Yazarlar Yasin 12 yaşında çakmak gazı koklayarak öldü

Yasin 12 yaşında çakmak gazı koklayarak öldü

Kevser Topkar
Kevser Topkar Gazete Yazarı

Yasin Ahmet 8. sınıfa takdir ile geçti. Evden iftar için pide almaya çıktı. İki arkadaşıyla marketten aldıkları çakmak gazını koklayarak eğlenmek istediler. Öldü! Arkadaşlarından biri komada. Diğeri şimdilik hayatta.
Uyuşturucu felaketi, ilkokullarda çakmak gazı koklama, orta öğrenimde bali, lisede bonzai, üniversitede esrar, zengin mahallesinde kokain, erişebilenleri için eroin... şeklinde çevremize, evlerimizin içine kılcal damarlarını uzatarak yayılıyor. Uyuşturucudan ölen çocukların istatistiği dahi tutulmuyor. Günlük uyuşturucudan ölüm sayısı, polise göre İstanbul için 10 çocuk. Hastane kayıtlarına bazen kalp krızi, bazen organ yetmezliği, bazen intihar şeklinde geçtiği için oradan bir sonuca varamıyoruz. Gerçek ölüm sayısı meçhul.
Bu bir savaş. Kurbanları çocuklarımız ve gençlerimiz. Hedefi, gerçek savaşların hedeflerinden farklı değil. Savaşı çıkaranlar o toprakları kendilerine yurt edinmek için savaşmıyor. İngilizi, Yahudisi, Amerikanı gelip de savaş çıkardıkları İslam coğrafyasında yaşamayacak. Yok etmenin altındaki ana sebep sömürü düzenini devam ettirebilmek. Kendileri hariç insanlığı vahşi, adaletsiz, merhametsiz bir girdapta tutup efendiliklerine devam edebilmek. Aşağılık isteklerini binbir yolla temin peşindeler. Uyuşturucu silahıyla toplumları vuranlar da aynı sebeple ve iğrenç metotlarla çocuklarlarımızı öldüyorlar. Onlar da gerçek kimlikleriyle karşımızda değiller. Savaş coğrafyalarındaki taşaron terör örgütlerinin yerini şehirlerimizde uyuşturucu baronları almış. Terör örgütlerinin de uyuşturucu baronlarının da neferleri bizim çocuklarımız. Uyuşturucuya alıştırılan çocuklarımızın hemen hepsi torbacı. 'Mal' temin etmek için satmaya mecburlar. İradeleri vekalet savaşçıları gibi başkalarının elinde esir alınmış. Her iki savaşta da kullanılan silahların öldürücülükleri birbirinden aşağı kalmıyor.
Bugün Türkiye'nin uyuşturuya kurban verdiği gençlik, dünyada fesat çıkaranların kan damarlarını besliyor. Ekonomik rantının yanında, adaletin safında duracak potansiyel gençlik de içten içe eritiliyor. Öldüremediklerini bulanık bir hayata mahkum ediyor. Ailede uyuşturucu kullanan bir genç bütün bir ailenin enerjisini, yaşama sevincini, huzurunu tüketiyor. Toplumu içten içe çürütüyor.
Uyuşturucu bulaşıcı. O kadar ki artık karantina tedbirleri alınması gerekirken, polikilinik düzeyde bile müdahale edilmiyor. Toplumu hepten kangrene çevirene kadar işin ciddiyeti anlaşılacağa benzemiyor. Zaman zaman gündeme getirilen tedbir kararları kısa soluklu ve etkisiz. Her geçen gün uyuşturucuya verdiğimiz kurban sayısı artıyor. Artık ailemizde, arkadaş ve komşu çevremizde çocuğu uyuşturucunun pençesine düşmüş ebeveynlerin yaşadığı drama tanıklık ediyoruz. Siyasilerin çocukları uyuşturucu tedavisi görüyor. Hepimizin evlatları tehdit altında.
Attığı adımlara rağmen devlet bu problemi çözmenin hala çok uzağında. Düşünün ki, bir malın tüketimi serbest ama satışı yasak. Uyuşturucu tam bu vaziyette. Satamazsınız. Satıcı olmak suç. Ama içebilirsiniz. İçmek serbest. Bir de üzerinizde bulundurmanız gereken miktar:
15 gr marijuana
4 tablet ectasy
2 gr amfetamin
1 gr kokain
2 gr eroin
Bu maddelerin herhangi birinden mezkur miktar yanınızda bulundurmanız suç teşkil etmiyor. Artık içer misiniz, satar mısınız o size kalmış. İçerseniz suç değil. Satarsanız suç. Satıcıyım demediğiniz sürece problem yok.
Bir maddenin kullanımı suç değilse ve satılmıyorsa, onu nereden temin edebiliriz? Böyle bir saçmalık hukuk diye düzenlenemez. Bizi bağlayan uluslararası anlaşmalarının tümünün canı cehenneme. Uluslararası alanda sevimli görüneceğiz diye Batının sapık toplumsal gerçeklerinin tamamını ülkemize yasal yollardan soktuk. Şimdi pirincin taşını ayıklayamıyoruz.

Abone Ol Google News

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunundaki amaçlar ile sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerezler kullanılmaktadır. Detaylı bilgi için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.