Yazarlar Karpuz-kavun

Karpuz-kavun

Mustafa Kutlu
Mustafa Kutlu Gazete Yazarı

Bir süre önce bu sütunda yayımlanan “Meyveler” yazımızın sonunda, “kısmet olursa bu konuda bir yazı daha yazarım” diye söz vermiştim. Sözümün eri olarak şu metni yazıyorum.

MAKALEYİ SESLİ DİNLEMEK
İÇİN TIKLAYIN
Mustafa Kutlu : Karpuz-kavun
Haber Merkezi 07 Ağustos 2019, Çarşamba Yeni Şafak
Karpuz-kavun yazısının sesli anlatımı ve tüm Mustafa Kutlu yazılarının sesli anlatımı Yenisafak.com Yazarlar Sesli Makale Köşesinde!

Sıcakların “Yandım Allah” dedirttiği günlerde “Ulan bir karpuz olaydı da şuracıkta kesip yeseydik” der miyiz? Bence deriz.

Hele gölgeli kapalı mekanda değil de gün altında çalışıp ter dökenler için bu ne büyük bir nimettir. Karpuz serinletir. Susuzluğu giderir. Yedikçe yiyesi gelir insanın. Hem fakir babasıdır. Yanında biraz peynir-ekmekle övün savar.

Eskiden (yani şu tarımın modernleşmesinden önce) her şehrin, beldenin, bölgenin kendine mahsus rengi, tadı, kokusu olan karpuzu vardı. Bunlar içinde Adana, Tekirdağ, Diyarbakır şöhretli idi. Buralarda hâlâ yerli karpuz bulmak mümkündür.

Zaman içinde ithal tohumlar memleketi istila edince “verimi artırmak” için her tarlaya aynı çekirdek ekilmeye, her bölgede aynı karpuz yetişmeye başladı.

Gerçekten verim artmıştı ama biz tek lezzet ile başbaşa kalmıştık. Çekirdiği küçük ve az, rengi iyicene kırmızı ama tadı “eh, neyse”. Sonra sonra ithal karpuz da gelmeye başladı (Bilhassa İran’dan), ve Nisan’da, Mayıs’ta manav tezgâhlarında karpuz görmeye alıştık. (Şimdi neredeyse dört mevsimde de bulunuyor). Böylece yıllar yılı “Karpuz kabuğu suya düştü, yaz geldi” diye bildiğimiz “yaza dair” sözün bir mânası kalmadı.

Efendim karpuzu yemek bir yana kesmek de bir marifettir. Aslında soğuk suda veya dolapta soğumuş karpuzun en hoşuma giden tarafı tuhaftır kesilirken çıkardığı ses. Şöyle bıçağı attınız mı, eğer olgun-iyi bir karpuz ise çatırdayarak kendiliğinden yarılır. İkiye bölündüğünde etrafa hoş bir rayiha yayar. İşte bu çıtırtıya bayılıyorum. Lakin karpuza böyle kaba muamele etmeyiniz.

Altına bir tepsi koyunuz, sap tarafından ufak bir daire şeklinde kapağını kaldırınız, kapaktan tutarak keskin bir bıçak ile göbeğe iki parmak kalacak şekilde eşit olarak dilimleyiniz. Dilimleme işi bitince kapak kısmına hafif bir darbe indiriniz. O anda dilimler bir yelpaze gibi dairevi olarak açılır, göbek kısmı ayakta kalır. İşte karpuz kesmenin fiyakası budur. Adil olun, göbeği eşit miktarda keserek dağıtın (Bazen pay edene pay kalmaz, benden söylemesi). Karpuzun göbeği hem çekirdeksiz hem de en lezzetli kısmıdır. Karpuzu bahçede, arazide kesmişseniz; çocuklara dilim-tabak-çatal vermeyin. İnce ve kararınca kesilmiş dilimi bütün olarak verin, ayakta dolaşa dolaşa ve ısıra ısıra yesinler; suyunu da çene altından damlatsınlar. Karpuzun tadını en çok çocuklar çıkarır.

Karpuz yenir, biter, geriye çekirdekleri kalır. İktisatlı hanımlar çekirdeği kurutur, çerez olarak çıtlatır. Bol miktarda çinko içerdiği söylenir. Karpuz faslı uzundur, burada keselim yoksa kavuna yer kalmayacak.

Kavunun da çeşitliliği konusunda söyleyeceklerimiz karpuza benzer, o bahsi geçiyorum. Olgun bir kavun için “lokum” benzetmesi yapılır ki doğrudur. Ancak ben “kaymak”a daha yakın buluyorum.

Kavunun kokusu (cinsine göre) karpuzdan çok daha keskindir. Bir odaya, mutfağa, kilere giren kişi kokusundan orada kavun bulunduğunu derhal anlar. Neredeyse çiğnemeden yutulduğu için yaşlılara daha uygun düşer. Ama öyle peş peşe lop-lop yutarsanız mideyi bozarsınız.

Peynir-ekmek, karpuz gibi kavunun da yanında iyi gider. Ayrıca kavun birinci sınıf içki mezesidir. Karpuza nazaran daha uzun ömürlü olup, bazı kilerlerde ambarlarda sapından bir ip ile asılırsa Şubat ayına kadar bozulmadan kalır. Şimdilerde erken çıkan lastik top iriliğinde fabrika malı gibi (İsrail tohumu diyorlar) bir kavun var, tatlı evet ama lastik gibi uzuyor. Nerde bizim Topatan, Kırkağaç nerede o.

Kavunu keserken daha bir dikkatli olmalı, dilimleri bir kerede ağza alınacak irilikte bölmelidir.

Türkistan’da çok iyi kavun oluyor. Hep merak etmişimdir. Acaba o kavunların çekirdeği ile Anadolu’da uygun iklim ve toprakta deneme yapılsa nasıl bir netice alınır. Umarım iyi olur.

*Pazarcı esnafımızın şiire ne kadar yakın olduğuna bir keresinde şöyle şahit oldum: Adam kavunu satmak için bağırıyor: “Kavun tatlı ben na’piyim”. Pes doğrusu.

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.