
Batı kendi elinde büyük nükleer silahlar tutuyor. Bu silahlar ABD, İsrail, İngiltere, Rusya gibi birçok önemli ülkenin elinde bulunuyor. Nedense başta ABD olmak üzere Batılı ülkeler İran''ın elinde nükleer silah olmasını istemiyorlar. Buna sebep olarak da İran''ın sürekli olarak İsrail''i tehdit etmesini gösteriyorlar. İran İsrail''i haritadan silmekle korkutuyormuş. Diyelim ki etti, bundan ne çıkar ki? Eğer tehditle bir yere varılacaksa, İsrail sürekli olarak birilerini tehdit ediyor.
Nitekim İran elindeki uranyumu zenginleştirmek için var gücüyle çalışıyor. Henüz tam anlamıyla nükleer bir silahı olmadı. Zaten İsrail''in amacı İran nükleer silahları yapmadan bu projelerin önüne geçmek. Malum olduğu üzere İsrail bu yönde asla hak ya da hukuk tanımıyor. Bildiğini okuyor. Kimseden bir yaptırım görmediği için de çok rahat davranıyor. Bunun en net kanıtları da öldürülen İranlı nükleer fizikçiler.
Önce 12 Ocak 2010''da İranlı nükleer fizikçi Mesud Ali Muhammedi başkent Tahran''da bombalı bir saldırı sonucu hayatını kaybetti. Peşinden 29 Kasım 2010''da Tahran Şadid Beheşti Üniversitesi akademisyeni Mecid Şehriyari, aracına yerleştirilen manyetik bombanın patlaması sonucu öldü. Aynı gün bir başka saldırıda ise şimdi İran Atom Enerjisi Kurumu Başkanı Feridun Abbasi yaralandı.
Peşinden 23 Temmuz 2011''de İran Atom Enerjisi Kurumu üyesi olan nötron transferinde uzman Daryus Rızai motosikletli saldırganca öldürüldü. Ölümlerin önü arkası kesilmiyordu. 12 Kasım 2011''de Devrim Muhafızları''na ait Alghadir askeri üssündeki gizemli ve bir o kadar da tuhaf patlamada aralarında Tahran''ın füze çalışmalarının mimarı olduğu söylenen Hasan Tahrani Mukaddem''in de aralarında bulunduğu 36 bilim adamı öldü.
Bu saldırıları planlayanlar tesisleri de unutmuyordu. 28 Kasım 2011''de İsfahan kentinden İran''ın önemli nükleer tesisinde patlama yaşandı. Ve en son 11 Ocak 2012''de Natanz kentindeki nükleer tesiste çalışan 32 yaşındaki Mustafa Ahmedi Reşan öldürüldü.
Bütün bu ölüm ve patlamalardan İran, İsrail ve ABD''yi sorumlu tuttu. Elde net bir kanıt olmayınca şu yaptı, bu öldürdü demek işin kolayı oluyor. Ama İsrail''in bu işte en azından parmağı olduğu su götürmez bir gerçek. Zaten akılda kalan soru işaretlerini de yakınlarda piyasaya çıkan bir kitap ortadan kaldırdı.
İki deneyimli İsrailli gazeteci Dan Raviv ve Yossi Melman ''Spies Against Armageddon-Inside Israel''s Secret Wars (Kıyamete Karşı Casuslar-İsrail''in Gizli Savaşları) isimli bir kitap yazdılar. Bu iki yazarın en önemli özellikleri İsrail devleti ve MOSSAD''ı yakından tanımaları. Daha doğrusu bu tür gazeteciler aslında bir nevi embedded (iliştirilmiş) kişilerdir. Onlara bilgi MOSSAD''ın istediği tarzda akar. Ayrıca kendilerine ait haberler de gönüllerinin istediği gibi yazılır.
Bu kitabın en önemli özelliği İranlı nükleer fizikçileri MOSSAD''ın öldürdüğünü deklare etmesi. Mossad ajanlarıyla birebir görüşen İsrailli gazeteciler Dan Raviv ve Yossi Melman istihbarat örgütünün nasıl çalıştığını gözler önüne seriyorlar. İki gazeteci kitaplarında Tahran''ın nükleer programını durdurmak isteyen Tel Aviv hükümetinin İran''ı suikastçi timleri ile doldurduğunu iddia ediyorlar. "Düşmanınım düşmanı dostumdur" mantığı ile yola çıkan Mossad''ın İran''ın nükleer programındaki önemli isimlerini öldürmek için de İran''daki Kürtler ile işbirliği yaptığı yazan gazeteciler öyle pek de işkembe-i kübradan atmıyorlar. Mossad''ın suikast operasyonlarına İsrail bayrağına gönderme olarak "mavi ve beyaz" ismi verdiği detayı da kitapta yer alan bilgiler arasında.
İranlı fizikçileri ''MOSSAD içinde MOSSAD'' olarak bilinen ve İbranice süngü anlamına gelen Kidon isimli bir birimin yaptığını yazan gazeteciler, İran''ın elinde 20 İsrail ajanı olduğunu da vurguluyorlar.
Tabii burada hemen bazı soruların cevaplanması gerekiyor. Mesela eğer iddialar doğruysa İran''daki Kürtler niçin MOSSAD''a nükleer fizikçilerin öldürülmesi konusunda destek veriyorlar? İşin içinde başka hesaplar ya da vaatler var mı?
İran kendisine yönelik yaptırımlar ortadayken niçin bilim insanlarını koruyamıyor? MOSSAD casusları ellerini kollarını sallayarak nasıl İran''ın içine bu kadar rahat sızabiliyorlar ve bunlar fark edilmiyor?
Kitaptaki ilginç iddialardan biri de 2002 ila 2010 arası MOSSAD Başkanlığı''nı yapan Meir Dagan''la ilgili. Dagan''ın en büyük arzusu ne olursa olsun İran''ın nükleer çalışmalarını sonlandırmak. Bunun için elinden geleni yapmaya karar veriyor. Ve Dagan''ın yazarlara verdiği bilgiye göre CIA-MOSSAD işbirliği yaparak hem birlikte İranlı nükleer fizikçileri öldürüyorlar hem de İran''ın yazılım programlarına Stuxnet isimli virüs gönderiyorlar. Dünyanın en önemli dijital silahı olarak bilinen Stuxnet 2009 yılında George Bush''un onayıyla İran''ın uranyum geliştirme tesislerine bırakılıyor. O kadar iyi iş çıkarıyor ki, sonradan göreve gelen Obama bile Stuxnet''in çalışmalarına müsaade ediyor.
Yani İsrail Batı desteğiyle el altından oyunlar oynamaya devam ediyor. Ortadoğu''da sular kolay kolay durulmaz. İran''ın işi çok kolay değil. İçeride ve dışarıda her daim tehdit altında. İsrail hakkında ortaya atılanları basit bir komplo olarak görenlere de Dan Raviv ve Yossi Melman''ın kitabı kapak olsun.
Twitter.com/cemkucuk55
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.