Meslekte 36. yılına adım atan ve birçok ünlünün boşanma davasına bakan Kezban Hatemi şu sıralar eşine 6 ay uzaklaştırma talebinde bulunan Sibel Can'ın davası üzerinde çalışıyor. Hatemi bu dava ile ilgili konuşamam diyor ama...
Aile içi şiddete yönelik 4320 sayılı kanun var. Bu kanun şiddet aynı zamanda tehdit, şantaj, korkutma, kötü muameleyi de kapsıyor. Sadece eşlerin birbirine olan davranışları değil, çocuklara yapılan muamele de bunun içine giriyor. Bir de tabiki boşanmanız için eşlerden birinin uzaklaştırılması gerekiyor.
Birlikte aynı evde yaşıyorsanız, boşanma davası açamazsınız. Bunun için ayrı olmanız gerekir.
Tabi. Bazıları direniyor, gitmek istemiyor. Hem aile içi şiddete devam ediyor hem de bırakmıyor.
Olabiliyor. Mesela; eşlerden biri 'ben ayrı yaşamak istiyorum. Henüz boşanıp boşanmayacağıma karar vermedim' diyebiliyor. Boşanma sebebine girmeyen ama bir arada olmalarını engelleyen durumlar olduğunda bu yönteme başvuruluyor. Hatta hakime, boşanmak için giderler ama hakim boşanmayı reddedip; 'siz bir yıl ayrı yaşayın' diyebilir.
Bunu demeye hakkım yok. Bana bu konuyla ilgili müvekkillerim danışır; 'Ne diyorsunuz ben boşan malıyım' diye sorarlar. Ama bence bir hukukçunun tavsiyesi ancak hukuki hak ve menfaatleri için olur.
Maalesef günümüzde kadın hala ekonomik bakımdan erkekten güçsüz. Dolayısıyla ekonomik gücü olan kadınlar daha dominant oluyor ve daha çabuk boşanmayı kabul ediyor. Veya kendisi dava açacaksa kararında daha özgür olabiliyor. Bazısı mecbur kalıyor çünkü yapacak hiç birşeyi yok. Terk edilmiş ve adam biraraya gelmiyor.
Artık zengin ya da ünlü, paranın dışında kiriter tanımayan bir toplum olduk. Paranın gücüyle herşeyin çözüleceğini zanneden bir grup var. Hiç bir ahlaki değer yargısı ve norm tanımıyor. Ahlaki çöküntü ile birlikte ekonomik sıkıntı insanları cinnet boyutuna getiriyor. Şöhretli olanlarda genelde sadakatsizlik veya şiddetli geçimsizlik önplanda.
Parası olan düdüğü çalar gibi bir durum yok. Parası olan daha kolay boşanmıyor. Boşanmanın kriterleri vardır. Mesela; ağır kusur, kötü muamele, sadakatsizlik gibi boşanma nedenleri yanında, boşanmaya kimin sebep olduğu da çok önemli.
Bunun için istatistik bir bilgim yok. Ama herhalde şöyle oluyor; onuru zedelenen taraf kamu tarafında da bilinince bunu kaldıramıyor ve boşanma tetikleniyor.
Bir taraf kırılırsa diğer taraf da çatlar. Boşanıncaya kadar eğer sulh veya sukünet ile çözülemiyorsa çok yıpranıyorlar. Bambaşka insanlar çıkıyor karşınıza. O boşanmanın verdiği travmayı çocuklar çekiyor. Tabi ki kadın çok yıpranıyor. Boşanmış bir kadının toplumdaki yeri, ön yargılar, gelenek ve görenekler nedeniyle iç açıcı değil. Kadının ikinci evliliğim diye övündüğünü göremezsiniz.
Bana gelen müvekkilimin hukuka aykırı ve haksız talebi varsa hiç çekinmeden yüzüne söylerim. Adaleti sağlayamadığım hiç bir davaya bakmadım. Sadece boşanma değil bir çok ticari davada da sulh yolunun en iyi yol olduğunu düşünürüm. Hukuk da “En kötü sulh en iyi davadan iyidir kuralı” her zaman tercih edilmelidir.
