Şefkat Tepe'ye çığ gibi tepki yağıyor

Aa
00:0012/02/2014, Çarşamba
G: 12/02/2014, Çarşamba
Yeni Şafak
Şefkat Tepe'ye çığ gibi tepki yağıyor
Şefkat Tepe'ye çığ gibi tepki yağıyor

STV'deki Şefkat Tepe dizisinde Peygamber Efendimiz'in suistimal edilmesine tepkiler sürüyor. Türkiye İmam Hatipliler Vakfı (TİMAV) Genel Başkanı Ecevit Öksüz, Hz. Muhammed'in ışık şeklinde, salavatlar eşliğinde bir ortama getirilmesi ve diziye konu edilmesinin Rasulullah'a saygısızlık olduğunu söyledi.

Öksüz, Müslümanların en hassas olması gereken noktalardan birinin, Hz. Muhammed hakkında yorum yapmak veya onu dünyadaki iş ve amellerimize konu edinmek olduğunu belirtti.

Bu konuda yoğun bir hassasiyet gösterilmesi ve istismara açık noktalardan Hz. Peygamber'in uzak tutulması gerektiğini ifade eden Öksüz, "Efendimiz; 'beni rüyada gören gerçekten beni görmüştür' diyor. Efendimizi her görmek isteyen rüyasında göremez. Rasulullah'ı rüyasında gören insanlar da genelde edeben bu rüyalarını anlatmazlar. Çünkü bu rüya, Rasulullah ile kişinin kendi arasındaki bir ilişkidir. Efendimiz insanların rüyalarına girip, toplumsal olaylarla ilgili emirler vermez. Çünkü rüya ile amel edilmeyeceğini de söyleyen bir peygamberin ümmetiyiz" diye konuştu.

Öksüz, Samanyolu TV'deki Şefkat Tepe dizisinde, zor durumda olan bir timin Hz. Peygamber'den yardım talep ettiğine dair algı olduğunu vurgulayarak, şunları kaydetti:

"Müslümanlar, yardımı Allah'tan diler. Efendimiz, bir insandır. İnsan olarak bu dünyaya gelmiştir. Peygamberlik görevini ifa etmiştir. İslam dini tamamlanmıştır ve Efendimiz de vefat etmiştir. Dolayısıyla güncel olaylarla ilgili veya dünyaya, dine dair Müslümanların yapması gereken Efendimiz hayattayken buyurdukları, hadisler ve Allah'ın bize gönderdiği ayetler çerçevesinde dini yaşamaktır. Diğer taraftan efendimizin ışık şeklinde, salavatlar eşliğinde bir ortama getirilmesi, bunun bir diziye konu edilmesi Rasulullah'a saygısızlıktır. Efendimizi ışık hüzmesi şeklinde getireceksiniz, kamyona bindireceksiniz, kamyonu hareket ettireceksiniz, tekerin önüne biri yatacak ve Efendimizin üzerinde olduğu kamyon orada duracak... Böyle bir senaryoya Efendimizi konu edinmek İslam'ın ruhuna aykırı olduğu gibi Efendimize de saygısızlıktır."

Senaryonun, insanların filmlerde karşılaştığı ruh çağırma seanslarını akıllara getirdiğini anlatan Öksüz, "Filmlerdeki ruh çağırma seanslarında tuhaf bir varlık gelir. Aynı sahnelerin Efendimize uyarlanışı gibi bir durum söz konusu. İnsanlar, konu Efendimiz olunca salavatlar getirerek bekliyor vaziyette görülüyor. Bu direk ruh çağırma gibi bir şey çağrıştırıyor, bu doğru değil" ifadesini kullandı.

Öksüz, insanları dinle ilgili istismara açık konularda daha dikkatli, edepli olmaya davet etti.

Doç. Dr. Muhittin Okumuşlar

Necmettin Erbakan Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dekan Yardımcısı Doç. Dr. Muhittin Okumuşlar ise peygamber efendimizin, bir dizide rüyada görülmüş olarak gösterilse dahi, insanları yönlendirecek şekilde kullanılmasının doğru olmadığını söyledi.

Rüyanın İslam dininde bir bilgi kaynağı olmadığını ifade eden Okumuşlar, şunları kaydetti:

"İslam'da bilgi kaynakları açık ve nettir. Bu nedenle rüyayla hareket edilmesi mümkün değildir. Günümüzde televizyonlarda, Peygamber Efendimizin rüyada görülmesi şeklinde karşımıza diziler, filmler çıkıyor. Burada şöyle bir durum var; insanlar başkalarını etkilemek adına böyle gizemli, güçlü bir takım argümanlar peşinde. Bunun için de Peygamberimizi kullanıyorlar. Tarihte de bu olmuş. Yalancı peygamberler dahi çıkmış. Ya da 'Efendimizi gördüm, şöyle buyurdu, şöyle yaptı' diyen kimseler de çıkmış. Herhangi bir konuda televizyonda Efendimizin sözü kullanılarak istismar edilebilir ama burada çok daha ileri gidip bizzat görüştüğünü söylemek halinde bir istismar var. Hiçbir şekilde Efendimizin istismar edilmemesi gerekiyor."

