Hayat Kutsal olana yolculuk

Kutsal olana yolculuk

Son sayısında okurlarını kutsal bir yolculuğa çıkaran Yol Kültürü, ünlü edebiyatçılar, tarihçiler, ilahiyatçılar ve yazarların kalemiyle haccın kültürümüzdeki karşılığını açıyor

Abone Ol Google News
Haber Merkezi Yeni Şafak
Kutsal olana yolculuk
İsfalt'ın desteğiyle üç ayda bir yayınlanan 'Yol Kültürü' dergisi bu sayısını kutsal yolculuğa ayırıyor. Dergide, haccın kültürümüzdeki yeri ve önemi, herbiri kendi alanında yetkin olan usta kalemlerce ele alınıyor. İsmail Taşpınar dinlerde kutsal yolculuk olgusunu irdelerken, Ömer Lekesiz Mescid-i Haram'daki simgeleri ve bu sembollerin anlamlarını, Derya Gülerşen haccın çeşitli dinlerdeki yerini yazıyor.

"Beyt-i Ma'mur Kâbe'yi, Kâbe Mekke'yi, Mekke'de diğer şehirleri doğurdu. Tarihin bir döneminde ortaya çıkan şehirlerin ilk çekirdek şehri Mekke, Mekke'nin kalbi Kâbe, Kâbe'nin modeli Arş'ın altında kurulmuş olan Beyt-i Ma'mur'dur" diyen Ali Bulaç, şehir ve medeniyet bağlamında Kâbe'nin İslâm kültüründeki önemini vurguluyor. ABD'de George Washington Üniversitesi'nde İslâm araştırmaları profesörü olarak görev yapan İranlı akademisyen Seyyid Hüseyin Nasr, Kâbe ve haccın anlamı üzerine yazarken, Murat Bardakçı 'Beşinci Şart: Mekke' adlı yazısında hac izlenimlerini aktarıyor.

Kutsalın cazibesiyle...

Mustafa Armağan'ın yönettiği ve Prof. Dr. Hayreddin Karaman, Prof. Dr. Süleyman Uludağ, Yüksek Mimar Doç. Dr. Turgut Cansever'in haccın anlamını tartıştığı açık oturum okuyucuların ilgisine sunuluyor. Cihan Okuyucu Nabi'nin, Beşir Ayvazoğlu Mehmet Akif ve Falih Rıfkı Atay'ın, Mustafa Miyasoğlu Necip Fazıl Kısakürek'in, Abdullah Uçman da Rıza Tevfik'in hac hatıralarını deşifre ediyor. Bunların dışında Ali Ulvi Kurucu, Hüseyin Hatemi, Ümit Meriç, Senai Demirci, Ahmet Zeki Gayberi, Haşmet Demirel, Dilaver Demirağ, Mustafa Kara ve İskender Pala haccın kültürümüzdeki karşılığı ve anlamı üzerine yazılar yazan isimler arasında bulunuyor.

Rıza Tevfik'in hatıraları ilk defa Yol Kültürü'nde

Abdullah Uçman, bir siyaset ve kültür adamı olan ünlü edebiyatçı Rıza Tevfik'in, 1930 yılında 'Asia' dergisinde yayınlanan hatıralarını gün ışığına çıkarıyor. İlk defa Yol Kültürü'nde yayınlanan hac hatıralarında Rıza Tevfik, dönemin siyasi gelişmeleriyle de ilgili bilgilere yer veriyor.

Edebiyat tarihimizde 'Feylesof' lakabıyla anılan Rıza Tevfik, Mekteb-i Tıbbıye'yi bitirdikten sonra 1907 yılında İttihat ve Terakki Cemiyeti'ne girmiş ve cemiyetin en ateşli üyelerinden birisi olmuştur. II. Meşrutiyet'in ilanından sonra Edirne mebusu olarak Meclis'e girmeyi başaran Tevfik, kısa bir süre içinde ülkenin en çok tanınan siyasetçileri arasında yer alır. İttihad ve Terakki Cemiyeti'ndeki yozlaşmaları gördüğünde örgütten ayrılarak Hürriyet ve İtilaf Cemiyeti'ne giren Tevfik, bir süre Darülfünun Edebiyat Fakültesi'nde felsefe dersleri verir. Mondros Mütarekesi ve Sevr Antlaşması gibi ülkenin geleceğini etkileyen antlaşmaların yapıldığı günlerde İstanbul yönetiminin yanında yer alan Tevfik, Mustafa Kemal önderliğindeki Milli Mücadele Hareketi'nin başarıya ulaşıp Ankara hükümetini kurması üzerine Türkiye'den ayrılmak zorunda kalır. Kasım 1922'de Mısır'a gitmek üzere İstanbul'dan ayrılan Rıza Tevfik, sürgünde İstanbul'da uzun yıllar arkadaşlık yapan Hicaz Kralı Şerif Hüseyin'in oğlu Ürdün Emiri Abdullah'la Kahire'de karşılaşır ve onunla birlikte hac yolculuğuna çıkar.

Kardeşler birarada

1930 yılı Mart ayında Asia dergisinde 'In Holy Mecca' adıyla İngilizce olarak yayınlanan yazısında Rıza Tevfik, hac yolculuğu sırasında karşılaştığı olayları, dönemin 'Mekke'sinin sosyal görünümünü, haccın Müslümanlar arasında kurduğu kardeşlik duygusunu, Osmanlı-Arap ilişkilerini ve kutsal mekan Kâbe'in büyük bir tören eşliğinde zemzem suyuyla yıkanışını edebi bir üslupla ve akıcı bir dille anlatıyor. Arap orijinli ve Sâmi ırkına mensup olan insanların Mekke'nin halkını oluşturduğunu söyleyen Rıza Tevfik, aynı zamanda Java halkı, Hintler, İranlılar, Türkler, zenciler ve diğer halklara mensup insanların yaşadığı Mekke'nin dünyanın en kozmopolit kenti olduğunu belirtiyor. Kraliyet ailesiyle birlikte Kâbe'nin zemzem suyuyla yıkanması için düzenlenen törene katılan ve Kâbe'yi zemzem suyuyla yıkayanlar arasında bulunan Rıza Tevfik, orada gördüklerini, farklı ırklardan katılımcıların o anki rul hallerine ait gözlemlerini Yol Kültürü'nde, yer alan makalesinde etraflıca anlatıyor.

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunundaki amaçlar ile sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerezler kullanılmaktadır. Detaylı bilgi için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.