
Her kesimden birçok kutu aptalının (TV''ye aptal kutusu diyenlerden alınmıştır) seyrettiği bir dizide bir aile, ailenin anlayışlı bir öğretmen annesi, eski kafalı (?) babası, kızları ve kızın arkadaşları var. Erkekli kızlı arkadaşlar flört ediyorlar, bir kız hamile kalıyor, sevgilisi çocuğu aldırmasında (kürtaj cinayeti işlemekte) ısrar ediyor, eski kafalıyı temsil eden baba kızına, "evlenmediği halde birisiyle yatan ve ondan hamile kalan bir kızla arkadaşlık etmemesini, ederse kendinin de birgün aynı haltı karıştırabileceğini" söyleyerek arkadaşlığa son vermesini istiyor, kız itiraz ediyor, "onlar birbirini seviyor, sevenlerin birleşmesi zina olmaz" demek istiyor, baba köpürüyor, derken kız evi terketmeye karar veriyor, o da sevgilisinin evine sığınmak üzere baba evini terkediyor, yolda ilerlerken kendi kendine söyleniyor: "Hepsi bir aptal ahlak yüzünden..."
Bir bayan köşe yazarı da, birbirini seven iki kişi arasındaki cinsel temasın zina sayılmayacağını, ama kocasından bir talebi olan kadının bunu kolaylaştırmak için onunla beraber olmasının fuhuş mahiyetinde olduğunu yazmıştı.
Hemen her gün TV''lerde paparazi programları var, bunlarda boy gösteren mankenler, san''atçılar elbise gibi sevgili (!) değiştiriyorlar, çoğu evlenmeyi düşünmediğini, evlilik dışı ilişkiden memnun olduğunu söylüyor. Bunları da kutu aptalları -bazıları ağızları sulanarak- seyrediyorlar, muhafazakâr geçinenlerden ise hiçbir bir tepki yok.
Bütün dinlerde ve evrensel ahlak ilkelerinde evli olmayanların evli gibi yaşamaları zinadır, haramdır, rezalettir, çirkindir; bunu yapanlar makbul insanlar değildir. Müslüman-Türk geleneğinde aynı fiil zina olarak değerlendirilir, yapanlar ahlaksız sayılırlar, sosyal itibarlarını kaybederler ve bazı cezaları hak ederler.
Asırlarca geleneksel değerlerle yaşamış, bunlarla haşir neşir olmuş bir milletin çocukları bu kadar kısa bir zaman dilimi içinde duyarlıklarını, bu ölçüde nasıl kaybedebiliyor? Bizce cevabı basit: Küreselleşmenin yanlış değerlendirilmesi, milli bir eğitim ve kültür programının kesintisiz olarak uygulanmaması, medya mensuplarının sorumsuzluğu, para kazanmayı bütün değerlerin üstünde tutmaları, bize uymayan bir bireysel özgürlük anlayışı, bir avuç "kendi değerlerine yabancılaşmış" insanımızın ekonomik veya siyasi güce dayanarak çarpık bir çağdaşlaşma anlayışını yayma faaliyetleri ve bu faaliyetin, geleneğine sahip çıkmak isteyenler üzerinde meydana getirdiği baskı. Bu çağdaşların (!) bulunduğu bir toplantıda birisi, ahlaktan söz etmeye kalkışırsa onu, ağzını açtığına pişman ederler; kullandıkları argümanlar ise şunlardan ibarettir: Bu çağda söylediği lafa bak, o ahlakı kim kodlamış, herkesin bedeni kendine aittir, o bir cinsel tercih ve insan hakkıdır, namus dediğin şey iki bacak arasında değildir...
İçinde bulunduğumuz dünya ve ülke şartlarında bireysel özgürlük anlayışını, "zinasını alenileştirme ve bununla övünme" noktasına kadar genişletenleri engelleyemiyorsak, bunlara karşı sivil ve meşru tepkilerimizi niçin engelliyoruz? Bizim manevî değerlerimizle savaşan, bunları tahrip eden kimselere neden iktidar, itibar ve servet kazandırıyoruz? Din, ahlak ve millet bağımız bu kadar mı gevşedi? Eğer böyleyse -bazan tabîî felaketler, siyasi, sosyal ve ekonomik krizler, kuraklık, salgın insan ve hayvan hastalıkları...- şeklinde de küçüklerinin kendini gösterdiği kıyameti bekleyiniz!
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.