Bir dönem gündemi sarsan Batman'daki kadın intiharları beyazperdeye yansıdı. Başarılı sanat yönetmeni Selda Çiçek ilk filmi İncir Çekirdeği'nde bu sorunu anlatıyor. Çiçek, bunu yaparken de izleyiciyi acıklı bir hikâyeyle boğmuyor
Uzun yıllar sanat yönetmeni olarak birçok başarılı işlere imza atan Selda Çiçek ilk uzun metrajlı filmiyle izleyicinin karşısına çıktı. Yönetmen ilk filmi İncir Çekirdeği'nde kadın intiharlarına dikkat çekiyor. Özgü Namal ve Derya Durmaz gibi başarılı oyuncuların başrolü paylaştığı film Mardin'in büyülü atmosferinde geçiyor. “Ağlamaklı bir hikaye değil içinde umudu barındıran bir hikayeyi anlattım” diyen Çiçek ile ilk filmini ve film sektöründeki sorunları konuştuk.
İncir çekirdeği biliyorsunuz kıymeti olmayan değersiz anlamını içeriyor. Ben, biraz mecaz sanatını kullandım, çok önemli bir şeyi anlattığıma dikkat çekmek istedim. Bir de incir çekirdeği film içerisinde birkaç mecazi durumu işaret ediyor.
Evet, filme konu olan hikaye Batman' da geçiyor. Ancak bu konuyu bir şehirle sınırlandıramayız. Türkiye'nin herhangi bir yerinde yaşanabilecek bir olayı anlattım. Enteresan bir biçimde kadın intiharları ülkemizde çok yaygın.
Bu soruna işaret ettim. O yüzden doğrudan Batman'da geçiyor demek doğru olmaz. Türkiye'de yaşanan kadın intiharlarını anlatıyor. Mardin'de çekmemin sebebi de tarihi dokusuyla eşsiz bir kent. Mardin Unesco'nun dünyada tarihi güzelliğiyle seçtiği üç büyük şehirden bir tanesi. İyi ki de Mardin'de çekmişim diyorum.
Doğu'da yaşanan acı bir olayı işlemedim. Ancak insanları ağlatan bir hikaye anlatmadım. Daha çok umuda ve yaşamın önemine vurgu yaptım. Doğu'da hep acı vardır, acılı hikayeler çıkar. Hayır, bu filmde öyle değil, umut barındıran öğeler var. Doğunun acılı hikâyesi gibi bir tanımlama yapamam. Yani klişelere kaçan bir film değil. Bu film kendi içinde küçük bir hikayeyi bir ailenin hikayesini anlatıyor. Doğu-Batı fark etmez herkesin empati kurabileceği bir insan öyküsü anlattım.
Onlara senaryoyu gönderdim ve herkesten olumlu yanıt geldi. Bu da projeyi yapmak adına bana çok güç verdi. Kimse herhangi bir şeyi sorgulamadı, yargılamadı. Hikâyeye ve bana inandılar. Böylece birlikte yola çıktık.
Sanat yönetmenin işi dekor yapmak. Sadece hareketli görüntünün görsel yönüyle uğraşıyorsunuz. Yönetmenlik bambaşka bir şey ve çok zor. Herkesin sorumluluğunu alıyorsunuz. Zaten film yapma süreci başlı başına sancılı bir süreç.
Marmara Üniversitesi Sinema Televizyon Bölümü'nden mezun oldum. Zaten okulu bitirdikten sonra film çekmek için yola çıkıyorsunuz çünkü onun eğitimini alıyorsunuz. Ben bu açıdan şanslıyım. Bir hikâye oluşturabildim, iyi bir oyuncu kadrosunu bir araya getirebildim.
Gençlik filmi olsun, komedi olsun demedim. Bu bir tercih meselesi. Önemli bir sorunu anlatmak istiyorum dedim ve bu yoldan ilerledim. Kadın ya da erkek hikâyesi anlatmak değil derdim.
