Sesi güzel kendi mütevazı

04:0025/05/2025, Pazar
G: 25/05/2025, Pazar
Yeni Şafak
Nesrin Sipahi
Nesrin Sipahi

Sesinin güzelliği, mütevazı kişiliğiyle bir döneme damgasını vuran sanatçı Nesrin Sipahi’nin hayatı kitap oldu. Müzik yazarı Murat Beşer'in kaleme aldığı kitapta Sipahi’nin isim babasının yazar Halid Ziya Uşaklıgil olduğu belirtiliyor.

RABİA BULUT

Aşkın kanununu yazsam yeniden / Kimi ümitleri yel alır gider ya da İçin için yanıyor, yanıyor bu gönlüm / Onu niçin anıyor, anıyor bu gönlüm sözlerini duyduğumuzda Nesrin Sipahi’nin sesi gelir aklımıza. Şarkı çalmaya devam eder, zaman içinde bir yolculuğa çıkarız yaşımız ne olursa olsun. İletişim Yayınları’ndan çıkan müzik yazarı Murat Beşer imzalı Nesrin Sipahi: Sahnelerin, Radyoların, Plakların Hanımefendisi kitabıyla Sipahi’nin hayatının sokaklarında dolaşacağız. Nasıl bu kadar büyük bir ses olduğunu anlayacağız belki de.


İki yıllık bir sohbetin özeti

Müzik yazarı Murat Beşer 91 yaşındaki sanatçı Nesrin Sipahi ile 2018-2019 yılları arasında haftada bir yüz yüze görüşmeler gerçekleştiriyor. Bu görüşmelerle Beşer, sanatçı Nesrin Sipahi’nin çocukluk yıllarından başlayarak hayat hikayesini adım adım dinliyor. Ama Beşer, önsözde Sipahi’nin hayatını anlatırken olumsuz anıları, geçmişte yaşanan anlaşmazlıklara, tartışmalara hiç girmediğini belirtiyor. Sipahi hayatına dair güzel, özel ve mutlu anların geriye kalmasını istiyor sadece anladığımız. Murat Beşer, kitabın 2025 yılında yayınlanmasını ise hem dışsal hem kişisel aksilikler sebebiyle olduğunu belirtiyor. Nesrin Sipahi: Sahnelerin, Radyoların, Plakların Hanımefendisi kitabı bir nehir söyleşi kitabı değil. Biyografi kitabı demek daha doğru olur. Beşer; “Zincirin eksik halkalarını tamamladım diyemeyeceğim ama en azından zincirdeki bazı çatlak halkaları, hikayenin özüne zarar vermeyecek ya da çarpıtılmayacak kadar lehimledim.” diyerek kitabın amacını açıklıyor.


İsim babası Halit Ziya Uşaklıgil

“Aşkın Kanunu”, “İçin İçin Yanıyor”, “Gözleri Aşka Gülen”, “Ankara Rüzgarı” şarkılarıyla gönüllere taht kuran Nesrin Sipahi’nin hayatının sokaklarında günümüzden geçmişe giderek dolanalım. Sipahi 1992 yılında sağlık sorunları sebebiyle jübilesini gerçekleştiriyor. 73. sanat yılında yeni kuşak sanatçılardan Rıza Cumhur Demir ile “Seni Ben Ellerin Olsun Diye mi Sevdim” adlı eseri düet olarak seslendiriyor. 29 Kasım 1934 yılında dünyaya gelir Nesrin. Akçan ailesinin ikinci çocuğudur. Abisi Türk tiyatro ve sinema oyuncusu Nihat Akçan’dır. Sipahi soyadı evliliğiyle gelecektir. Nesrin’in isim babası Türk edebiyatının usta isimlerinden Halit Ziya Uşaklıgil’dir. Yeşilköy’de doğan ve orada büyüyen Nesrin’in çevresi müzikle, tiyatroyla, sinemayla içli dışlıdır. Nesrin’in müzik yeteneğinin küçük yaşlarda kendini gösterdiğini okuyoruz. Nesrin’in annesi ve babası arasında büyük bir yaş farkı olduğu için baba Yunus Bey de vefat edersem kızıma ne olur endişesi varmış. Bu endişe onu Nesrin’i, kendisinden yaşça büyük birisiyle kağıt üstünde nikahlarının kıyılmasına sebep olur. Ama sonrasında bu nikahtan vazgeçilir. Yunus Bey sonrasında Nesrin’in müzik kariyerini destekler. Ama sadece radyoda çalışmasını istediğini belirtir. Bu isteği bir vasiyet olarak kabul eden Nesrin Hanım son raddeye kadar gazinolarda çalışmaya uzak bakar. Ama kader ağlarını örecek ve gazino zamanları da başlayacaktır.


Stajyer olarak radyoya girer

Nesrin Hanım’ın Türk müziğine yönelmesi de babasının yönlendirmesiyle olur. Yeşilköy’de ilk olarak Papazyan Hanım’dan ders almaya başlıyor. Sonrasında Ahmet Nuri Bey’den, Şerif İçli’den de dersler almaya devam ediyor. 1951’de Ankara Radyosu dönemi başlıyor. Ankara’da abisi Nihat Akçan ve ablasının da bulunuyor olması bu dönemin kolayca başlamasına olanak sağlıyor. Abisi Nihat Akçan o sıralarda Türk tiyatrosunun usta isimlerinden Yıldız Kenter ile evli olduğunu de yeri gelmişken belirtelim. Stajyer olarak başladığı radyoda 1956’da kadroya girer. Radyo günlerinin, televizyon kayıtlarıyla devam ettiğini okuyoruz.


