Şimdi patlıcanın tam zamanı. Yemeğinden mezesine, aperatifinden kebabına kadar bir çok çeşidi yapılabilen, bu kadar lezzetli, bu kadar sağlıklı kaç sebze daha var diye düşündüğünüzde, 'çok az belki de hiç yok' diyeceksiniz. Bu nedenle bu hafta patlıcan kebabının hem nasıl yapıldığını, hem de nasıl yenildiğini anlatıyoruz.
Geçen haftaki yazımda da üzerinde durduğum ve sürekli söylediğim konulardan bir tanesi her türlü meyve ve sebzenin zamanında yenilmesi gerektiğidir. Sağlık ve lezzet açısından buna dikkat edenlerin hem sağlıkla ilgili çok rahat ettikleri; hem de yediklerinden çok daha fazla keyif aldıkları bir gerçektir. Şimdilerde patlıcan yemenin tam zamanı. Patlıcan en sevdiğim sebzelerin başında geliyor. Biraz incelendiğinde çok ilginç ve çok muhteşem bir sebze. Bu kadar lezzetli, bu kadar sağlıklı, yemekten mezeye aperatiften kebaba kadar bir çok çeşidi yapılabilen kaç sebze daha var diye düşündüğünüzde 'çok az belki de hiç yok' diyeceksiniz.
Tek özelliği bu değildir tabiî ki, patlıcanla bağdaştırılmış bir çok ilginç olay da vardır. Mesela bizim oralarda kullanılan "Patlıcan Delisi"diye bir deyim vardır. Patlıcan zamanında deliler daha saldırgan olurmuş bizim oralarda. O yüzden de patlıcan delisi derlermiş. Osmanlı'da da patlıcan zamanı yangınlar artarmış ve "Patlıcan Yangınları" denirmiş bu yangınlara...
Hindistan-Birmanya bölgesi kökenli olan patlıcan,15.yüzyılda İtalya'da üretilmesine rağmen Fransa'ya ancak 17.yüzyıl ortalarında yayılmış. Fransa'dan sonra da tüm Avrupa ülkelerine yayılarak yaygınlaşmış. Şimdi ise kalorisinin de az oluşundan dolayı farklı çeşitleriyle tüm ülkelerin tercihi oluyor.
Yüzlerce kebap çeşidinin olduğu bir mutfağımız var. Fakat hiç bir kebap patlıcan kebabının yerini tutmaz. Bence kebapların şahı ve padişahı patlıcan kebabıdır. Ondaki lezzet ve tat bence hiçbir kebapta olmadığı gibi diğer kebaplardan da farkı yeme şeklidir.
Önce dört tarafı güzelce fırında yada kömürde pişmiş bir patlıcanın kabuklarını soyulur.Hele bir de mümkünse pişen patlıcan Birecik patlıcanı olacak... Fırında pişmiş incecik açık ekmeğin (lavaşın) üzerine kabuklarını soyulmuş patlıcanı dizilir. Üstüne zırh ile çekilmiş, içinde kuyruk yağı olan kıymasını ince ince kesip eklenir. Biraz kuru soğan, pişmiş biber-domates, biraz tuz karabiber ekleyerek güzel bir dürüm yapılır. Tadına baktığınızda bu lezzetin hiçbir kebapta olmadığının farkına varacaksınız. Patlıcan dürümünüzü yerken serçe parmağınızı dik tutacaksınız ki suyu buradan akacak. Keyfi ve özelliği burada.
İşte böyle yemesi keyifli, tadı lezzetli bir kebaptır patlıcan kebabı... Şimdi tam zamanı patlıcanın. Vakit geçirmeden bu kebaptan yemelisiniz. Kışın bu lezzeti bulamazsınız. İşte evinde yapmak isteyenlere tarifi. Afiyet olsun!
250 gram kuzu kıyma.
250 gram dana kıyma
(Mümkünse zırhta çekilmiş olacak. ya da kasapta iri bir şekilde çekilecek)
7 parça elma dilim domates
3 parça elma dilim soğan
Tuz
Karabiber
Karıştırılan kıyma harcı avuç içi kadar yuvarlak toplar haline getirilir.
Yuvarlak kesilen patlıcan ve etler sıra sıra yuvarlak bir tepsiye dizilir
Boş kalan tepsinin ortasına domates ve biberi koyarak 60 dakika pişirilir.
Kuru soğan ile servis edilir.






