur”un tezleri oldu. Ama ölen, acı çeken, mahvolan bizim insanlarımız oldu.


HÂLÂ DEVLETE, MİLLETE PARMAK SALLIYORLAR... TÜRKİYE DE BİZİM, ORTADOĞU DA…
PEKİ SİZ KİMSİNİZ…

Hâlâ aynı tezler, aynı senaryolar üzerinden yeni çatışma alanları oluşturmaya dönük bütün söylem ve girişimlere, hışımla tepki göstermemizin nedeni bu.

O tarih bitti ama onlar, konforlu alanlarından Türkiye’ye, milletine, devletine parmak sallamaya cüret edebiliyorlar.

Türkiye de bizim, Ortadoğu da. Bu büyük coğrafya bütün değerleriyle bize ait. İslâm’la, bütün etnik ve mezhep kimlikleriyle bize ait. Devlet ve bütün iktidar alanlarıyla bize ait.


EĞER KAVGA İSTİYORSANIZ, ÇOK FENA KAVGA EDERİZ… ARTIK SADECE “TÜRKİYE EKSENİ” VAR!

Ama siz bu topraklara ait değilsiniz. Tercihinizi bu yönde yapıyorsanız umurumuzda bile olmaz.

Ama kibirli kibirli, ukala ukala, hâlâ devletin ve milletin sahibi gibi hareket ederseniz fena kavga eteriz. Ve siz bu kavgayı kesinlikle kaybedersiniz. Kaybettiniz de.

Bu ülke, Selçuklu’dan Osmanlı’ya ve Türkiye Cumhuriyeti’ne uzanan “devletler sürekliliği” geleneğinde yürümeye devam edecek. İsrail ekseninde, ABD veya Avrupa ekseninde değil, Türkiye Ekseni’nde yürüyecek.

Bu eksenin bütün değerleri bu toprakların hamurundan ve mayasından olacak. O siyasi genetiği kesintiye uğratmayı deneyen kimseye merhamet edilmez.


BİZ HAÇLI SAVAŞLARI’NDAN BERİ SAVAŞ VERİYORUZ. OTURUN OTURDUĞUNUZ YERDE!

Haçlı Savaşları’ndan bu yana, yüzlerce yıldır “Acımasız Mücadele” veren, coğrafyanın her köşesinde şehit mezarları bırakan bu millet, sizin dudaklarınızı eğe eğe, gevrek gevrek, kibirli kibirli, buyruk verir gibi, herkesten daha akıllı gibi ukalalıklarınıza tahammül etmeyecek artık.

Oturun oturduğunuz yerde ve Türkiye’de yaşamanın güzelliğini keyfetmeyi deneyin. TÜSİAD’a, darbe brifinglerine, İsrail’in kulağınıza fısıldadığı zehirli cümlelere özenmeyin.

Kıtaları aşan yeni Türkiye için, sizin taşıdığınız akıl, yüz yıl geride kaldı. Size bildiriler yazdıranlar şu an “bizi savunun” diye Türkiye’nin kapısını aşındırıyor.

Zibidiler…

Sayfa Sonu
Türkiye’nin Birikimi. Uluslararası Medya Grubu.

Türkiye’nin gündemini belirleyen haber kaynağına hoş geldiniz! Tarafsız, dinamik ve derinlemesine habercilik anlayışıyla Yeni Şafak, okuyucularına güncel gelişmelerin ötesinde bir deneyim sunuyor. Siyaset ve ekonomiden kültür-sanat ve spor dünyasına kadar geniş bir yelpazede sunduğu haberlerle, hem Türkiye’de hem de dünyada neler olup bittiğini anında öğrenin. Dijital platformlarıyla her an, her yerden en doğru bilgiye ulaşın; Yeni Şafak’la gündemi yakalayın!

Sosyal medyada bizi takip edin
Mobil Uygulamaları indirin

Gündemi cebinizde taşıyın! Yeni Şafak’ın mobil uygulamalarıyla, en güncel haberlere anında ulaşın. Siyasetten ekonomiye, spordan kültür-sanat dünyasına kadar geniş bir içerik yelpazesi parmaklarınızın ucunda! Hem iOS, hem Android hem de Huawei cihazlarınızda kolayca indirerek, günün her anında en doğru bilgiye hızlıca erişin. Hemen indirin, dünyadaki gelişmeleri kaçırmayın!

Kategoriler
Albayrak Medya

Maltepe Mah. Fetih Cad. No:6 34010 Zeytinburnu/İstanbul, Türkiyeiletisim@yenisafak.com+90 212 467 6515

YASAL UYARI

BIST isim ve logosu 'Koruma Marka Belgesi' altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.

Tüm hakları saklıdır © Net Medya 2026