Başörtüsü üniversitelerde serbest olduğu gün, okulu bırakan arkadaşlarımdan biri yıllar sonra üniversitede örtülü derse girmenin mutluluğunu benimle paylaşmıştı. O günden beri elim yüreğimde bekliyordum haberi. Kamuda başörtüsü serbest. Acı dolu yıllar ve gözyaşlarıyla örülmüş dualar, sonuç vermişti nihayet.
-Yayınlandı mı?
-Evet.
Bu evet, beni bambaşka iklimlere götürüyor. Mutlulukla susuyorum. Konuşmaya başlarsam su(a)mayacağımı, belki de ağlamaya başlayacağımı biliyorum çünkü. Fakat benim miladımda 15 yılı dolduran bir acının son bulması karşısında, 15 yıldır ilk defa mutluluktan akacak gözyaşlarım.
Artık 8 Ekim… Bu günü unutma, diyorum kendi kendime heyecanla. 15 yıldır beklediğin, dualar ettiğin, milyonların da duasına karıştığını hissettiğin bu günü unutma… Saat 01.20 ve karmaşık duygularla doluyum. Bir tarafım avaz avaz bağırmak istiyor heyecanla, diğer tarafım yılların alışkanlığı haline gelmiş acı iç çekişlerimi mutlulukla değiştirmek istiyor.
98-99 eğitim-öğretim yılında, üniversite 3. Sınıf öğrencisiyken başlamıştı miladım. O gün bölüm başkanımız sınıfımıza girmiş ve artık derslere örtülü giremeyeceğimizi söylemişti. Günlerdir kulaktan kulağa duyulan şey yazık ki gerçek olmuş ve derslere örtülü girdiğimiz takdirde uyarıdan başlayan cezalarla cezalandırılacağımızı dinliyorduk bölüm başkanından.
Arkadaşlarımızla birbirimize bakamıyorduk. Biliyorduk ki birbirimizin gözlerindeki acıyı gördüğümüz anda ağlamaya başlayacağız. Ve ağlamamalıydık. Haklı olan bizdik. Bu hak bize güçlü olmalısınız diyordu içten içe. O gün dersten çıkınca koridorda bir destek aradığımı hatırlıyorum.
Taviz vermemeliydim. Benim gibi düşünen birkaç arkadaşımla birlikte sınıfı terketmiştim. Sessizlik… O sessizliği yıllarca unutamadım. Koridorda arkadaşlarımla birbirimize baktığımız ve yalnız olduğumuzu anladığımız o birkaç dakika. Miladım o gün başlamıştı. Gözyaşlarım da.
Sonraki günler derslerdeki yoklama kağıtlarını imzaladıkça hakkımızda tutanaklar tutulmuştu. Cezalar gelmeye başladı. Her gelen cezayı gururla karşılayan babam… Her gece rüyalarımda babama şikayet ediyordum halimizi. Günlerce sürdü şikayetlerim. Sonunda bir gün, eve gittiğim bir akşam; ağlayarak anlattım babama rüyalarımı.
Babamı ilk defa hıçkıra hıçkıra ağlarken gördüm o akşam. Çaresizliğin bir babanın omuzlarını ne denli çökerttiğini o akşam gördüm. Kaç yaş birden büyüdüm o akşam, bilmiyorum. Ya da kaç yaş birden yaşlandım…
Pardesö- başörtüsü ve peruk… Birbirine en zıt olan en uyumlu üçlü… Ve daha nice farklı giyim tarzları… Hepsi, saçımızın ne kadarını kapatabiliriz telaşıyla denenmiş bir çok acayip kıyafet. Ve başörtüsünü çıkararak derslere girmek zorunda kalan arkadaşlarımızın derin acısı. Bir birine bakamayan on binlerce göz… Acılar umudu buldurur bize, diyordu şair ve umuda en çok ihtiyacımız olan günlerdi… Başörtüsünü çıkaran da, çıkarmayan da acı doluydu. Yıllarca sürdü bu utanç. Her şey bir ah''ta birikti yıllarca. Üniversiteyi bitirip diplomamı aldığım gün ise asıl zor günlerin bundan sonra başlayacağını henüz bilmiyordum.
Sonraki 13 yılım… Derin bir nefes alıp tek cümleye sığdırmak istiyorum yaşadıklarımı. Öğrencilerinin sevgi ve minnet dolu bakışlarıyla başörtüsü hassasiyeti arasına sıkışıp kalmış, küskün ve mahzun geçen 13 yıl.
Başörtüsü üniversitelerde serbest olduğu gün, okulu bırakan arkadaşlarımdan biri yıllar sonra üniversitede örtülü derse girmenin mutluluğunu benimle paylaşmıştı. O günden beri elim yüreğimde bekliyordum haberi. Kamuda başörtüsü serbest. Acı dolu yıllar ve gözyaşlarıyla örülmüş dualar, sonuç vermişti nihayet.
Saat 02.00''yi geçmiş. Bilgisayar başında, heyecanla yazıyorum. Gözlerimin dolduğu anlar olu-yor. Ama mutluluğum engel oluyor ağlamama. Haklıyız, diyordun. Bak oldu işte. Kılık- kıyafet yönetmeliği değişti bir saat önce. Yönetmeliğin bu gece yayınlanabileceğini duyunca uyuyamadın heyecandan.
Eşinin evet''iyle başka bir devir başladı içinde.
Üniversite öğrencisi Hilal''le konuşuyorum şimdi içimden. Anlatıyorum O''na. Bitti bak. O günlerin acı hatırası kalacak sadece sana. Bir de yakarışlarının içtenliği. Yarın yeni bir başlangıç olacak yüz binler için. Yüz binlerce Hilal için.







