Dağılmanın eşiğindeki birlik

Yeni Şafak
Haber Merkezi
04:0025/03/2017, Cumartesi
G: 25/03/2017, Cumartesi
Yeni Şafak
Avrupa Birliği
Avrupa Birliği

Avrupa Birliği temellerini atan Roma anlaşmasının 60’ıncı yılında dağılma tehlikesi ile karşı karşıya. Ekonomik, sosyal ve siyasi sorunlar karşısında çözüm üretemeyen Birlik üyesi ülkeler, Türkiye politikalarında da ‘at gözlüğü’ takmaya devam ediyor.

Bugün Avrupa Birliği'nin kurucu anlaşması olarak değerlendirilen Roma Anlaşması'nın imzalanışının 60'ıncı yıldönümü. 25 Mart 1957'de Roma'da bir araya gelen Belçika, Fransa, Almanya, İtalya, Lüksemburg ve Hollanda devlet başkanları Avrupa Birliği'nin öncülü olan Avrupa Ekonomik Topluluğu'nu kuracak anlaşmaya imza attılar. O günden bugüne altı üyeli yapı yirmisekiz ülkeyi kapsayan Avrupa Birliği'ne dönüşürken, 500 milyon nüfuslu ve GSYİH'si 15 Trilyon Euro'ya bir siyasi ve ekonomik birliğe ulaştı. Ancak bu madalyonun sadece bir yüzünü oluşturuyor.



2008 Krizi Darbeyi Vurdu


Avrupa Birliği, ABD'nin güvenlik şemsiyesi altında yaşadığı refah dolu eski günleri mumla arıyor. Her ne kadar hiçbir zaman tam anlamıyla bir siyasi güç olamamışsa da, geçen altmış yılın önemli bir kısmında Avrupa Birliği, küresel ekonominin lokomotif güçlerinden biri olarak tanımlanıyordu. Öyle ki “siyasi cüce, ekonomik dev” ifadesi Birlik'i tanımlamak için kullanılıyordu. 2008 yılında yaşanan küresel finans krizi, AB'nin ekonomik gücünü de önemli oranda törpüledi. Almanya hariç Birliğin birçok üyesi ekonomik krize girdi ve bir daha da belini doğrultamadı. Örneğin Yunanistan, kendisine açılan sonsuz kredi olanaklarına rağmen ekonomik darboğazdan çıkamamış durumda. Bugün birçok AB üyesi ülke, Maastricht Ekonomik Kriterlerini dahi karşılayamayacak bir ekonomik tablo ile karşı karşıya.





Merkez Siyaset Çöktü


2008 Finansal Krizinin bir diğer etkisi ise AB içinde yükselen ekonomik ve sosyal sorunlar karşısında politika üretemeyen merkez siyasetin çöküşü oldu. Avrupa'da merkez siyasetin çökmesi özellikle aşırı sağ akımların siyasi alanda güçlenmesi ve söylemlerinin ortalama Avrupa kamuoyu tarafından gittikçe kabul görmesine sebep oldu. Marjinal siyasi akımlar birçok ülkede iktidara ortak oldu ya da en büyük muhalefet cephesini oluşturarak, siyaset üzerinde baskın güç haline geldi. Son olarak Avusturya, Hollanda ve Fransa'daki gelişmeler bu süreci net şekilde gösterdi.



Brexit büyük trajedi


Ekonomik ve siyasi çıkmazlar ile boğuşan AB projesine en büyük darbe ise 1973'te üyeliğe kabul edilen İngiltere'den geldi. Haziran 2016'da, İngiltere'nin Avrupa Birliği'nden ayrılmasına yönelik referandum (Brexit) yüzde 52 oy oranı ile kabul edilince, 60 yıllık bütünleşme projesine yönelik şüpheler derinleşti. Birçok Birlik üyesinden benzer yolun takip edileceğine yönelik açıklamalar yükseldi. Fransa'da Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin güçlü adayı Ulusal Cephe lideri Le Pen açıkça Frexit'i savunmaya başladı. Avrupa Komisyonu Başkanı Jean-Claude Juncker de, Brexit'i 'hayal kırıklığı ve trajedi' olarak değerlendirdi.



Geleceğe yönelik 5 Senaryo


Avrupa Birliği (AB) Komisyonu Başkanı Jean-Claude Juncker imzalı “Beyaz Kitap” adlı belge, AB'nin kuruluşunun 60. yıl dönümünde, Roma'da yapılacak zirvede liderlere dağıtılacak. Belge, AB'nin geleceğine ilişkin 5 senaryoyu içeriyor. Bunlar, “aynen devam”, “sadece ortak pazar”, “daha fazlasını yapmak isteyenler”, “daha azını daha verimli yapmak” ve “birlikte daha fazlasını yapmak” başlıkları altında sıralandı.



Türkiye'ye 'at gözlüklü' politika


1959'daki başvurusuyla gündeme gelen ve 1963'teki Ankara Anlaşması ile resmiyet kazanan AB üyelik sürecinde, 1999 yılında AB üyeleri tarafından aday olarak kabul edilen Türkiye, 2005'te tam üyelik müzakerelerine başladı. Ne var ki AB üyesi ülkelerin 'at gözlüklü' Türkiye politikası neticesinde iki taraf arasındaki ilişkiler inişli çıkışlı devam ediyor. AB, Türkiye'ye yönelik yükümlülüklerini başta vize serbestisi olmak üzere yerine getirmekte ve yeni müzakere başlıkları açmamakta hala çekince gösteriyor.






#Avrupa Birliği
#Roma anlaşması
#Ekonomi