Yazarlar Yeni başlayanlar için Yemen-1

Yeni başlayanlar için Yemen-1

Merve Şebnem Oruç
Merve Şebnem Oruç İnternet Yazarı
Abone Ol Google News

“Ano Yemendir gülü çemendir

Giden gelmiyor acep nedendir”

Bir zamanlar Osmanlı toprağı olan coğrafyalardan belki de bu dokunaklı türküden öteye bağlantımızın kalmadığı yerlerden biri Yemen... Savaş sırasında uzak diyarlardaki bu toprakları savunmak için kaç insanımız gitmiş ve canını vermiş. Eski Osmanlı topraklarından Suriye’yi, Irak’ı, Mısır’ı yakından takip ettiğimiz halde Yemen’de ne olup bittiği ile bir tek biz ilgilenmiyormuşuz gibi geliyor bazen bana da ama hayır. Aslında dünyanın da göz hizasında değil Yemen. Gözden ırak, gönülden ırak ülkede, örneğin Charlie Hebdo saldırısının olduğu günün sabahı, polis akademisi yakınlarına patlayıcı yüklü araçla saldırı düzenlenmiş, 35 kişi hayatını kaybetmiş ama kimsenin ruhu duymamıştı. Yemen bir tek, dergiye saldıran Kuaşi kardeşlerin Yemen El Kaidesi’yle bağlantılı olduklarını söylemeleriyle gündeme gelmişti. Bir süre sonra Yemen El Kaidesi de bu saldırıyı üstlenmişti. O kadar...

Oysa uzunca bir süredir Yemen’de de ciddi sıkıntılı bir dönem yaşanıyor. Ülkede giderek artmakta olan istikrarsızlık, siviller arasında yaşanan silahlanma ve her gün daha da belirginleşen yeni bir iç savaş sinyalleri, şüphesiz Orta Doğu’da yaşanmakta olan sürecin bir parçası. İran’ın Suudi Arabistan’la hesaplaştığı arka bahçe görevi gören Yemen, aslında Orta Doğu’da yaşanmakta olanları önemseyenler için de yapbozun eksik parçası.

İki gün önce İran’ın arkasında olduğu bilinen ve Yemen’in Hizbullahı’na dönüştüğünü söyleyebileceğimiz Şii Husilerin Yemen Başkanlık Sarayı’na girmesiyle gerginlik bir kez daha vites yükseltti. Yemen’in başkenti Sana’da ordu, muhafız alayına çatışmaya girmeme emri verirken, Husilerin lideri Abdülmelik Husi, Başkanlık Sarayı’na saldırmadıklarını aksine korumaya aldıklarını iddia etti ve Yemen Cumhurbaşkanı Mansur Hadi’yi bir kez daha ülkede huzursuzluk çıkarmak, zorbalık kullanmak ve yolsuzlukla suçladı. Başkanlık Sarayı’nın kuşatılmasından iki gün önce de Hadi’nin Ofis Müdürü Ahmed Avad bin Mübarek Husiler tarafından kaçırılmıştı. Artan güvenlik krizi nedeniyle Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’nun da Körfez ziyaretinin son ayağı olan Yemen seyahati ertelendi.

Peki Husiler kim? Kimle savaşıyorlar? Yemen yönetiminden istedikleri ne? Yemen El Kaidesi’nin buradaki fonksiyonu nedir? İran ve Suudi Arabistan burada neyin mücadelesini veriyor? Yeni başlayanlar için Yemen’deki genel tabloyu kısaca özetlemek, Arap Baharı sürecinde Yemen’i hatırlamak, bu soruların cevabını bulmaya yarayacak. Dört ay önce Yemen’i bir başarı hikayesi olarak sunan Obama’nın, tüm Orta Doğu’da olduğu gibi burada da nasıl yanıldığını görmek adına faydalı olacak.

Osmanlı askerlerinin Mondros sonrası çekilmesiyle bağımsızlığı ilan eden Kuzey Yemen ve İngiliz Mandası’ndan 1967’de kurtulan Güney Yemen’in, 1990 yılında birleşmesiyle tek bir ülke haline gelen Yemen’in, aslında Sykes Picot vurgunu ülkelerden farklı olmayarak o günden bugüne istikrara ve huzura kavuştuğu pek söylenemez. Soğuk Savaş politikalarından etkilenen Güney Yemen ve aşiretler tarafından yönetilen Kuzey Yemen birleşip üniter bir devlet olsa da, başkent Sana ülke genelinde otorite merkezi haline bir türlü gelemedi. Kuzey’de yaşayan Şii Zeydiler ve silahlı uzantıları Husiler ile Aden bölgesindeki Sünniler arasında mezhep ve siyasal farklılıklara bağlı olarak yaşanan çatışmalar, bölge ülkelerin ve polis devletlerin bir Orta Doğu klasiği olarak bu grupları silahlandırıp çatışmaya teşvik etmesi, otoritesizlik ve bir başlayıp bir sonlanan barış görüşmeleri, tarih kitaplarının yapraklarında zenginliğiyle anlatılan Yemen’i bölgenin en yoksul ülkelerinden biri olmaktan kurtaramadı.

Yemen hükümeti ve Husiler arasında ateşkes ve çatışmaların ardı ardına yaşandığı süreçte Arap Baharı bu ülkeye de uğradı ve Kuzey ile Güney Yemen’in birleştiği 30 yıldan uzun süredir ülkeyi yöneten Cumhurbaşkanı Ali Abdullah Salih’i yerini bırakmaya zorladı. 1994’ten beri Salih’in yardımcısı ve iktidar partisinin lideri olan Mansur Hadi, Haziran 2011’deki seçimleri %99,8 gibi, diktatörlüğün devamını temsil ettiği her halinden belli bir oy oranıyla Cumhurbaşkanlığı’na geldi. ‘Gaz alma’ hamlesi ülkeye huzuru getirmeye yetmediği gibi, Husilerin karşısında ‘anti-Husi’ Sünni hareketin de yükselişini ateşledi. Bu durum Salih’in devamı Hadi için pek iç açıcı bir durum değil, el Kaide’nin de faydasına.

Bugün itibarıyla Husiler Yemen’in Kızıldeniz kıyısındaki önemli liman kentleri el Hudeyde ve el Muha’yı kontrolünde tutarken el-Kaide kontrolündeki el Beyda’ya yakın İbb’in de kontrolünü ele geçirdi. Abdulmelik el Husi, Hadi’yi el Kaide’yle mücadele etmemekle suçladığı son konuşmasında el-Beyda’dan sonraki hedeflerinin Marib kenti olduğunu söyledi. Marib, Suudi Arabistan’ın desteklediği Sünni kabilelerin kontrolünde bulunan ve Yemen’in enerji yatakları ve elektrik santrallerine erişim için kilit noktada bulunan bir kent. Buradaki Sünni aşiretler de Hadi’yi Husilerle mücadele etmemekle, hatta Marib kentini Husilere teslim etmek için komplo kurmakla suçluyor.

Pazar günü buradan devam edelim.

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunundaki amaçlar ile sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerezler kullanılmaktadır. Detaylı bilgi için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.