Andımız 'öteki' için bambaşka

Aysel Yaşa
00:0013/10/2013, Pazar
G: 12/10/2013, Cumartesi
Yeni Şafak
Andımız 'öteki' için bambaşka
Andımız 'öteki' için bambaşka

Her sabah ilkokul öğrencilerinin okumak zorunda bırakıldığı Andımız kaldırıldı, fakat tartışması bitmedi. Andımız'la ilgili herkesin yaşadığı farklı bir anı var, biz de bu hafta o anıları sahiplerinden dinledik.

Demokratikleşme paketi kapsamında, Resmi Gazete'de yayımlanarak Andımız kaldırıldı. Buna tepki gösterenler olduğu gibi, kötü anılarından dolayı bu tarihi günü uzun zamandır bekleyenler de vardı. Biz de bu tartışmaların izini sürerek Ermeni, Yahudi, Rum ve Kürt yazarlara Andımız'la ilgili anılarını sorduk.

Çoğu o yıllarda küçük oldukları için hiç bir şeyin farkına varmadan coşkuyla okumuş. Kimisi ise okumakla kalmamış diğer arkadaşlarına da Andımız'ı tekrarlatmak için kürsüye çıkmış. Ancak yıllar geçtikten durumu farkettiklerini itiraf ediyorlar. İşte 'öteki'nin ağzından Andımız hikayeleri:

Muhsin Kızılkaya: Arkadaşlarıma ben okuturdum

3. sınıftan 5'e kadar her gün okula andımızı ben okutuyordum. Belki en çalışkan, belki de en uslu olduğum için seçilmiştim, bilemiyorum. Okulun önündeki merdivenlerde var gücümle Türk ve çalışkan olduğumu, varlığımı Türk varlığına armağan edeceğimi bağırıyordum. Yani, Andımız deyince soğuk bir kış günü merdivenin önünde toplanmış çocukları hatırlarım.

Ferhat Kentel: Öğrenciler arasında rekabet oluştururdu

İlkokulda okuduğumuz 'Andımız'a dair aklımda kalan çok fazla anı yok. Ama hafızamda kaldığı kadarıyla, yeni ve totaliter bir din yaratma amacıyla ritüelleştirilen bu andın 'yan etkileri' de vardı. Andı 5. sınıflardan en çalışkan öğrenciler okuturdu. Dolayısıyla 'and okumaca' çalışkan öğrenciler arasında bir tür rekabet yaratırdı.

Mihail Vasiliadis (Apoyevmatini Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni): Ne söylediğimizi bilmiyorduk

Aynalıçeşme Rum İlkokulu'nun bahçesinde Türküm, doğruyum, çalışkanım derken aslına önemini kaybetmiş bir andı tekrar ediyorduk. Ne dediğimizi bilmeden söylerdik. Böyle böyle yemin gibi önemli bir şeyin içi boşaltıldı. Biliyor musunuz ne diyorum ben? Andımız kalktı ya andın kendisi için de iyi oldu bu. Bir kere ettiğin yeminin kıymeti kalmıyor. Bir de zorla yemin ettirmek ahlaki açıdan sıkıntılı. Biz küçükken varlığımızı Türk varlığına armağan etmek nedir bilmiyorduk. Ama ailelerimiz çok çok iyi biliyorlardı. Bize 'Laf icabı söylemek gerek, siz de söyleyin' derlerdi. Aslında 'Boşver madem söyle, baş belaya girmesin' diyemezler çünkü çocuktan al haberi durumu var. Ve ben bu durumun sadece azınlıklar değil herkes için sıkıntılı bir mesele olduğunu düşünüyordum. Anda gerek yok bu bir terbiye meselesidir.

Roni Margulies: Yıllarca kendimi Türk zannettim

Andımızı her sabah bağıra bağıra söylediğim yıllarda ben kendimi Türk sanıyordum! Lütfen gülmeyin. Düşünün, kendinizi annemin babamın yerine koyun: 'Oğlum, manyak mısın, ne Türk'ü yahu?' deseler, oğullarının başını belaya sokacaklar. 'Pardon, ben Türk değilim ki' dememe ve sınıfın orta yerinde dayak yememe sebep olacaklar. Bir şey demediler. Sustular. Buralara Asena adlı bir kurtun peşine takılıp Orta Asya'dan gelmemiş olduğumu ben çok sonra öğrendim. Çok üzüldüm. Bir daha mutlu olamadım.

Orhan Miroğlu: Beni Diyarbakır Cezaevi'nde bile buldu

Andımız beni 27 yaşımda Diyarbakır cezaevinde de buldu. Orada da üç dört yıl işkence altında okumak zorunda kaldım. Ezberlediğimiz 60'a yakın marşın içinde andımız da vardı. Sabah akşam, okur dururduk.

Kürt siyasetçiler zaten okunmuyordu diyorlar. Bu doğru değil. Belki Şemdinli'nin bir dağ köyünde okunmuyordur, onu bilemem, ama bu neyi gösterir? Kürtler okumayınca her şey bitiyor mu? Yozgatlı, Konyalı, Trabzonlu çocuklarımız  okullarda andımızı okumaya ve her sabah varlıklarını Türk varlığına armağan etmeye devam ettikçe, bu ülkeye barış ve demokrasi nasıl gelecek?