Ormancılık ve madencilik işkolları üzerinden, kapitalistleşen dünyâya entegre olan Baltık dünyâsı kısa zamanda, güçlü hânedanlıkların liderliğinde altyapılarını da güçlendirdi, sanayileşti ve dünyâ liginin en üst basamaklarına yerleşti. Meselâ İsveç 10,5 milyon nüfûsu ile 635 milyar dolara yakın bir GSYİH’ya sâhip. Kişi başına 60.000 dolar isâbet ediyor. İhracat fazlası ise yaklaşık 2 milyar dolar civârında. Tam bir
. Sosyal devlet desteği ise dünyâda en ideal ölçülerde işliyor. Güçlü bir orta sınıfa sâhip. Siyâsal olarak ise dünyânın en özgürlükçü demokrasilerinden birisinin hüküm sürdüğü bir yer. Ama zamân içinde bâzı ekonomik sıkıntılar ve için için çözülmeler ortaya çıkıyor. İsveç, son on senelerde
ağır sanayiden hafif sanayiyeye kayan bir sektörel
süreç yaşıyor. Artık bir zamanların efsâne İsveç çeliğinin yerinde yeller esiyor. O sağlamlığı ile meşhur Volvo arabalarını ise 2000’lerin başında Ford’a satıldığı haberini aldık. İşsizlik ise %10 civârında. İnsanlar çalışmak azim ve kararlılığını taşımıyor. İşsizlik paralarıyla geçinmeyi tercih ediyor. Nüfus azalmasa bile artmıyor.
var. Kültürel olarak
yalnızlığın ve yabancılaşmanın derin bir dert
olduğunu işitiyoruz. Moral bir çöküntü son derecede yaygın. Her sene 500 kişi intihar ediyor. Bu her 100.000 kişiden, yaklaşık 19’unun intihar ettiğine işâret ediyor. Square ve The Bothersome Man gibi ustalıklı filmler, Kuzeyli toplumların o karanlık, nahif, kırılgan hâlet-i rûhiyelerine güçlü ışıklar tutuyor.