
28 Şubat ılımanlığının neredeyse eriyik haline getirdiği bazı İslamcıların son dönem retoriğindeki “İslamla-sol neden olmasın” arzusu dikkatinizi çekmiştir.
Bunun nedenlerinden biri, zaten ontolojisinde varolan devletçi-totaliter yapısı Cumhuriyet''le birlikte daha belirleyici olan ve giderek rejimin emniyet süpabı olarak işlev gören “sağ”dan ayırt edilme isteğidir. Bu mesafe koyma ve ayrı işlem görme konusundaki hassasiyet de, ortak algıda dindarlığın siyasetin sağ cenahına yakıştırılmış bir olgu olmasıyla ilintilidir. Bu din algısındaki muhteviyat farklı mıdır? Evet farklıdır ve alanı da Demirel''in dindarlık söylemiyle sözgelimi, örtülü bir genç kızın inanç telaffuzu arasındaki yedi değil yediyüzbinlik fark kadar geniştir.
Bu nedenle gelenek dinine intisap etmiş “sağ”la, dinin özünden beslenme –en azından teorik olarak– iddiasındaki İslamcı bakışın dini ayrıdır. “Senin dinin sana, benimki bana” derecesinde hem de.
Ama işte bugünlerde yakınlaşmaya çalışılan “sol”da ise kadim bir din düşmanlığı var, bunu ne yapacağız diyorsanız, onun da çözümü mevcut.
Ama önce, İslamcılar''daki bu “solseverlik”in sırf ''sağ'' karşısında konumlanma isteğiyle sınırlı olmadığını belirtmek gerek. Bu sevgi, “damdan düşenin halini ancak damdan düşen anlar” tarzı bir hüsnü niyet önkabulünden neşet etmiş de değildir. Yani 12 Eylül''ün solculara, 28 Şubat''ın İslamcılara vurduğu darbe asgari müştereğinde buluşma nedeniyle şartların getirdiği yakınlaşma falan da değil bu eğilimin nedeni. Çünkü ne 80''lerde İslamcılık''ın esamesi vardı, ne de 28 Şubat''ta solcular, birileri kendileriyle aynı akıbete uğradı diye kıllarını kıpırdattı. Onu bırakın, ''oh olsun'' diyenler çoğunluktaydı.
İslamcıları gaza getiren, İslam''ın ve ''sol''un az olsa da benzer söylemleri bulunmasıdır ki, bunlardan ilki sosyal adalet anlayışıdır. Gerçi, İslam''daki “Zenginden alıp fakire verme” ile, ''sol''un komün hayatı ve özel mülkiyete rest çeken sosyal devlet anlayışı hangi ortak noktada buluşabilir, o ayrı konu tabii… Çünkü zenginden alıp fakire verme düsturu varsa bir nizamname normları arasında, özel mülkiyet de, zenginlik-fakirlik de kabul olunmuş demektir ve böyle bir düzenlemede diğerlerinden daha çok kazananlara neden çok kazandığı sorulacak değildir, yalnızca az kazanana yardım emredilir. Ama İslam''da da, en az sol retorikteki kadar emek kutsaldır, “işçinin teri” hassasiyetinde hem de.
Türkiye''de İslam''la sol görüş kümelerinin bir diğer kesişen noktası, ilim noktasındaki teşvik edici bakıştır. Ülkücülerin okumadığından, solcuların yıllar yılı yarım ağız alaylarla bahsetmeleri ve son yirmi yılda İslamcı kesimin de okumaya başladığını burun kıvırarak da olsa teslim etmeleri bir yana, elbette İslam''ın ilim öğretisiyle bugünkü Müslümanların telakkisi ve ilim adına eylemleri arasında uçurum vardır. Ancak teori, fikir düzleminden söz aldığımıza göre, İslam''ın bu anlamda “sol”la benzerlik taşıdığını söylersek de abartmış olmayız herhalde. İçerik farkıyla da olsa, her iki kesimin de sermaye piyasasının ahlaksızlıkla ahlaklanmasına karşın, bir ''ahlak'' anlayışının varolması hakeza…
Ama bana sorarsanız, İslamcılardaki bu “solla neden olmasın” aşkı karşılıklı değil. Çünkü sol cenaha bakıldığında, “düşmanın düşmanı dostumdur” çıkarcı saikiyle bile olsa, bir İslamcılar ile yakınlaşmış olmayı kendine yedirememe durumu var. Bunun nedeni, ''din düşmanlığı''nın solu oluşturan unsurların değiştirilemez, değiştirilmesi teklif dahi edilemez maddelerinden biri oluşu. “Aile”yi değersizleştirmiş, sistemin işlemesini sağlayacak çarklardan biri görevine indirgemiş “sol”a karşın, “İslam”ın ''aile''den vazgeçmeyişi gibi, ''kadın''a bakıştaki devasa ayrılıklar gibi tali unsurları da eklersek, bu uzak durma halinin nedenleri anlaşılabilir herhalde.
Sol dahil, hemen bütün ideolojilerin, İslam''la ya da tek tanrı inancıyla buluştuğu bir nokta var ama: Ve “sol”a meyletme heveslisi İslamcı, kadim din düşmanlığına çözümü de bu noktada buluyor. Doğayla, dünyayla ve kendisiyle ilişkilerde sorunları kendi eliyle çözmeye alıştırılmış insanoğlu, adaletsizlikte, haksızlıkta, gücünün yetmediği, başa çıkamadığı her meselede, işi Allah''a havale etmeyi yeğler çünkü. Kırk yıllık solculara bakın mesela, dünyada gereken cezayı görmeden “öbür tarafa yollanan” Pinochet''i Allah''ın gazabına havale edip, “mekanı cehennem olsun” makaleleri döktürüyorlar.
Gelgelelim, bu taraf da farklı değil ve light İslamcılar için “solla özdeşim kurmak” bu nedenle revaçta. Dinle ilgin başın sıkıştığında dua etmek, hakkını alamadığında ''ah etmek''le sınırlı olsun, inancın gereklerini yerine getirme namına, cenaze törenleriyle ve evde oturan eşinin başının örtülü oluşuyla idare et. Gerisi Allah Kerim.
Böylesi bir dinin solla uzlaşamayacak nesi var ki…
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.