Bu da geçer ya hû…

00:0025/06/2013, Salı
G: 9/09/2019, Pazartesi
Yaşar Taşkın Koç

Bankerlik faciasını hatırlayan tabiî ki olmaz.Ailem neredeyse her şeyini kaybettiği için delikanlı çağımda benim için unutulmaz bir şeydi.Onca ağıttan, uzun havadan, baraktan sonra çıkıp bir Selanik türküsünün hayatımın en acı türküsü olacağını ise hayal bile edemezdim."Çalın Davulları" türküsünde geçen "selâmın sadası bre dostlar cana dokunur"un nasıl dokunduğunu anlamak için çok sevdiğiniz birinin selâsını vermek için camiye gitmeniz gerekir.Kayınbabam, dünyaya değer vermez; yerinde duramaz; ruhu

Bankerlik faciasını hatırlayan tabiî ki olmaz.

Ailem neredeyse her şeyini kaybettiği için delikanlı çağımda benim için unutulmaz bir şeydi.

Onca ağıttan, uzun havadan, baraktan sonra çıkıp bir Selanik türküsünün hayatımın en acı türküsü olacağını ise hayal bile edemezdim.

"Çalın Davulları" türküsünde geçen "selâmın sadası bre dostlar cana dokunur"un nasıl dokunduğunu anlamak için çok sevdiğiniz birinin selâsını vermek için camiye gitmeniz gerekir.

Kayınbabam, dünyaya değer vermez; yerinde duramaz; ruhu hep "genç" bir insandı. 52 yaşında kalp krizinden hayatını kaybettiğinde memleketine gitmiş, selâsı için müezzine ben gitmek zorunda kalmıştım. Ben ordan biliyorum, bilen de bilir zaten.

Sonra anlaşıldı ki borca batmıştı kayınbabam. Elden alacaklılar da esnaf kefalete de bankalara da tonla borcu çıkmıştı. Çocukları elbirliğiyle kapattılar; küçük kırmızı gözbebeği eski Volkswagen"i üç kuruşa satıldı bu yüzden.

Çünkü 2001 ekonomik krizi onu da kötü vurmuştu yüz binlerce esnaf gibi.

On milyonların ekmeğinin yarısını bir seferde almıştı masadan kriz.

Genç ruhu dayanmış ama ekonomik krize kalp kriziyle cevap vermeyi tercih etmişti vücudu.

O krizi yaşı 25"in altındakilerin hatırlaması, bilmesi kolay değil.

O krizin 28 Şubat darbesinin oluşturduğu alt üst oluşun; yağma döneminin ürünü olduğunu ise 30"un altındakiler bile bilemez.

SETA için son seçimlerden önce AK Parti"nin o güne kadarki dönemini değerlendirme raporunu yazarken 28 Şubat"ın hukuk, siyasal, kültürel darbeciliği ile 2001 krizinin ekonomik sefaletine özellikle dikkat çekmiştim.

Halk, bu alanlardaki feci düşüşün üzerinde tuttuğu sürece hükümeti destekledi; seviyeyi bu alanlarda yükselttiği sürece yükseltti demiştim.

Hâlâ da öyle oluyor.

AK Parti ekonomik, siyasal, kültürel alanda daha iyiyi sunduğu sürece büyümeye, oylarını artırmaya devam edecek.

Her şeye rağmen geçmişteki darbeleri, acılarını ve onların doğal uzantısı ekonomik kayıp ve soygunları unutmayan büyük bir kitle var.

Bu işlerin sonunun en azından bir 2001 ekonomik krizi benzerini herhalde bu ülkede yaşayan hiç kimse ne pahasına olursa olsun istemez.

Sonunda akıl ve sağduyu galip gelir.

Tartışmalara son noktayı çok da uzak olmayan bir zaman sonra sandık koyar.

Halkın en sevdiği şeydir sandık; çünkü herkesin eşit ve sözünün dinlenildiği ilk yerdir.

Üç haftadan fazladır yaşadığımız toplumsal tartışmanın dozu gittikçe düşerken yine biz bize, baş başa kalıyoruz.

Bütün bu toz duman sona erdiğinde geriye dönüp söylediğimiz, yazdığımız, eylediğimizin bu kargaşaya ne kadar katkı yaptığını; kargaşanın sona ermesine ne kadar yardımcı olduğunu; dost ve samimi olanla diğerlerini ne kadar ayırabildiğimizi de gösterecek.

Ben, bana edilen kötü sözü affetme/affetmeme yeteneğine, kararına sahibim ama kendi ettiğim kötü sözün hesabını önce kendi vicdanıma veremeyeceğimi de biliyorum.

Herkes gibi…

O yüzden artık daha sakin olmak gerekiyor.

Bu da geçecek başımıza gelen onca ve çoktan unuttuğumuz çok daha kötü şey gibi…

28 Şubat da geçti; 2001 ekonomik krizi de…

Her alt üst dönemi gibi birbirinden tuhaf şeyler de okuduk, duyduk, söyledik. Şaşırdık…

Gün gelip de Mehmet Baransu"yu savunacağım aklıma gelmezdi meselâ…

Onun yaptığı bir haber nedeniyle borsanın düştüğünü iddia eden "sebebi kendinden menkul" ahmaklığı selâmlayamazdım herhalde.

Murat Menteş"e -sanki o bir Ertuğrul Özkök"müş gibi- yazılarla "çakılmasını" da normal bulmadığım gibi. Ya da kısa süre sonra tekrar ve "hep birlikte" geleceğimize odaklandığımız; ekonomik ve demokratik atılımları zorlayacağımız, destekleyeceğimiz günler geldiğinde Işın Eliçin"in yazmıyor olmasının eksikliğini hissedeceğimizi bildiğim gibi…

Twitter, facebook birbirinden sakin gibi artık.

Zaten Muğla"da küçük balıkçı köyü Turgut"ta sol tarafımda dantellerini işleyen anneanne, babaanne grubunun sesi ile köyün yerlisi erkeklerin tavla ve sohbeti sağ tarafta denizde oynayan torunlarının çocuklarının çığlıklarına karışıyor.

Bu da geçiyor…