Mutlaka müvekkilimin söylediklerini not edip, kendi el yazısıyla aldıktan sonra tekrar konuşup olayı müzakere ederim. Eşiyle asgari bir noktada buluşması için çalışırım. Adaletli olması lazım. Mesela bana; 'ben şu kadar nafaka vererek kurtulmak istiyorum' diyor. Öyle şeyler söylüyorlar ki o öfkeyle parayı, yıkıcı, acımasız ve intikam aracı olarak kullanıyor. O hırs ve hınçla ne yaptığını bilmeyen bir çok insan geliyor.
Tabiki. Beni aldattı ben ona öyle bir kötülük yapacağım ki maliyeye ihbarda bulunacağım gibi şantaj, talepleri de olabiliyor. Hukukçuların görevi burada başlıyor. Bunun doğru olmadığını eşine vereceği zararı çocuklarına ve aileye verdiğini hatırlattığınız zaman sakinleşiyor. 'İsterseniz biraz daha düşünün' telkininde buluyorum. Bazen de içiniz yanıyor. Taraflar hiç bir sebep yok ama uyuşamıyorlar.
Tabi pişman olup üç kere evlenen ama yine boşanan müvekkilim var. İkinci kere evlendiler boşanmak için yine bana geldiler.
Hayır. Ben boşayıp koridora çıktım. Baktım koridorda birbirlerine sarılıp ağlıyorlar. 'Aman durun, ağlamanıza gerek yok durduralım vazgeçtik diyelim' dedim. Sen işine bak dediler bana.
Tabi. Her zaman anlaşmalı boşanmalara rastlayamazsınız, genelde kavgalıdır. Birlikte paylaştıkları herşeyi unutup birbirlerine kılıçlarını çekiyorlar ve inanılmaz acımasız oluyorlar. Haklı ve üstün çıkmak için bir insanın diğerine yaptığı zulum ve kötülüğü tarif etmeye imkan yok. Bazen 'bunlara değer mi' diyorum.
Şüphesiz ancak, hiçbir zaman özdeşleşmem. Bazı avukatlar yapıyor ama ben bunu doğru bulmuyorum. Yalnız tabi mağdur olmuş ve çok acı çekmiş bir insana empati yapıyorsunuz. Bazen bu ofisten çıktığımda kendimi çok kötü hissediyorum. İnsanın bu kadar acılara ve kahra dayandıklarını görünce şaşırıyorum. Benim avukatlığımda 35. yıl bitti. 'Bunca yıl sonra artık beni hiç bir olay şaşırtmaz' dediğim an öyle bir olay geliyor ki beni altüst ediyor.
Tabi. Son yıllarda kadınlar da erkekleri aldatıyor. Bunu aleni yapıyor. Maalesef bu beni çok ürkütüyor. Evlenmek zorunda değilsin. Ama evlendikten sonra kadın veya erkek olsun evlilik sona ermeden sadakatsizlik yapmak bence çok büyük bir sapma.
O kişiden kişiye değişiyor. Ben aldattım, aşık oldum ama kocam beni boşamıyor diyenler de var.
Genelde kimse aldattığını kabul etmiyor. Hele erkekler hiç etmiyor. Önlerine çekilmiş resimleri, bir takım deliller de konsa mutlaka ona kılıf buluyor. İnkar yoluna sapıyor ama bu hakimin kararını değiştirmiyor.
Sadakatsizlik ve şiddetli geçimsizlik. Şiddet inanılmaz boyutlarda. Ama ona rağmen şiddet için açılmış boşanma davaları daha az.
Ürkütücü geliyor bana. Kelimesi bile hoş değil. İki tarafta çok ciddi travma geçiriyor.
Dosyadan istifa ettiğim davalar var. Bana yanlış bilgi verildiğinde kendimi aldatılmış hissettiğim için bıraktığım çok dosya var.
Öyle birşey yok ama bazen dava üzerine dava üretiliyor... Biri size boşanma davası ile geliyor. Siz onun yanında ceza davası, çok çeşitli tazminat davası, hakaret davaları derken bir bakıyorsunuz siz ve müvekkiliniz davaların içinde boğulmuşsunuz. Ben bunu hiç yapmadım.
