Irak"a açılım

00:0015/02/1999, Pazartesi
G: 9/09/2019, Pazartesi
Alper Tunga Albayrak

Irak Cumhurbaşkanı Yardımcısı Tarık Aziz bugün Türkiye''de. Ülkesi Körfez Krizi''nden beri sürekli ambargo altında olduğu ve hava sahası sivil trafiğe kapandığı için hayli zahmetli olacak Tarık Aziz''in Ankara''ya ulaşması; karayoluyla Bağdat''tan Diyarbakır''a gidecek, oradan da bir askeri uçakla Ankara''ya taşınacak... Onun düzeyinde bir Iraklı yetkili, Körfez Savaşı''ndan beri ilk kez ülkemize gelmiş oluyor.Irak''la ilgili bir başka gelişme de, Ankara''ya atanan yeni büyükelçinin istihbaratçı

Irak Cumhurbaşkanı Yardımcısı Tarık Aziz bugün Türkiye''de. Ülkesi Körfez Krizi''nden beri sürekli ambargo altında olduğu ve hava sahası sivil trafiğe kapandığı için hayli zahmetli olacak Tarık Aziz''in Ankara''ya ulaşması; karayoluyla Bağdat''tan Diyarbakır''a gidecek, oradan da bir askeri uçakla Ankara''ya taşınacak... Onun düzeyinde bir Iraklı yetkili, Körfez Savaşı''ndan beri ilk kez ülkemize gelmiş oluyor.

Irak''la ilgili bir başka gelişme de, Ankara''ya atanan yeni büyükelçinin istihbaratçı kişiliğiyle ilgili. Irak istihbarat örgütünün ikinci adamı olduğu bilinen Faruk Abdullah Yahya el-Hicazi için agrenman talebi, biraz tereddütten sonra Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel tarafından kabul edildi. Daha önce atanmak istendiği Kanada''nın büyükelçiliğine itiraz ettiği el-Hicazi''nin Türkiye''de görev yapacak olmasının, tıpkı Tarık Aziz''in Ankara ziyareti gibi, Amerikan yönetiminde rahatsızlığa yol açtığı bildiriliyor.

Her ülke kendi milli çıkarlarını başka ülkelerinkinden önde tutar. Türkiye''nin bugüne kadar Irak konusunda bu genel ilkeye aldırmayan bir siyasi tavır sergilediğine hiç kuşku yok. Ambargodan en fazla etkilenen bizim ülkemiz; sınır ticaretinin yıllarca durması, başladığında da sınırlı tutulması, bütün Doğu illerimizi ekonomik açıdan vurdu. Ambargonun Irak halkı üzerindeki yıpratıcı etkisi de en fazla bizim insanımızın gönül tellerini titretiyor. Irak''a yönelik hava saldırılarında İncirlik üssünün kullanılması da kamu vicdanını rahatsız ediyor.

Tarık Aziz''in ülkemize dâveti ve ''istenmeyen adam'' statüsünde görülen bir kişinin büyükelçiliğine verilen onay Ecevit Hükümeti''nin Batı''ya bir meydan okuması sayılabilir mi? Başta Başbakan Bülent Ecevit olmak üzere hükümet yetkilileri, bu iki gelişmenin önemini gözlerden uzak tutmaya çalışıyor ve basit bahanelere inanmamızı bekliyorlar. Ancak, her iki olayın, sadece hükümette değil devletin en üst düzeyinde tartışılarak planladığını düşündüren bir çok gerekçe var. Seyahatinin Diyarbakır-Ankara arasındaki bölümünde Tarık Aziz''i askeri bir uçağın taşıması bile konunun kapsamının genişliğine işaret ediyor.

Bu gelişmelerde bizi rahatsız eden iki yön var.

Birincisi, hangi kaynakların eseriyse, konunun, bir ''al gülüm-ver gülüm'' biçiminde takdimidir. Türkiye İncirlik üssünün ABD tarafından Irak''a karşı kullanılmasını durduracak ve ekonomik ambargoyu tek taraflı delecek, Irak da bu iyiliğe Türkiye''ye bedava petrol vererek mukabele edecekmiş. Eğer, bunlar, yeni gelişmeden rahatsızlık duyan iç ve dış çevrelerin kasıtlı yalan haberleri değilse, konuyu basite indiren çirkin bir celep pazarlığıdır. Hazinenin kasası boş olabilir, ama hassasiyet taşıyan dış politika konuları ekonomiye azık yapılamaz. Türkiye''ye yakışmayan ve olayı ciddiyetinden soyan bu tür pazarlıkların elin tersiyle itilmesi gerekir.

İkinci rahatsızlık kaynağı ise, konunun etraflıca düşünüldüğü noktasındaki tereddüdümüzle ilgili. Dünya sisteminin ''parya'' ilân ettiği bir ülkeyle ilişki tazelemek, bugünün ortamında, ya sistemi ikna ederek, ya da sonuçlarına katlanma göze alınarak gerçekleştirilebilir. Türkiye''nin ''ikna'' konusunda herhangi bir girişimi olduğunu duymuş değiliz; ekonomik, sosyal ve siyasi açıdan da, Türkiye, dünya sistemine kafa tutmak için en zayıf döneminde bugün. İki ay sonra seçim var, ekonomik sıkıntı had safhada ve Apo olayı ile Kuzey Irak''ta yaşananların ortaya koyduğu türden ülkenin toprak bütünlüğünü tehdit eden oldu-bittiler de kapımızda bekliyor. Böylesine ''kırılgan'' bir ortamda, Bağdat yönetiminin kuşatılmışlığını bozmayı hedefleyen gelişme, Türkiye karşıtı planların hızla sahneye konulmasını getirebilir. Eğer meydan okuma kapsamlı bir hazırlığa dayanmıyor, sadece basit refleksleri yansıtıyorsa, bundan çok zarar görebiliriz.

Okun yaydan çıktığı Tarık Aziz ziyaretine paralel görülen bazı uluslararası tepkilerden anlaşılıyor. Bu durumda hükümetin yapması gereken, politikasının destek tabanını genişletmektir. Başbakan Ecevit''in, yeni girişimi parti liderlerine anlatmasında ve özel gündemle toplanacak TBMM''ye bilgi vermesinde yarar var.

Biraz fazla kuşkuculuk olacak, ama biz yine de kayıt düşelim: Umarız, böylesine hassas bir konu seçimi erteletmek gibi süfli iç politik münasebetsizliklerle kaşınmıyordur.