|

İktidar konusuna yeni bir yaklaşım: iktidar nedir?

Siyasal iktidar konusunda oldukça farklı görüşler mevcut. Bu farklılıkları doğuran temel neden ideolojik farklılıklar. Her ideoloji iktidar biçimlerini farklı değerlendirir. Bu durum iktidar- bilgi ilişkisini de biçimlendirir. Güney Koreli düşünür Byung-Chul Han’ın, İnsan Yayınları’ndan çıkan “ İktidar Nedir” adlı eseri iktidarı çeşitli yönlerden irdeliyor.

Semiha Kavak
04:00 - 15/01/2021 Cuma
Güncelleme: 05:01 - 15/01/2021 Cuma
Yeni Şafak
Chul Han’a göre; “İktidar bir süreklilik fenomenidir(olgusudur).
Chul Han’a göre; “İktidar bir süreklilik fenomenidir(olgusudur).

İktidar konusu tarih boyunca her düşünürün ele aldığı, etrafında dolanıp durduğu bir konu. İktidarın ne olduğu, ne olması gerektiği konusunda oldukça farklı yaklaşımlar var. Toplumsal bir olgu olarak, yaşamın birçok alanında ortaya çıktığı için iktidara ilişkin kapsayıcı bir sınıflandırma yapmak oldukça zor. İktidar toplumsal yaşamımızın psikolojik, iktisadi, siyasi, dini alanları gibi hemen her alanda karşımıza çıkan ilişkilerden doğan bir gerçeklik.

Genel anlamda; başkalarını etkileme suretiyle onlara istediklerini yaptırma, onları denetleme, kontrol altında bulundurma yeteneğidir. Daha kısa belirtmek gerekirse, “başkalarının davranışlarını etkileyebilme, kontrol edebilme olanağı”dır. Yani, bir kimse, başkalarını kendi istediği yönde davranmaya sevk edebiliyorsa onlar üzerinde bir iktidara sahip demektir.

Bu tanımlar devlet dışındaki iktidar biçimlerine uygun tanımlar olup, devlet iktidarının nitelikleri çok daha geniş bir alana yayılmaktadır.

Devlet iktidarının özgün teorisyeni olan Thomas Hobbes (1588-1679) iktidarın özünü devletin egemenliği olarak tanımlayarak en iyi ve en saf haliyle iktidarın, egemenliğin tekil konumundan uygulanacağını düşündü. Ona ‘Leviathan’ adını verdi.

Alman toplum teorisyeni Max Weber (1864-1920) ise “İktidar, sosyal ilişkiler çerçevesi içinde bir iradenin, ona karşı gelinmesi halinde dahi yürütülebilmesi imkânıdır” diyerek devlet iktidarının ‘fiziksel şiddetin meşru kullanımının tekeline’ dayandığını güçlü bir şekilde savundu.

GÜÇ KULLANIMI VE İKTİDAR


Özü itibarıyla, sosyal iktidar ile siyasal iktidar birbirinden ayrılmaktadır. Amerikalı siyaset bilimci David Easton’un da belirttiği gibi, bir aile, dernek ya da bir çete içinde sırf bir kişi ya da bazı kişilerin diğerlerinin davranışlarını kontrol ediyor olması bu tür iktidar biçimlerini siyasal iktidar biçimleriyle ilişkilendirmek için yeterli neden görülemez. Her ikisi arasındaki en belirgin fark güç kullanımıdır. Siyasal iktidar maddi güç kullanırken, sosyal iktidar maddi güç kullanamaz.

Siyasal iktidar konusunda oldukça farklı görüşler mevcut. Bu farklılıkları doğuran temel neden ideolojik farklılıklar. Her ideoloji iktidar biçimlerini farklı değerlendirir. Bu durum iktidar- bilgi ilişkisini de biçimlendirir.

İktidar üzerine önemli değerlendirmelerde bulunan Foucault’a göre, her yeri denetimi altına alan bir ağdır ve iktidar çözümlemesi niyetler üzerinden değil, iktidarın ulaştığı alanlar üzerinden yapılmalıdır. Foucault’a göre asıl sorun, iktidarın nasıl uygulandığı ve bu uygulamaların sonuçlarına bağlı olarak öznelerin oluşum ve oluşturulma süreçlerini çözümlemektir.

Güney Koreli düşünür Byung-Chul Han’ın, İnsan Yayınları’ndan çıkan “ İktidar Nedir” adlı eseri iktidarı çeşitli yönlerden irdeliyor. Chul Han, “İktidarın Mantığı-İktidarın Semantiği- İktidarın Metafiziği- İktidarın Politikası- İktidarın Etiği” ana başlıkları altında beş ayrı bölümde iktidarın niteliklerini ele alıyor. Chul Han’a göre; “İktidar bir süreklilik fenomenidir(olgusudur). “İktidar, sahibine geniş bir kendilik alanı sağlar. Bu iktidar mantığı, genel iktidar kaybının neden mutlak bir alan kaybı olarak deneyimlendiğini açıklar. Aynı zamanda tüm dünyayı saran iktidar sahibinin bedeni, aciz bir et parçasına dönüşür. Kral/hükümdar, sadece önemli olan doğal bir bedene değil, aynı zamanda imparatorluğu ile birlikte genişleyen bir politik teolojik bedene de sahiptir. İktidarın kaybolması durumunda bu küçük, ölümlü bedenine geri atılır.” “İktidar, ötekinde kendinde olma becerisidir. Bu sadece insana özgü bir özellik değildir. Hegel bunu, tamamıyla yaşamın bir özelliğine dayandırır.”

FARKLI BAKIŞLAR

Chul Han , Weber’in iktidarın sosyolojik olarak “şekilsiz” olduğu yönündeki yaklaşımını eleştirir. “İktidar sosyolojik olarak kesinlikle “şekilsiz” değildir… İktidarın gücü, açık bir şekilde “emirler” vermeden kararları uygulama ve harekete geçirme kapasitesinden oluşur.” der.

‘İktidarın Metafiziği’nde yazar, ağırlıklı olarak kendi görüşlerini Hegel’in görüşlerine dayanak kılarak iktidarın özgürlük vaat ettiğini söyler.

“İktidarın Politikası” konusunda Carl Schmitt, Hannah Arendt ve Habermas’ın bu konudaki görüşlerini ele alan Chul Han, her üç düşünürün de görüşlerinde sorunlu yanlar olduğuna dikkat çeker. Han’a göre; Politika, kendisiyle sınırlı değildir. “Politika kendi içinde pozitif olan maddi bir varlığa dönüştürülmüş bir iktidar mücadelesinden daha fazladır. Bu anlamda politika “iktidar politikasını” aşar.”

İktidar ile etik arasındaki ilişkinin ele alındığı son bölümde Han, Foucault’un görüşlerini ele alır ve onun görüşlerine çeşitli eleştirilerde bulunur. “Foucault’un iktidar etiği, kendiliğe dönüşe ters düşen bir özellik yaratacak olan ötekinin iktidarına açık değildir ve kendiliğin sorumluluğu ekonomisinde görünmeyenleri görünür kılan bir samimiyet yaratmakta da başarısız olur.”

Mustafa Özdemir’in çevirisiyle okuyucuyla buluşan bu eser genelde bu konuya ilgi duyanların okuyacağı türden bir eser. Çeviri dilinin felsefe diline yakın olmasını ise son yıllarda bu türde yazılan ve çevrilen eserlerin diline uygun düşme gayretiyle açıklamalı.

#Byung-Chul Han
#Thomas Hobbes
#Max Weber
4 yıl önce