Ermeni meselesi; bu kaçıncı perde!

00:0023/12/2011, Cuma
G: 5/09/2019, Perşembe
Özlem Albayrak

Korkulan oldu, Fransa Meclisi Genel Kurulu, 1915 olaylarıyla ilgili olarak "soykırım"ı reddetmeyi suç sayan yasayı geçirdi. Genel kuruldaki 557 milletvekilinden sadece 70''e yakınının katıldığı tasarı, Senato''da da onaylanırsa yasalaşacak.Elbette, Fransa''nın bir Sabih Kanadoğlu''su yoktu ki, 557 milletvekilinin sadece 70''inin katıldığı bir yasa tasarısının "oy çokluğuyla" Meclis''ten geçmesine itiraz edebilsin; bir CHP''si bile olmamıştı ki hiç; meseleyi Anayasa Mahkemesi''ne götürüp süreci tersine

Korkulan oldu, Fransa Meclisi Genel Kurulu, 1915 olaylarıyla ilgili olarak "soykırım"ı reddetmeyi suç sayan yasayı geçirdi. Genel kuruldaki 557 milletvekilinden sadece 70''e yakınının katıldığı tasarı, Senato''da da onaylanırsa yasalaşacak.

Elbette, Fransa''nın bir Sabih Kanadoğlu''su yoktu ki, 557 milletvekilinin sadece 70''inin katıldığı bir yasa tasarısının "oy çokluğuyla" Meclis''ten geçmesine itiraz edebilsin; bir CHP''si bile olmamıştı ki hiç; meseleyi Anayasa Mahkemesi''ne götürüp süreci tersine çevirebilsin. İşin latifesi bir yana, hatta belki latife bile kaldırabilecek bir mesele değil sözkonusu mevzu, ancak Türkiye''nin siyaset tarihi ancak "koca bir şaka" olması durumunda katlanılabilecek uygulamalarla dolu bulunduğu ve TC''nin kurucu rejim ilkelerinin Fransa''ya olan öykünmeleri, hatta aşkı ortada olduğu için minik bir anıştırma yapmadan geçemedim.

Bendeniz, İttihatçıların 1915''te aldıkları Ermeni tehciri kararının, soykırımı amaçladığını düşünenlerden değilim, ancak bu Ermeni grupların tehcir sırasında ağır ve büyük kayıplar verdiği, Ermeni çetecilerin yaptıklarının bedelini kadın, çocuk ve yaşlıların da aralarında bulunduğu binlerce insanın yollarda hayatını kaybederek ya da başka şekillerde ödediği gerçeğini değiştirmiyor. Bugün için, meselenin "soykırımdır-soykırım değildir" dolaylarında da değilim.

Bendeniz, dün Fransa Meclisi''nden geçen ve Türkiye''den anında "Paris Büyükelçisini Ankara''ya çağırmak", "İkili düzeyde gerçekleştirilmesi öngörülen siyasi, askeri faaliyetlerle seminer, kurs gibi faaliyetlerin iptali" gibi yaptırım kararlarıyla karşılık gören, "soykırımı reddetmeyi suç sayan yasa tasarısı"nı, Fransa ve Türkiye açısından değerlendirmek niyetindeyim.

FRANSA CEPHESİ: Başbakan Erdoğan''ın geçtiğimiz aylarda gerçekleştirdiği Libya gezisini hatırlarsanız; bunun üstüne de, Fransa Cumhurbaşkanı Sarkozy''nin bu geziyi haber alır almaz hiç hesapta olmayan bir Libya gezisi tertip ettiğini ve neredeyse kıskançlık olarak tarif edebileceğimiz bir davranış biçimiyle Türkiye''den rol çalmaya kalkıştığı bilgisini eklerseniz, Fransa ve müttefiki Almanya''nın, Türkiye''nin Kuzey Afrika ve Akdeniz''de, hatta Ortadoğu''da üstlendiği rolden duyduğu rahatsızlığa varmış olursunuz.

Bu nokta, Sarkozy''nin bundan 7 ay önce, sosyalistlerin Meclis''e getirdiği aynı yasanın geçmesini engellerken, bugün neden desteklediğini ortaya çıkarmış olur. Bu veriler ise bizi, siyasetini çatışma politikalarından beslenmek, Türkiye''nin AB üyeliğine karşı çıkmak ve İslamofobiye oynamak üstüne kurmuş olan Sarkozy''nin niyetinin, Ermeniler''in acısını önemsemek değil, yaklaşan seçimleri kazanmak olduğu sonucuna götürür.

Merkel''le birlikte Türkiye''nin AB üyeliğine öteden bu yana karşı çıkan Sarkozy''nin sözkonusu U dönüşü elbette büyük çıkar çatışmalarını işaret ediyor olabilir, ama asıl mesele bu değildir, mesele Türkiye''nin de bu süreci kötü yönettiğidir.

TÜRKİYE CEPHESİ: Önce şunu sormak icap ediyor: "Bu konunun, yani Ermeni tehciri soykırım mıydı, değil miydi?'' tartışmasının Türkiye''nin yumuşak karnı olduğunun farkında mıyız?" Yani, Ermeni tehcirinin, haniyse TC kurulduğundan bu yana, uluslararası arenada her gündeme getirildiğinde, Türkiye''yi hop oturtup hop kaldırtan bir sürece sokan ve elini zayıflatan bir hadise haline dönüşmüş olduğundan haberdar mıyız?

Cevap evetse, önlem nerede? Bu nasıl bir dış ilişkiler stratejisidir ki, yıllardır lobi şirketlerine akıtılan onca paraya rağmen bir milim mesafe alınamamakta, hatta süreç Türkiye''nin aleyhine işlemektedir. Nasıl bir lobiciliktir ki bu, Türklerin 1915''te Ermenileri soykırıma uğrattığı düşüncesini Meclis''inden, senatosunda geçirerek yasalaştıran ülkeler sayısı zaman ilerledikçe azalmamakta, artmaktadır (20''ye yakın ülkeden sözediyoruz). Bu nasıl bir kamu diplomasisidir ki; sadece Ermeni tehciri meselesinde değil, Türkiye''yi zora sokabilecek hemen her konuda yumurta kapıya dayanmadan önce tek bir adım, tek bir hareket gözlenmezken; son dakika geldiğinde işadamlarından dış ilişkiler stratejistlerine, hükümet yetkililerinden hatırlı şahsiyetlerine, o ülkelere haniyse çıkarma yapmakta ama geç kalındığı için eller boş dönülmektedir.

Ancak, Türkiye''nin lobicilik alanında öteden bu yana "zaman ayarlı" ve "fazla pahalı" yöntemleri tercih etmesini eleştiriyor oluşum, "lobicilikte başarı kazanıp bu ülkenin tarihindeki tüm yanlışlıkları/hataları/günahları halı altına süpürelim" cümlesinin bir öncülü anlamına gelmiyor. Bilakis, "vaktiyle halı altına süpürülmüş ne varsa, ortaya çıkarılmalı" anlamına geliyor.

Çünkü birilerine yaşattığınız acılardan dolayı kendi vicdanınıza hesap vermeniz, başkalarına hesap vermenizden hem daha değerli, hem daha anlamlı, hem de daha işlevseldir… Türkiye, Ermeni tehciri sırasında neler olup bittiğiyle yüzleşmedikçe bu mümkün olmayacaktır.