
Kış mevsiminin son günlerinde, ilk cemrenin havaya düşmesiyle bahar kendini hissettirdi. Baharla birlikte alerjik hastalıklar da ortaya çıkmaya başladı. Doç. Dr. Akgül Akpınarlı Antony, bahar alerjisine yakalanmamak için dikkat edilmesi gereken unsurları sıraladı.
Kış mevsiminin sonuna yaklaştığımız şu günlerde, ilk cemrenin düşmesiyle aslında baharın kendini hissettirmeye başladığını söyleyebiliriz. Henüz birkaç gün önce havaya düşen, yaklaşık bir hafta sonra suya ve Mart'ın ilk haftası toprağa düşecek olan cemre baharın habercisi olacak. Peki baharın tetiklediği hastalıklardan nasıl korunacağız. Bahar dediğimizde aslında hastalık olarak aklımıza ilk önce alerji geliyor. Polenlerin uçuşmasıyla başlayan alerji özellikle çocuklarda birçok sıkıntıya sebep oluyor. Saman nezlesi olarak da bilinen bahar alerjisi ilkbaharda çiçeklerin açmasıyla doğaya yayılan polenler hava ile ağız, burun, göz , deri ve akciğerlerimize kadar ulaşırlar ve ciddi alerjik hastalıkların ortaya çıkmasına neden olurlar. Alerjiye en çok yol açan polenler arasında zeytin, fındık, kızılağaç, pelin, kavak, çayır otu, yulaf, çavdar ve buğday yer alır. Ülkemizde ağaç polenleri genellikle şubat-mayıs, ot polenleri mayıs-haziran, yabani ot polenleriyse yaz ortasından sonbahara dek etki gösterir.
Çocuk Alerji ve Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı olan Doç. Dr. Akgül Akpınarlı Antony, alerji ile ilgili açıklamalarda bulundu. Bahar aylarında her polenin alerjiye sebep olmayacağını söyleyen Doç. Dr. Akpınarlı, polenlerin hastalık oluşturabilmeleri için çaplarının küçük olması gerektiğini ve ülkemizde bin kadar bitki türünün polenlerinin alerjiye yol açtığını ifade etti. Yağmurun havadaki poleni temizlediğini söyleyen Doç . Dr. Akpınarlı, yağmurlu havada polen alerjisi olan kişilerin rahatça dışarı çıkabileceğini açıkladı.
Bahar alerjisi ile ilgili sorularımızı yanıtlayan Doç. Dr. Akpınarlı, alerjinin kalıtsal etkisini, risklerini, belirtilerini ve tedavisini anlattı:
Bahar alerjisinin genetik ile ilgisi vardır. Anne ya da babadan birinde bahar alerjisi var ise çocuklarda görülme olasılığı yüzde 40, her ikisinde de var ise çocuklarda görülme olasılığı yüzde 70-80'dir.
Genelde çok rahatsız edici ve yaşam kalitesini etkileyici bir yönü vardır. Hastalar sürekli hapşırmak ve akan burunlarını silmek zorunda kaldıkları için adeta ellerinden mendil hiç eksik olmaz. Bazen alerjinin bronslari tutup tutmamasina bagli olarak ciddi solunum yetmezliğine yol açabilirler. Bahar alerjisi nedeniyle ortaya çıkan solunu yetmezliği aslında bir astım krizidir ki bu son derece ciddi ve iyi bir takip ve tedavi gerektirir.
Özellikle alerjisi yüksek kişilerde öksürük hırıltı ve nefes alamama ile giden solunum sıkıntısı yapabilir hastanın acilde veya yatarak tedavisinin yapılması gerekebilir. Yine iyileşmeyen ve tekrar eden sinüzit ve otit de yapabilir.
Bahar alerjileri genelde deri, goz, burun, ve bronslari etkileyerek bulgu olusturular.
Burunda; arka arkaya gelen genellikle nöbetler halinde 10-20 kez tekrarlayan hapşırma, burun akıntısı ve tıkanıklığı, burunda kaşıntı, ayrıca boğaz, damak ve gırtlak kaşıntısı,
Gözlerde; gözlerde kaşıntı, kızarıklık, sulanma, yaşarma, çapaklanma, göz kapaklarını açamama, gözlerde şişme ve kapanma ile gözlerde yorgunluk,
Göğüste; öksürük, hırıltı, nefes darlığı, sık nefes alıp verme, nefesin yetmemesi, göğüste ağrı ve baskı hissi
Deride: Hassasiyet, kızarıklık, kaşıntı, urtuker veya kurdeşen denilen döküntüler, ve hatta anjiodem dediğimiz şişmeler gibi belirtileri veriyor.
Bu belirtiler ile uzmana başvurduğunuzda alerji kan ve deri testleri yapılarak teşhis edilir.
Astım da bahar aylarında şiddetlenebilir. Nefes darlığı, hırıltılı solunum, öksürük, göğüste tıkanma hissi astım göstergeleri olabilir. Genellikle bu belirtiler nöbetler halinde seyreder; kendiliğinden veya tedavi ile tümüyle kontrol altına alınır. Bahar aylarında ağaç ve çim poleni dışında kedi-köpek tüyleri, iyi havalanmayan evlerde gelişen küf mantarı ve ev tozu akarı da astım belirtilerini arttırır.
Bahar alerjilerinin en etkili tedavisi ASI (immunoterapi) tedavisidir. Asi tedavisi alerjik duyarlılık gelişmiş polenlere karşı savunma sistemi hücrelerine tolerans geliştirmeyi, tepki vermemeyi öğretir. Ve bütün sistemleri ilgilendiren bulguları tedavi eder bu nedenle çok etkili bir tedavidir.
Hastalık başlamadan başlanacak koruyucu tedaviler de oldukça önemlidir. Burada hem sistemik olarak bütün organları etkileyecek tedaviler hemde local olarak hastalık yaşanan organa yönelik ilaç tedavileri kullanılır. Kullanılan ilaçlar alerjik yangıyı kontrol edebilen düşük dozdaki kortizonlu ilaçlar ve/veya antihistaminik dediğimiz alerjik hücrelerden salgılanan histamini bloke ederek rahatlama sağlayan tedavilerdir.
Hastalık bulgularının şiddetine göre daha ağır ve sistemik kortizon ve hatta adrenalin tedavileri de uygulanabilir
Gün içinde polenlerin havada yayılma saatleri 05.00-10.00 arasıdır. Bu saatler arasında sokağa çıkmayın, evinizi havalandırmayın.
Dışarı çıkarken mümkünse güneş gözlüğü ve şapka takın, uzun kollu ve uzun paçalı kıyafetler giyin.
Sokaktan eve döndüğünüzde bütün kıyafetlerinizi değiştirin, hiçbir eşyanızı yatak odanıza sokmayın ve mutlaka yıkayın
Dışarıdan geldiğinizde duş alın.
Arabanızın camlarını kapalı tutun.
Ev ve arabanızda polen filtreli klimalar kullanın.
Giysi ve çarşaflarınızı açık havada havalandırmayın.
Gezinti için ağaçlık alanları değil sahil boylarını tercih edin.
Burun deliği girişine sürülecek vazelin gibi yağlı yapışkan kremlerin yine dışarıdan soluduğumuz hava ile içeriye giren polen partiküllerini tutarak, polenlerin iç organlarımıza girip hastalık oluşturmasını engellediği düşünülmektedir.






