Peki, CHP seçmeni de aynı ekonomik düzlemdeyken bir ibriği neden bu kadar büyütebiliyor? Karton çay bardağını sanat adına kutsuyor, büyük önem atfediyor? İsmail Kılıçarslan önceki günkü yazısında “söylem üstünlüğü” meselesine bir kez daha vurgu yaptı. Evet, AK Parti ve tabanı bu zamana kadar sosyal medyada gündemi belirleyen taraf olamadı. Açıkçası uzunca bir süre böyle bir öncelik de olmadı. Krizler patladıkça, FETÖ’nün profesyonel eller maharetiyle çektiği sosyal medya operasyonları gündemi sabote ettikçe, yalanlar, iftiralar, siyasi kumpaslar evlere, kahvehanelere ulaşınca sosyal medyanın siyaset arenasının kaos merkezi olduğu gerçeği ile yüzleşildi. Sonra da teşkilatlar, partili gönüllüler, danışmanlar muhalefet kanadının inşa ettiği algıları boşa düşürmek için sosyal medyaya hızlıca giriş yaptı. Sistem ise büyük ölçüde şöyle işledi:
Twitter hesabı aç, profiline AK Parti yaz, hükümeti savun. Cumhurbaşkanı paylaşım yapınca RT’le, belediye başkanını paylaş, ilçe başkanını beğen…
Tamam, bunlar mutlaka yapılmalı. Peki ya içerik? Yok. Sadece beğen, paylaş. Sosyal medyanın en kıymetli, en samimi, en gerçek tarafı olan içerik üretimi ihmal edildi.
Üzerine düşülmedi. İçerikten kastım ise sivil, karşılığı olan, izlenen, paylaşılan türde olanlar.
AK Parti tabanına hitap edecek, motive edecek, cesaretlendirecek, defansta çakılı bırakmayacak, yalancıyı, sahtekârı, kumpasçıyı, FETÖ’cüyü bir paylaşımla duman edecek kaç tane içerik üreticisi var? Yeri gelmişken sorayım aklınıza kimler geliyor?
Benim aklıma, Almanya’dan buralara yeten ‘Cumhur Frankfurt’tan ötesi gelmiyor.
Herkes defansta. Bir kişi de çıkıp “Allah’ını seven defansa gelmesin artık” demiyor.