|
Son raund: Ev sahibi vs kiracı

Enflasyonla mücadele sürecinin hayatımıza kazandırdığı yeni mekanizmalardan birisi de konut kiralarında Haziran 2022’de hayata konan %25’lik zam sınırı idi. Farklı kriterler ekseninde olsa da Avusturya, İngiltere, İtalya, Hollanda, ABD, Malta gibi pek çok ülkede tarihsel süreç içerisinde hayata geçirilmiş bir uygulamanın Türkiye versiyonundan bahsediyoruz. Konut satış ve kiralama fiyatlarındaki artışların astronomik değerlere ulaşması enflasyonist ortamda kira artışlarına sınır koyulması ihtiyacını ortaya çıkarmıştı. Söz konusu uygulama her ne kadar ev sahibi ve kiracılar arasında lehte ve aleyhte sonuçlar ortaya çıkarmış olsa da görünen o ki uygulamada sona doğru yaklaşılıyor.
Konut fiyatlarındaki artış eğiliminin yavaşlaması, yıl sonu ve 12 aylık enflasyon beklentilerinin aşağı yönlü olması kirada %25 sınırına ihtiyaç kalmayacağına dair sinyaller veriyor.
Hazine ve Maliye Bakanı’nın kira artış sınırının devam etmesi için bir sebep görmediğini ifade etmesi de aslında ev sahibi ve kiracılar arasındaki kıyasıya mücadelenin normalleşmeye gitmesi gerektiğine vurgu yapıyor. Peki gerçekten de ev sahibi ve kiracı arasındaki çekişmenin son raunduna mı şahitlik ediyoruz.

TEORİ İLE PRATİK UYUŞMAZLIĞI
Hangi alanda olursa teoriler, kurallar, disiplinler kulağa hoş gelse de zaman zaman uygulama pratiğinden uzak olabiliyorlar. Şairin dediği gibi her şey yapılabilir bir beyaz kağıtla.
Gerçek dünyanın karmaşıklığından uzak, varsayımlar ve sınırlamaları ihmal eden, insan davranışları ve tepkilerini azımsayan, kaynak ve kısıtları önemsemeyen, ölçek farklılıkları ve çevresel değişkenleri dikkate almayan düzenlemeler teori ve pratik arasında boşluk oluşturabiliyor.
Tıpkı konut kiralarına konan zam sınırlamasının uygulamasında olduğu gibi.
İnsan faktörünün çok yoğun olarak yaşandığı sektörde bazen ev sahibi ve kiracılar resmi uygulamada bazen %25 ile vicdanlar arasında bir seviyede bazen de vicdanın ötesinde bir artış ile karşı karşıya geldiler. Kimi rauntları ev sahipleri kimi rauntları ise kiracılar kazandı. Hizmet sektöründe yoğun olarak gündeme gelen fırsatçılık kendisini hem satışta hem de kiralamada güçlü bir şekilde gösterdi.

NEREDEN NEREYE
Konut arzının yetersiz kalması, 2019 yılının sonundan itibaren enflasyonun altındaki faizlerin konut kredilerini ucuzlatması ve bir talep yığınına yol açması, Türk Lirasına duyulan güvensizliğin güveni gayrimenkul limanında araması gibi pek çok faktör dramatik konut fiyat artışlarını günümüze kadar getirdi.
Bugün geldiğimiz noktada, kredi büyüme sınırlarının düşürülmesi, kredi büyümesinin dengelenmesi, konut kredi faizlerindeki artışla birlikte yavaşlama eğilimi gösteren konut piyasasında sular durulmuşa benziyor.
Konut satışının Mayıs 2021’den bu yanaki en düşük seviyeye ulaşması, ipotekli satışlardaki hızlı düşüş, toplam konut satışlarında ilk ve ikinci el satışlarının düşüşü konut piyasasındaki fiyat balonunu söndürmeye doğru ilerliyor.
Konut fiyatlarının enflasyon karşısında reel kaybı konutları birer yatırım aracı olmaktan çıkarmış durumda. Bugün faiz artırımları ve makroihtiyati politika adımlarıyla finansal koşulların sıkılaşması, TL mevduat paylarının artması yatırım ve tasarruf kararlarının otomobil ve konuttan finansal araçlara kaymasının önünü açtı. Başlangıçta geleceğe yatırım olarak değerlendirilen ev alma davranışı konut faizlerinin geldiği noktada hayale doğru hızla ilerliyor. Özellikle metropollerde dar ve orta gelirli bireyler için ev sahibi olmak ve kira bedelini ödemek gittikçe zorlaşıyor.

NE KADAR SÜRER
Ev sahibi ile kiracı arasında süren kira bedeli anlaşmazlığı, kiraya yüksek zam yapma davranışı, Almanya’dan oğlu gelesi gelenler, kirasını zamanında ödemeyenler gibi pek çok bilindik sorun ister %25’lik uygulama devam etsin ister kalksın sürmeye devam edecek.
Reel anlamda kan kaybına uğrayan konut fiyatları nominal olarak azalmasa da bir süre stabil kalmayı sürdüreceğe benziyor. Elinde nakit bulunduranların pazarlık gücünü de elinde bulundurduğu konut sektöründe uzun vadeli ve avantajlı alım imkanları varlığını koruyor.
Bugün elinde nakdi olanlar için altın, TL mevduatları, kira sertifikaları kısa vadede karlı yatırım araçları olarak öne çıkarken, gayrimenkul ise nakit alımda uzun vadeli yatırım aracı olma özelliğini koruyor. İpotekli (krediler ile) gayrimenkul almak ise el değil ev yakıyor.
Bizde “ev alma komşu al” deyiminin duygusal ağırlığı giderek artıyor.
#Konut
#Ekonomi
#Özgür Bayram Soylu
1 ay önce
Son raund: Ev sahibi vs kiracı
Hicret yurduna veda: Dağına taşına kadar vefa
Hayaller ve gerçekler
En baştan kaybetmek
Osmanlı şehirlerinde imaret sistemi
‘İsrail Lobisi’nin ev ödevleri!