CHP camileri ve mescitleri sattı

Fazlı Şahan
Fazlı Şahan
00:0025/04/2012, Çarşamba
G: 25/04/2012, Çarşamba
Yeni Şafak
CHP camileri ve mescitleri sattı
CHP camileri ve mescitleri sattı

Başbakan Tayyip Erdoğan, CHP lideri Kılıçdaroğlu'nun inkar ettiği tek parti döneminde camilerin satılmasına, ahır yapılmasına dair resmi belgeleri Meclis kürsüsünden açıklayarak, '1926-1950 arasında 513 cami satılıyor. 327 cami arsası ki bunların çoğu üzerinde cami var, bunlar da satılıyor. 1070 mescit satılıyor' dedi


Partisinin TBMM grup toplantısında konuşan Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nu eleştirdi. Kılıçdaroğlu'nun, CHP'nin karanlık geçmişini meşrulaştırmaya çalıştığını belirten Erdoğan, özetle şunları söyledi: Tek parti CHP döneminin zulmünü bu millet iliklerine kadar yaşamıştır. Camilerin nasıl kapatıldığını, nasıl satıldığını, ezanın nasıl susturulduğunu, gazetelerin, dergilerin yasaklandığını, sakala, bıyığa, kılık kıyafete nasıl müdahale edildiğini milletimiz çok ama çok iyi hatırlıyor. İki tane kitaptan yola çıkarak, 1940'larda yüzlerce kitabın yasaklanmasını meşru göstermeye çalışmak yüzsüzlüğün ta kendisidir. Karanlık geçmişinizle gurur duyabilirsiniz ama zulüm ve baskıyla dolu karanlık geçmişinizi meşrulaştırmaya kalkarsanız, orada biz de belgelerle size gereken cevabı veririz. İnönü, aynen şu ifadeleri kullanıyor: 'Cumhuriyet'in hangi devrinde camiler kapalı ve ibadet yasak olmuştur? Hiçbir zaman olmamıştır'

BUNLARI İYİ ÖĞREN

İnönü'nün bu açıklamasının ardından, 19 Ekim 1966'da, Yeni İstiklal Gazetesi, 'İnönü'nün yalanlarına karşı vatandaşı ispata çağırıyoruz' diye bir kampanya başlatıyor ve gazeteye adeta mektup yağıyor. Bir Müslüman değil, bir Hristiyan vatandaş, bir Ermeni vatandaş, aynen şu mektubu yazıyor: '...Müslümanların Kurşunlu Camii veya Fatihpaşa Camii dedikleri ibadethane, 1941-1942 yılında depo yapılıp kapatıldı. Avlusunda 8-10 adet hurda at arabası takoza alınmış ve önüne nöbetçi dikilmişti. Bu meyanda, bizim Latin Kilisesi'ne de güya bu camideki mühimmatı koruması bahanesiyle bir manga asker yerleştirilmiş, ibadethanemizi tuvalet olarak kullanıyorlardı.'

KARAKOL OLARAK KULLANILDI

Muğla'dan bir vatandaş, şunları yazıyor: 'Muğla'da 6 cami depo yapılmış, caminin dolapları tuvalet haline getirilmiş, kadın oynatılıp şarap içilmiştir. Bütün bu yürekler acısı hareketlere mani olmak maksadıyla mücadelede bulunan zamanın müftüsü Münir Özsay, Vali Recai Güreli tarafından görevinden azledilmiştir.' Kahramanmaraş'tan Mehmet Karaca şunları yazıyor; '1945 senesinde Maraş Türkoğlu Cumhuriyet Mahallesi'ndeki Ulu Cami kapatılmıştır. Caminin açık kalan kapısından giren hayvanlar, burasını bir ahır haline getirmişlerdir. Şekerli Camisi Ambar, Hatuniye Camisi de karakol olarak kullanılmıştır.'