Haksız gördüğüm, hukuken savunulması gereken bir hak yoksa açmam.
Soru aşaması vardır. 'Ne zaman evlendiniz, evleneli ne kadar oldu' gibi. Bu sorulardan sonra konuya geçiyorsunuz. 'Hangi nedenle boşanmak istiyorsunuz' diye soruyorum. 'Üçüncü kişi mi var' diye sorduğumda 'evet var ama ben de' diyor. Olabilir ama hiç bir hakkı yok. 'Beni en kolay nasıl boşarsınız' diyor. 'Bu karşı tarafın kabulüne bağlı' diyorum.
Tabiki, İnsanlar bir de kendine o kadar haklı sebepler buluyorlar ki. 'Yemeğim önüme gelmedi' tarzı basit sebepler öne sürüyorlar. Kanun bahaneleri korumaz. Kanunda tahdidi boşanma sebepleri vardır. Belli sebeplerle boşanabilirsiniz.
Tabi. Ama hakim yaşam seviyesini baz alır. O yaşam seviyesini ispat ettiğiniz zaman talebiniz kabul edilir.
Hiç birşey değişmedi aksine hukuka aykırılıklar daha da çoğaldı.
Tabi. Ben genelde bütün müvekkillerimle dost olurum. Aranızda bir iletişim kuruluyor. Çünkü bir derdi paylaşıyorsunuz.
Çok söylüyorum. Boşanıp kurtulan kimlik ve kişiliğini bulmuş ve biliçlendiği için sevindiğim çok insan var. 'Oh' dediğim çok şey var.
Mutlaka oluyor. Ayrıca 'sakın boşanma, boşanmak için yeterli sebebin yok, bundan daha kötü duruma düşeceksin' dediğim çok dava var. Açtırmadığım çok dava var. Hatta altı sene evvel gelmiş müvekkilimi görüyorum. Çocukları büyümüş.
Siz yanlış yaptığınızda ne olacağını bildiğiniz hayatlar var önünüzde. Onlardan ders alıyorsunuz. Biribirinizin kara sularına girmemeyi öğreniyorsunuz. En önemli şey güvendir. Güvenebileceğiniz bir eşinizin olması Allah'ın bir lutfudur.
İnsanın insana yaptığı zulumü görüyorsunuz ve zulumden kaçınıyorsunuz. Daha duyarlı oluyorsunuz. Hukuk çok önemli bir alan. Ben hukukçu olduğum için çok mutluyum.
Çok aldım. Ama ben hiç bir tehdite pabuç bırakmadım. Allahtan başka kimseye boyun eğmem.
Tabiki. Eşim Hukuk profesörü meslekte doktrin yönü önemli. Hukuki ihtilafta beklenmedik bambaşka bir durumda tabiki her zaman danışırım. Hatta öyle karmaşık davalar oluyor ki şeytanın bile aklına gelemeyeceği olaylara rastlıyorsunuz. O davaların bir çoğunu eşim üniversitede pratik çalışma konusu yapıyor. Gerçek hayat ve olaylar kitaplarda yok.
Tabi. Zaten empati yapmanız lazım. Sizin katkınız olabilecek herhangi bir olayda haksızca mağdur etmek çok yanlış. Ahlâken kendinizi sorumlu hissetmeniz gerekiyor. Tabi ki böyle empati kurduğum çok canımın sıkıldığı olaylar var.
Herşeyde başarılı olacaksınız diye birşey yok. Çok mağdur oluyor insanlar. Mağduruyetini telafi edemiyorsunuz. Herşeyini saklamış, kötü niyetle başlanmış evliliğe birşey yapamıyorsunuz. Hiçbirşeyi ispat edemediğiniz zamanlar, çok zor durumda kaldığınız anlar da oluyor. Davayı ve tazminatları kazanıyorsunuz ama tahsil ettiremiyorsunuz. Kaçırıyor. Yok oluyor yer değiştiriyor.
Uğraştırıyor.