Birtakım aksilikler söz konusuydu. Bunların hepsi farklı şekilde değerlendirilebilir. Biz bu sıkıntıları sitemize de yazdık. Film çok zor koşullarda çekildi, destek alamadık. Amacım bu sorunu kullanmak değil, benim bir ekibim var ve onlara karşı sorumluyum. Aman kültür bakanlığından bize para çıkmadı, aman şöyle oldu demedim. Korkulara kapılmadan birtakım şeyleri becerebilmek için elimizden geleni yaptık. Bir kilo bir ağırlığı kaldırmak isterseniz bir kilo enerji harcarsınız. Biz bunu çok üstünde bir ağırlığı kaldırmaya çalıştık. Şikayetçi, ağlamaklı değilim bu konuda. Eyvah dediğim bir an yok. Ekibim de arkamda ve durumun farkındalar.
Ödül almak insanı motive eden bir şey. Biz ödül alamadık yapacak bir şey yok. Sanat yönetmenliğinden aldığım ufak tefek ödüllerim var onlarla yetiniyorum.
Sevmediğim biri işin içinde asla olmadım. Benim için yönetmenler ve hikayeler çok önemli. Yönetmen ve hikaye ile bütünleşmezsem zaten ekibin içinde yer almamayı tercih ediyorum. O yüzden içinde yer aldığım bütün projelerde severek çalıştım.
İnsan ticaretiyle ilgili bir film projesi üzerinde çalışıyorum.
Bence başat sorun çalışma koşulları. Hakikaten insanlar, çok zor şartlar altında çalışıyor. Zorluk öyle rutinleşiyor ki insanlığınızdan çıkıyorsunuz. Uzun saatler çalışıyorsunuz ve yaşamdan kopuyorsunuz. Bu durumun şöyle bir sakıncası var. İnsanlar çok yorgun sete gelince kazalar meydana geliyor. Bir arkadaşımızı böyle bir kaza sonrası kaybettik. Bir süre sonra hatalar büyük bedellerle ödenmeye başlıyor. Sinema sektöründe çalışan çoğu kişinin sigortası yok. Bu işi 40 yaşından sonra yapmak da her babayiğidin harcı değil. Bu insanlar yaşlandığı zaman ne yapacak. Sonra ödemeler konusunda çok ciddi sıkıntılar yaşanıyor. Saymakla bitmiyor.
Hak mücadelesi denilen bir şey var. Parasını almayan insanlar geliyor sendikaya. Tamam biz onların yanındayız. Ancak ciddi bir örgütlenme olmalı. Biz örgütlenebilsek sorunların büyük çoğunluğu henüz başlamadan çözülecek. Sözleşme yapılmadığı zaman insanlar kolaylıkla işten çıkarılabiliyor. Herhangi bir hak iddia edemiyorlar. Sendika olarak takım sözleşmesi yapmak için girişimlerimiz var. Sinema hayatında çalışmanın resmileştirmenin yolunu arıyoruz öncelikle bu sorun çözülmeli.
Elbette umudum var. O yüzden mücadelemizi sürdürüyoruz. Televizyon dizileri çoğaldıkça sektörde çalışan insanlar çoğaldı. Sinemanın yanında televizyon sektörü oluştu. Yeni bir şey oluşurken zaten sıkıntılar doğacak. Umarım bu sıkıntılar da atlatılacak.
Çok film çekilmesinin iyi bir şey olduğunu düşünüyorum. Ne kadar film çekilirse film sektörü de gelişecektir.
Kesinlikle taş dokunun ağırlıklı olduğu bir dekor olurdu. İstanbul'un taş dokusu beni büyülüyor.
Öncelikle Süleymaniye Camii çünkü inanılmaz bir mimarisi var. Ortaköy'de eski bir hamamı restoran yapmışlar, o mekânı çok seviyorum.
Rumelikavağı bana huzur veriyor. Herkes deniz, boğaz der ama ben kapalı mekânları seviyorum.