Sahnede geleneğin sembolü olmuş

Aşk şarkılarının da sesi olan Nesrin Hanım’ın hayatının aşkı Aldemir Sipahi. Onunla 23 Ocak 1957 yılında evleniyor. Aldemir Bey’in son nefesine kadar da bu beraberlik devam ediyor. Nesrin Sipahi için öncelik her daim eşi ve çocukları oluyor. Aldemir Bey de Nesrin Hanım’ın kariyerinde planlama, düzenleme, maddi kısımların hepsini üstleniyor. Bir işbirliği ve uyum içerisinde çalışıyorlar. İlk başlarda onun radyoda çalışmasını dahi istemeyen Aldemir Bey sonrasında ihtiyaçların da devreye girmesi sebebiyle Nesrin Hanım’ın gazinolarda çalışmasını destekliyor. Beşer Nesrin Sipahi’nin geleneksel duruşunu; “Nesrin insanlarda aile hissi yaratıyordu, çünkü dünya değişiyor gazino, piyasa, sanatçı gibi terimlerin içeriği başkalaşıyor, eski anlamlarını yitirerek yeni bir kılığa bürünüyordu ama o, koca müzik dünyasının kalabalığı içinde diğerlerine oranla geleneklere sahip insanların sembolü gibi görünüyordu.” diyerek tarif ediyor.


Müziğimizin yüz akı Nesrin Sipahi’nin hayatından küçük notlar

Çocukluk arkadaşı Ayşen Gruda

Münir Nurettin Selçuk eserlerini onun izniyle söyleyen ilk sanatçı Nesrin Sipahi’dir.

İlk ve son oynadığı film Kalbimdeki Serseri’dir.

Abisinin oyuncu olması sebebiyle çevresinde her daim dönemin sanatçıları yer alıyordu. Onlardan bazıları Yıldız Kenter, Tijen Par, Ümit Yaşar Oğuzcan’dır.

Çocukluk arkadaşlarından biri Yeşilköy’den usta oyuncu Ayşen Gruda’dır.

Çocukluğunun geçtiği Yeşilköy’deki ev Yasemin Yalçın’ın televizyon için hazırladığı Sürahi Hanım dizisinde gördüğümüz evdir.


Konserlerle Türkiye’yi ve dünyayı dolaştı

1960-1970’li yıllar Sipahi için gazino konserleriyle dolu dolu geçiyor. Bir ad, kariyer şekilleniyor. Dünyayı ve Türkiye’yi dolaşıyor. Taksim Gazinosu’nda, Küçükçiftlik Gazinosu’nda, Maksim Gazinosu’nda sahne alıyor. Bu sahnelerde bir sürü macerada yaşanıyor. Amerika, Rusya, Azerbaycan, İsrail yurt dışında gerçekleştirdiği turnelerin bazı durakları olduğunu ekleyelim. Sipahi gazino sahnelerinde sadece şarkılarını söylüyor ve iniyor. Maddi kısımda arkasında çalan saz arkadaşlarının haklarını gözetiyor. Onun bu tavrının yansımasını Beşer; “Radyodan sahneye transfer olan sanatçıların ağırlığı bir başka oluyordu. Nesrin sahnede yırtmaç açmaz, şaşaalı hayatlara özenmez, sosyeteye katılmaz, lüks peşinde koşmazdı. Kimseye ayrıcalık tanımaz, kendisi ne alıyorsa saz heyetinin de aynısını almasını isterdi. Hatta bu düşünceleri sebebiyle onu komünist sananlar vardı!” diyerek anlatıyor.


Sağlık sorunları el vermiyor

Sağlık sorunları sebebiyle 10 Ekim 1992’de son konserini veren Sipahi, kireçlenme sonucu üç aylık bir tedavi sonunda zorlanmadan adım atmaya başladığını öğreniyoruz. Ailesiyle, torunlarıyla ilgilenen Nesrin Hanım, 2000 yılında iki CD’lik bir albüm çıkarıyor. Böbrek rahatsızlığı ara ara nüksediyor. 2016 yılında da Cemal Reşit Rey’de son bir veda konseri düzenleniyor. Sipahi’nin hayatında müzik aşkının hiç eksilmediğini okuduklarımızdan anlıyoruz. Murat Beşer kitap boyunca Sipahi’den dinlediği dünyayı bize yakından görmüş bir şekilde anlatıyor. Zamansal bir çizgi sunmuyor. Sipahi’nin hayatındaki önemli durakların vakti geldiğinde o sırada yaşananlara dair parantezleri açıyor. Bir yandan da bize bir yapboz sunuyor. Okuma zevkimiz artıyor. Nesrin Hanım hayattayken onun anılarının, hayatının bu kitapla kayda geçirilmiş olması kültür sanat tarihimize çok kıymetli bir not olduğunu da belirtelim. Murat Beşer’e ve İletişim Yayınları’na bu kıymetli eser için teşekkürlerimizi sunarak yazımızı bitirelim.


#Nesrin Sipahi
#assolist
#müzik
#kitap