HARAP VE VAKIF BİNA KILIFI

1926-1950 arasında 513 cami, çoğunun üzerinde cami olan 327 arsa, bin 70 mescit satıldı. Bunlarla birlikte, kilise, manastır, türbe, mezarlık, imaret, darüşşifa ve benzeri çok sayıda tarihi eserin satışı yapılıyor. Toplamda 3 bin 411 adet hayrat vakıf taşınmazının satışı gerçekleştiriliyor. Sayın Kılıçdaroğlu, sen neyle konuşuyorsun, kılavuzu değiştir kılavuzu. Bu yanlış kılavuzlarla akıbetin iyi değil. Yatakhane, ahır, hatta eğlence merkezine dönüştürülen çok sayıda cami bulunuyor. Çok enteresan. Camilerin satış ilanı verilirken, Cami değil ne diyorlar biliyor musun, millet uyanmasın diye, harap ve vakıf bina denilmesi için talimat veriyorlar.

GÖRMEZ'DEN ÖZÜR DİLE

Kılıçdaroğlu önce Diyanet İşleri Başkanı'ndan özür dile. Sana değer vererek Kutlu Doğum Haftası'na çağıran bir başkana açıkla diyorsun. Bunları gel bize sor. Bunları Meclis gündeminde kayda girin. Bunun cevabını verecek makam biziz. Bunun cevabını verecek merci vakıflardır. Yani bizden isteyeceksin.


İşte o belgeler

Erdoğan, camilerin kapatılması, müzeye, depoya çevrilmesi, ahırlara dönüşmesinin 19 Kasım 1935'te çıkarılan bir yasayla başladığını belirterek, 9 belgeyi açıkladı:

Belge 1: Camilerin satışını mümkün hale getiren yasa- Kanunun çıkmasının ardından, Türkiye'nin hemen her vilayetinde, her kasabasında, camiler kapatılmaya başlanıyor.

Belge 2: Cetvel. 1926-1950 arasında 513 cami satılıyor. 327 cami arsası ki bunların da çoğunun üzerinde cami var, bunlar da satılıyor. Bin 70 mescit satılıyor. Bunlarla birlikte, kilise, manastır, türbe, mezarlık, imaret, darüşşifa ve benzeri çok sayıda tarihi eserin satışı yapılıyor. Toplamda 3 bin 411 adet hayrat vakıf taşınmazının satışı gerçekleştiriliyor.

Belge 3: Sivas'taki Ulu Cami'nin devlet müzesi yapılmasına ilişkin 1948 tarihli İsmet İnönü'nün de imzasının bulunduğu Bakanlar Kurulu kararı.

Belge 4: Vakıflar Umum Müdürlüğü'nden Tekirdağ Valiliği'ne gönderilen satılacak cami ve mescitlerin 'harap bina' şeklinde yayınlatılmasına ilişkin yazı.

Belge 5: Vakıflar Genel Müdürlüğü'nün hayvan bağlanan Atik Valide Cami ve Efkan Tekkesi ile ilgili Başbakanlığa gönderdiği ve işgale son verilmesine ilişkin yazısı.

Belge 6: Karacabey'den Behçet Ömer'in Vakıflar'a yazdığı ve kasabada mevcut camilerin asker tarafından alındığı, Ramazan'da namaz kılmak için Ulu Cami'nin tahliyesine ilişkin yazısı.

Belge 7: Gaziantep'de bulunan Selim Efendi Camisi'nin CHP'ye satılması.

Belge 8: Edremit'de bulunan Yıldırım Camisi'nin 300 TL bedelle CHP'ye satılması.

Belge 9: 1936 tarihli Cumhuriyet gazetesi kupürü. Osmangazi ilçesi Tophane Mahallesi'ndeki caminin bando ve muhafız birliğine verilmesine ilişkin haber.