Geçmişte bir takım kimselerin, insanları etkilemek ve güç elde etmek için gizem oluşturmaya çalıştığını vurgulayan Okumuşlar, "Dizideki görüntüler de gizem oluşturarak, insanları istismar etmek anlamına geliyor. Peygamberimiz adına yalan uydurmak büyük günahtır. Söylemediği birşeyi söyleme, onun adına yalan uydurmaktır. Efendimizin bu şekilde görülmesi, rüyaya gelmesi ve bilgi vermesi imkansızdır. Dolayısıyla kim; 'Peygamberimiz geldi, şöyle söyledi, böyle dedi' gibi bir şey söylerse bu kendi adına yalan uydurmaktan daha öte bir şey. Bu dinde kabul edilemez ve yasaktır" şeklinde konuştu.

Latif Selvi

Sivil Toplum Kuruluşları İcra Heyeti Başkanı Latif Selvi ise siyasetin bir rekabetleşme olduğunu, son dönemde bu rekabetleşme ortamının, siyasi iktidarla siyaset dışı bir unsur arasında cereyan ettiğini belirtti.

Bu rekabette herkesin elinden gelen enstrümanları kullanma yolunu seçtiğini ifade eden Selvi, şunları kaydetti:

"Geleneksel yapımız içinde, Kur'an-ı Kerim, Peygamberimiz ve Allah'ın zatı gibi hususları, kişisel tartışmalarımıza konu etmeyiz. Çünkü ortaya koyacağımız şeyin karşılığı toplumda oluşmazsa bu değeri, yıpratmaya konu etmiş oluruz. Bu sağlıksız bir yaklaşım biçimi. Burada Peygamberimiz, kutsal kitabımız, hadisi şerifler, Allah'ın zatı gibi, bir camianın özel tekeline alamayacağı, tüm Müslümanların ortak değeri olan hususlar ortaya konulduğunda bazı tartışmalar çıkabilir. Sanki kendisinin parçası gibi ortaya koyma yanlışına düşülür. Bunun toplumda karşılığı olmazsa, bu defa kendilerine dönük eleştirel yaklaşımların muhatabı haline gelinir. Bunlar doğru yaklaşımlar değil. Bu tür şeylerden vazgeçilmeli. Belli televizyon ve basın yayın organları da kullanılmak üzere bir camianın bu kadar bu işlerin içine girmiş olması, o camianın tabanına da kendi öz değerlerine bağlı olarak ürettiği hizmetleri de zedelemektedir. Bu tür değerleri uhdelerine alıp, bunun üzerinden kendilerince etkili olacağını düşündükleri argümanların basamak olarak kullanılmasını doğru bulmayız."

"Peygamberlerin ışık hüzmesi şeklinde de olsa gösterilmesi yanlış"

Diyanet İşleri Başkanlığı Din İşleri Yüksek Kurul Üyesi ve Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dekan Yardımcısı Prof. Dr. Bünyamin Erul, "Bu ve benzer filmler geçmiş yıllarda çeşitli velilerle ilgili yapılan filmlerde hep veliler gösteriliyordu. Son zamanlarda peygamberlerin ışık huzmesi şeklinde de olsa gösterilmesi yanlıştır. Bunun nereye kadar gidebileceğini de kestirmek zordur" dedi.

Diyanet İşleri Başkanlığı Din İşleri Yüksek Kurul Üyesi ve Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dekan Yardımcısı Prof. Dr. Erul, özel bir televizyon kanalında yayınlanan dizide bir ışık huzmesi şeklinde peygamber sahnesinin yer almasıyla ilgili açıklamalarda bulundu.

Prof. Dr. Erul, asrımızda görsel malzeme ön plana çıktığı için kutsala dair her şeyin medyada yer almasının sıkıntılara yol açtığını belirterek, "Kutsallara saygı Kur'an-ı Kerim'in temel emirlerinden bir tanesidir. Hz. Peygamber Efendimiz Muhammed Mustafa'ya, Kur'an-ı Kerim'e, Kabe'ye, meleklere saygı ve bunlarla ilgili konuşurken yazarken, bunlarla ilgili görsel bir malzemeyi teşhir ederken çok dikkatli olunması gerekiyor. İhmal edilen bir husus bu alanda ilahiyatçılardan, alan uzmanlarından mutlaka bilimsel destek alınması gerekiyor. Bu ihmal edildiği için biraz da fazla emek verilmediği için çeşitli kısa filmlerde de benzer şeyler karşımıza çıkabiliyor" diye konuştu.

