Yazarlar Hayat sadece gülmek değildir, gülerken düşünmek de var

Hayat sadece gülmek değildir, gülerken düşünmek de var

Osman Tanburacı - Cumartesi
Osman Tanburacı - Cumartesi Gazete Yazarı
Abone Ol Google News

Yeni yılın ilk günlerinde leyleği havada gördüm. Yurt dışı yurt içi derken, Antalya''daki TSYD Semineri''nden yeni döndüm. Aradan bir yıl geçmiş…

Daha dün milenyum dedik onun da üzerinden 10 yıl geçmiş… Dokuz ama de ki on…

Şöyle arkanıza bir dönüp bakın.

Tektiniz, belki de çift oldunuz, çoluk çocuk yol aldınız…

İş değiştirdiniz…

Cebiniz para gördü, ya da borçlanarak ev aldınız…

Güldünüz eğlendiniz, acıları yaşadınız…

Ağarmış ya da dökülmüş saçlar…

Alınan kilolar ya da verilenler var…

Bir de seçme saçma bakın neler var hayatta gülüp geçtiğimiz;

- File çorap aldım.

- Fil''e niye aldın? Kendine alsaydın ya...

- Taşıma suyla neden değirmen dönmez?

- Çünkü "Taşımasu" bir Japon kızıdır.

- Peki, Taşımasu annesinden nasıl su ister?

- Matarama suko.

- Kızın biri kitap okurken ölmüş. Neden?

-Satır başına gelmiş.

- Fransız ihtilali neye karşı yapılmıştır?

- Sabaha karşı

- Küçük su birikintisine ne denir?

- Sucuk.

-Yerin kulağı vardır benim de kulağım var.

O zaman ben yer miyim? Yemem.

- Gözlüklerin numaralı mı?

- Yok, kale arkası....

- Cin Ali mavi mürekkebe düşerse n''olur?

- Blue Jean.

- Yangın dolabını açmışlar n''olmuş?

- Yang çok kızmış!

- Erkek ata ne denir?

- Bayat.

- Yıkanan tona ne denir?

- Washington.

- Kral tahta çıkınca ne yapmış?

- Tahtayı yerine takmış.

- Adamın biri yüzme bilmiyormuş, denize düşmüş fakat bir şey olmamış. Neden?

- Adamın tipi kayıkmış.

- Örümcek adam ağ atamıyormuş, neden?

- Çünkü ağ bağlantısı kopmuş.

- Bir elmanın içinden bir kurt çıkmasından daha kötü ne olabilir?

-Yarım kurt çıkması!

- Hangi pansiyonda kalınmaz?

- Süspansiyon.

-Çok makbule geçti…

-Şimdi de Ayşe geçiyor.

-Ben kamyonu sürüyordum…

-Leonardo da vinci.

-Sana bir kıllık yapayım

-İçine kıllarını koyarsın.

-Sen şimdi terlemişsindir…

-Ben sana bir terlik getireyim de giy.

-Şoförle konuşmayın…

-Bu adam herkese laf taşıyor!

-İlk görüşte aşka inanır mısın?

-Yoksa tekrar gidip görür müsün?

-Geçen gün arkadaşlarla fırında patates yiyorduk…

-Fırın sıcak geldi bahçeye çıktık.

-Cem Uzan…

-Üstünü örteyim.

Bütün bunlara deli saçması demeyin hayata gülerek bakın…

Bakın ki bir an olsun günün yorgunluğundan uzaklaşıp yaşadığınızın farkına varın!

Sonra oturduğunuz koltukta şöööle arkanıza bir yaslanın ve hayatınızı bir süzgeçten geçirin;

Hayattan ne öğrendim?

Sonsuz bir karanlığın içinden doğdum.

Işığı gördüm, korktum. Ağladım.

Zamanla ışıkta yaşamayı öğrendim.

Karanlığı gördüm, korktum.

Gün geldi sonsuz karanlığa uğurladım sevdiklerimi...

Ağladım.

* * *

Yaşamayı öğrendim.

Doğumun, hayatın bitmeye başladığı an olduğunu;

Aradaki bölümün, ölümden çalınan zamanlar olduğunu öğrendim.

* * *

Zamanı öğrendim.

Yarıştım onunla...

Zamanla yarışılmayacağını, zamanla barışılacağını,

Zamanla öğrendim...

* * *

İnsanı öğrendim.

Sonra insanların içinde iyiler ve kötüler olduğunu...

Sonra da her insanın içinde iyilik ve kötülük bulunduğunu öğrendim.

* * *

Sevmeyi öğrendim.

Sonra güvenmeyi...

Sonra da güvenin sevgiden daha kalıcı olduğunu,

Sevginin, güvenin sağlam zemin üzerine kurulduğunu öğrendim.

* * *

İnsan tenini öğrendim.

Sonra tenin altında bir ruh bulunduğunu...

Sonra da ruhun aslında tenin üstünde olduğunu öğrendim.

* * *

Evreni öğrendim.

Sonra evreni aydınlatmanın yollarını öğrendim.

Sonunda evreni aydınlatabilmek için önce çevreni aydınlatabilmek gerektiğini öğrendim.

* * *

Ekmeği öğrendim.

Sonra barış için ekmeğin bolca üretilmesi gerektiğini...

Sonra da ekmeği hakça üleşmenin, bolca üretmek kadar önemli olduğunu öğrendim.

* * *

Okumayı öğrendim.

Kendime yazıyı öğrettim sonra...

Ve bir süre sonra yazı, kendimi öğretti bana...

* * *

Gitmeyi öğrendim.

Sonra dayanamayıp dönmeyi...

Daha da sonra kendime rağmen gitmeyi...

* * *

Dünyaya tek başına meydan okumayı öğrendim genç yaşta...

Sonra kalabalıklarla birlikte yürümek gerektiği fikrine vardım.

Sonra da asil yürüyüşün kalabalıklara karşı olması gerektiğine aydım.

* * *

Düşünmeyi öğrendim.

Sonra kalıplar içinde düşünmeyi öğrendim.

Sonra sağlıklı düşünmenin, kalıpları yıkarak düşünmek olduğunu öğrendim.

* * *

Namusun önemini öğrendim evde...

Sonra yoksundan namus beklemenin namussuzluk olduğunu;

Gerçek namusun, günah elinin altındayken, günaha el sürmemek olduğunu öğrendim.

* * *

Gerçeği öğrendim bir gün...

Ve gerçeğin acı olduğunu...

Sonra dozunda acının,

Yemeğe olduğu kadar hayata da lezzet kattığını öğrendim.

* * *

Her canlının ölümü tadacağını,

Ama sadece bazılarının hayatı tadacağını öğrendim.

* * *

Mevlana ile hayatı, saçma gülücüklerle günü yaşamayı öğrendim…

Ve bir gün bir pir-i fani bana şöyle dedi;

"Üç kuruşluk insana beş kuruşluk değer verirsen, aradaki 2 kuruşa seni satar"

Vay ki ne vay!

Nice mutlu günlere…

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunundaki amaçlar ile sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerezler kullanılmaktadır. Detaylı bilgi için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.