Darbelerin kuvözünde yetişti

Sayın Kılıçdaroğlu en başta şunu görmeli, şunu anlamalıdır: Aynı anda hem Ergenekon'un avukatı, hem de darbe karşıtı olunmaz. 28 Şubat'a selam duracaksınız, 27 Nisan'a selam duracaksınız, 27 Mayıs darbesinden övgüyle bahsedeceksiniz, sonra da çıkıp, 'AK Parti'yi 28 Şubat üretti' diyeceksiniz. Bu ülkede darbelerin küvözünde sadece CHP yetişmiştir, üremiştir. CHP'den başka hiç kimse darbelerden nemalanmamıştır. Kusura bakmayın, hiç kimseyi inandıramazsınız. Daha ilk günden, 28 Şubat soruşturmasının başladığı anda intikam kelimesini telaffuz edenler, milyon kere de darbe karşıtıyım deseler de samimiyetlerine kimseyi ikna edemezler. Şu anda Sayın Kılıçdaroğlu'nun yol arkadaşlığı yaptığı bir zat var. Eski Başbakanlardan, eski Cumhurbaşkanı. Biliyorsunuz, bu zat, şapkasını kaptırmaz, şapkasını alır gider ama 12 Haziran seçimlerinde Kılıçdaroğlu ile al takke ver külah yapmaktan kaçınmadı. Sayın Kılıçdaroğlu, sen o yol arkadaşına git, 'dün dündür bugün bugündür' demezse, Sana CHP zulmünü gayet tahsilatlı bir şekilde anlatacaktır.


Kılıçdaroğlu çok ciddi akıl tutulması yaşıyor

CHP, 27 Mayıs'ın öncesinde müdahaleye su taşımış, 27 Mayıs'ın hemen ertesinde de müdahaleye alkış tutmuş, hatta silahlı güçlere 'emrinizdeyim' diyerek, müdahale karşısında el pençe divan durmuştur. CHP, maalesef 27 Mayıs'ta da 28 Şubat'ta da yüzleşme vakarını gösterememiştir. CHP birbiriyle çelişen açıklamalar yapıyor. Çok ciddi biçimde bir akıl tutulması yaşıyor. Doğrudan darbeleri eleştiremeyen, doğrudan müdahaleye karşı olduğunu söyleyemeyen CHP, konuyu farklı yerlere çekerek, adeta minderden kaçıyor. 'Darbelere karşıyım ama...' diye başlayan her ifade, doğrudan doğruya darbeleri meşrulaştırmaktır ve hastalıklı bir ruh halinden başka bir şey değildir. CHP Ömer Seyfettin'in Pembe İncili Kaftan hikayesinden bahsediyor. Bu hikayeyi birileri ona özetleyerek anlatmalı. AK Parti dış politikada hayali gerçeğe dönüştürdü. Bize dış politika konusunda yol da gösteremez. Sayın Kılıçdaroğlu sen Baas'çısın. Kılıçdaroğlu gitsin Ömer Seyfettin'in Diyet adlı hikayesini okusun. Kılıçdaroğlu orada bizzat kendisini görecektir.


Anayasa Yunus Emre'nin dili olmak zorunda

'Anayasanın Dili Sempozyumu'na katılan Erdoğan, anayasanın dili mana noktasında açık ve sarih olmadığı için Türkiye'nin çok büyük sıkıntılar yaşadığını ve yaşamaya devam ettiğini belirterek, '367 meselesinde anayasanın dili ciddi şekilde istismar edildi. Mana son derece açıkken lafız farklı yerlere çekilmek suretiyle Türkiye'ye ağır bedeller ödetildi' dedi. Anayasa konusunda son derece samimi olduklarını ifade eden Erdoğan, 'Anayasanın dili Yunus Emre'nin süt gibi arı Türkçesi olmalı. Yapay engellerle, anayasa yapım sürecinde zorluk çıkarılmayacağını umuyoruz. Şu anda gönlümüz grubu olan tüm partilerle bunu çıkaralım ama önümüze farklı engeller çıkarsa birleşebileceğimiz partilerle yapabiliriz' dedi.