
Geçtiğimiz yılın tamamında ekonominin ana gündem konularını enflasyon ve enflasyon gelişmelerine bağlı olarak politika faizi oluşturdu. Zira devam eden ekonomi programının en temel hedefi enflasyonu düşürmek. Bu nedenle reel sektör tarafındaki yüksek yan etkilerine rağmen program kararlı bir şekilde uygulanmaya devam ediliyor.
2025 yılında ekonomiye etki eden ekonomi dışı faktörler enflasyon hedeflerini birkaç kez revize etmeye neden olan sonuçlar doğurdu. Ancak buna rağmen yıllık enflasyonun 49 ayın en düşük seviyesine indiğini gördük. Üç haneli seviyelere giden bir enflasyondan bu noktaya gelmenin her şeye rağmen önemli olduğunu düşünüyorum.
Öte yandan enflasyonun düşmeye devam etmesi için de bazı politika revizyonlarının yapılması gerektiğine ilişkin sinyaller artmaya başladı. Örneğin Ocak ayı enflasyonu için öncü göstergeler aylık bazda oldukça yüksek bir orana işaret ediyor. Elbette her yıl ocak ayında çeşitli nedenlerle görece yüksek aylık enflasyon görüyoruz ancak beklentilerin bu denli önemli olduğu bir dönemde oluşan müspet algıyı korumak konusunun hassasiyetini unutmamak gerekiyor.
Bununla birlikte Yİ-ÜFE ile TÜFE arasındaki makasın giderek azalması konusu da endişe verici olmaya başladı. Çünkü üretici fiyatlarından tüketici fiyatlarına geçişkenlik konusundaki geçmiş veri seti bize bu ilişkiye dikkat etmemiz gerektiğine işaret ediyor. Bunun temel nedeni üretici fiyatlarının kapsamları gereği maliyet artışları/şoklarına daha duyarlı olması. Veriler Yİ-ÜFE’deki artışların belirli bir zaman dilimi içerisinde TÜFE’de artışa neden olduğunu gösteriyor. Benzeri bir şekilde Yİ-ÜFE’deki düşüşün yavaşlaması aynı zamanda dezenflasyonun da yavaşlamasına neden oluyor. Hal böyle olunca Yİ-ÜFE ile TÜFE arasındaki makasın azalması dezenflasyon sürecinin devamı için bir uyarı sinyali anlamına geliyor. Zira üretici fiyatlarından oluşacak geçişkenlik sıkı para politikasının talep kanalından baskıladığı enflasyon düşüşüne katkı sağlamadığı gibi maliyet kanalından enflasyonist sonuçlar üretebiliyor.
TÜİK’in son verilerine göre Yİ-ÜFE %27,67 seviyesinde gerçekleşti. Yıl başında da bu seviyelerdeydi. Yİ-ÜFE yıl içinde en düşük %22,50’ye kadar düştü ve sonrasında yeniden yükselişe geçti. Yukarıda ifade etmeye çalıştığım nedenlerden dolayı bu konuya dikkat etmemiz gerektiğini düşünüyorum. Bu durum 2026 yılında enflasyon düşüşünü yavaşlatacak ve belki de yıl sonunda %20’nin altına inmesini engelleyecek sonuçlar doğurabilir.
Bu nedenle Yİ-ÜFE tarafındaki düşüşü tesis edebilmek için üreticileri destekleyici yapısal konulara odaklanmak gerekiyor. Ayrıca finansman maliyeti konusunu da daha detaylı analiz etmemiz gereken bir dönemdeyiz. Çünkü görece yüksek faizin artık maliyet kanalından enflasyonist olduğu bir dönemde olduğumuzu değerlendiriyorum. Bu bakımdan 22 Ocak’taki ilk PPK toplantısı da dahil olmak üzere bu yıl yapılacak olan tüm PPK toplantıları çok daha önemli hale geldi. Ben hali hazırda Merkez Bankası’nın gerçekleşen ve beklenen reel faizi düşürmesi için gerekli koşulların büyük ölçüde oluştuğu değerlendiriyorum.
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.