
Referandum için şehir şehir dolaşan liderlerin, meydanlardaki konuşmalarını dinliyor musunuz? Birbirlerine yönelik sataşmalarındaki üsluba bakın…
Bu sıcakta, sıfırın altında…
Hayır, latife değil bu. Referandum kampanyasının yılın en sıcak günlerine denk gelmesi, ancak “başa güneş geçmesi” sendromuyla açıklanabilir kılıyor olan biteni.
Neden derseniz mesele Anayasa Paketi değişikliklerini anlatmaktan çoktan çıkmış ve başka bir “şey”e dönmüş durumda. Vatandaşı neye ikna etmeye çalıştıkları ise belirsiz.
Ne Anayasa Paketi''ndeki değişikliklerin bu memlekete ne getireceğini ve ne götüreceğini duyabiliyoruz liderlerin meydanlardaki konuşmalarından, ne de siyasetin geleceğine dair tutarlı, manalı, aklı başında bir cümle..
Varsa yoksa, havuz problemleri, hakaret yarışında öne geçme denemeleri.
CHP liderliğine geldiği ilk gün kullandığı “Recep Bey” ifadesinin, Erdoğan karşıtlarının içinin yağını erittiği gören Kılıçdaroğlu, yumuşak noktayı bulmuş olmanın kıvancıyla terfi ettiriyor hakaretine, konsantreleştiriyor onur kırma girişimini. Kılıçdaroğlu, “bey” takısını da bırakmış artık, meydanlara çıkıp “Recep”, “Kalpazan”, “Türkiye''yi pazarlamak” diye bağırıyor.
Başbakan da, misliyle karşılık veriyor beriki meydandan: “Bay Kemal”, “Memur Kemal Efendi”. Tamam, siyasal kökeni itibariyle onyıllarca ezilmiş bir kitlenin içinden gelen Başbakan''ın, maruz kaldığı örtülü-açık aşağılamalar karşısında kavgadan kaçmayacağını, hem de önceki hesapları da sorarcasına cevval biçimde topa sert gireceğini biliyoruz.
Gelgelelim, gündemini karşılıklı kişisel atışmalar üzerine bina etmek referandumda oylanacak anayasa değişikliklerini hiç değilse gölgede bırakmak anlamına gelmez mi? Bu çılgın mesaiyi rakibi yıpratmak yerine, eğer “evet” oyu baskın çıkarsa 13 Eylül sabahı Türkiye''nin gözlerini hangi değişikliklere açacağını anlatarak geçirmek, daha verimli sonuçlara yol açmaz mı?
Hele Bahçeli, kendisinden beklenmeyecek üstün performansıyla yeri geliyor nal toplatıyor rakiplerine, yakası açılmadık aşağılamalarla. Öyle bir manzara ki ama, gören memleketin, hükümet eliyle İngiliz işgaline terk edildiğini sanabilir. Kılıç-kalkan kuşanıp vatan savunmasına girişme denemesi bile göze yanlış bir şey gibi görünmeyebilir bu vasatta, Bahçeli''ye bakılsa…
“Başa güneş geçmesi sendromu” dedim, şaka değildi. Çünkü bu ölçüsüz hakaretler, sevimsiz meydan okumalar ve tehditlerle kazanılacak olan şey, vatandaşın oyu olamaz.
İçinde bulunduğumuz ayın üstümüze bir tül örtü gibi gerdiği sükunet ve huzur ortamının bile sirayet edemediği meydanlara artık, itidalli bir dil gerekiyor. Bu toplumsa, içi boş hakaretler içeren söylemlerden daha fazlasını hak ediyor.
Üstelik, bu siyasi strateji Anayasa Değişiklik Paketi''ni anlatmak gibi bir görevi olan hükümeti zaafa uğratırken, muhalefetin elini güçlendiriyor. “Hayırda Hayır Var” dışında şimdiye dek paketle ilgili dişe dokunur tek bir cümle etmemiş olan Kılıçdaroğlu ve Bahçeli için bu ağız dalaşları ve sataşmalar günü kurtarmak için iyi bir yöntem olabilir. Ancak Başbakan''ın daha büyük ve önemli bir sorumluluğu var, o da değişiklik paketini anlatmak, anlattırmak, vatandaşı içeriğinden haberdar kılmak ve tüm zihni mesaisini de buna harcaması gerekiyor. Dolayısıyla gölgede durmak, sakin olmak ve çekilmek istendiği bu kavgadan uzak durmak gerekiyor.
Ramazan''ınızı tebrik eder, hayırlara vesile olmasını dilerim.
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.