"Peygamberlerin ışık huzmesi şeklinde de olsa gösterilmesi yanlıştır"

Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dekan Yardımcısı Prof. Dr. Erul, konunun çok titiz olduğunu belirterek şöyle devam etti:

"Peygamber efendimiz bizim her şeyden önce rol modelimizdir. Ama asla rol oyuncumuz değildir, rol oyuncusu olamaz. Buradaki yanlış, bizim İslamdaki peygamber anlayışımızın yeniden sorgulanması gerekiyor. Kur'an-ı Kerim'e göre Peygamber efendimizin Mekke'de Medine'de yaşadığı siret gerçekliğine göre doğru bir peygamber anlayışına sahip çıkmamız gerekiyor. Bu ve benzer filmler geçmiş yıllarda çeşitli velilerle ilgili yapılan filmlerde hep veliler gösteriliyordu. Son zamanlarda peygamberlerin ışık huzmesi şeklinde de olsa gösterilmesi yanlıştır. Bunun nereye kadar gidebileceğini de kestirmek zordur. Aslında böylesi bir görüntü bir başka ülkede olsa, bir Pakistan'da, Endonezya'da, Malezya'da olsa belki kitleler sokağa dökülebilirdi. Bu tür şeylere meydan vermemek lazım. Bu tür filmler daha çok Hristiyan kültüründeki Hz. İsa'yı gökten indirme sahnelerini çağrıştırıyor. Bizdeki peygamber anlayışı çok daha ulvi çok daha nezihtir. Peygamberimizden bahsederken, peygamberimizi anlatırken, filmlere dizilere konu edinirken çok daha dikkatli olmamız gerekiyor."

İster bir rüyayı anlatsın ister bir film olsun günümüz insanının bilgilerini eğer görsel malzemeler oluşturuyorsa bunun bir imaj sorunu olduğunu kaydeden Erul, "Peygamber imajını sıradanlaştıran, basitleştiren hatta bir ruh çağırmayı andıran bir sahne bir senaryo asla Peygamberimizin yüceliğine, onun şanına, onun kutsallığına yakışan bir sahne değildir. Peygamberimizin doğru anlaşılmasının tekrar altını çizmek istiyorum. Elbette salih rüya, sadık rüya haktır. İnsanlar rüyalarında peygamberimizi de pek ala görebilirler ama bunlar çok özel anlardır. Bir çok insan böyle bir rüya görmüşse, bunları paylaşmaz. Hele hele kamuyla, diziyle, filmle paylaşılması da doğru değildir" diye konuştu.

''O bütün siretini, sünnetini, ilkelerini ortaya koymuştur"

İslamın erken asırlarında peygamberimiz hakkında hadisler uydurulduğunu anlatan Erul, günümüzde de zaman zaman rüyalar uydurulabilmekte olduğunu kaydederek, "Kasıtlı olarak yapılmasa bile böyle bir yanlışlık alay unsuru olabilmektedir. Ağır ifadeler var bunlar meydan vermemek gerekiyor. Peygamebirimiz üsve-i hasenemizdir, rol modelimizdir ve o bütün siretini, sünnetini, ilkelerini ortaya koymuştur. Bizim onu asrımıza çağırmaya kalkışmamız doğru değildir. Eski adabımız çok daha iyidir, 'dahilek ya rasulallah'; 'sana kavuşabilsem ey Allah'ın Rasülü' derdik. Onu kendimize çağırmak yerine, kendimiz ona layık olabilmek için çabalar ona gitmeye çalışırdık, bu hassasiyeti korumamız gerekiyor" açıklamasında bulundu.

İslam geleneğinde Peygamber efendimizin her hangi bir şekilde resminin çizilmediğini kaydeden Erul, "Onun şeklini, şemalini, mübarek vücudunu anlatan şemaller var ama her hangi bir çizim yok. Görsel malzemelerde bir ışık huzmesi dahi yanıltıcıdır özellikle çocuklar peygamberimizi bir ışıkmış gibi algılayabilir. Gerek peygamberimiz, gerek büyük sahabilerin görüntülerinin gösterilmemesi daha idealdir" dedi.

Allah Rasülü'ne iman etmek ve o inancın gereğini yerine getirmenin önemli olduğunu, "Aslında insan rüyasında görmek isteyebilir. Ama Allahu Teala'nın bizden istediği onun çizgisine, sünnetlerine uymaktır. Asıl olan onun istediği ümmetinden olabilmektir. Müslümanlar dinlerinde ahlaklarında özen göstermeliler" diye konuştu.

Erul, bilim adamlarının destekleri olmadan bu tür görsel malzemelerde yanlışlıkların olacağını, bilimsel desteğin şart olduğunu söyledi.