Bölücülük istismarı

00:0010/10/1999, Pazar
G: 10/09/2019, Salı
Hayreddin Karaman

Düşünmeyi ve düşündüğünü ifade etmeyi engellemek için kullanılan, istismar edilen kavramların ve bunlara göre düzenlenmiş mevzûâtın başında, ilk sırasında irtica, din istismarı, milli güvenlik ve bölücülük gelmektedir. Son zamanlarda başı yanan birçok aydının suçlandığı madde bölücülük ve halkı isyana, teröre tahrik ve teşviktir. Doğru olan bir söz amacından saptırılır ve kötü bir maksatla kullanılırsa Hz. Ali''nin "Bâtıla, haksızlığa alet edilen hak söz" vecizesini hatırlamamak mümkün olmaz. Bölücülük

Düşünmeyi ve düşündüğünü ifade etmeyi engellemek için kullanılan, istismar edilen kavramların ve bunlara göre düzenlenmiş mevzûâtın başında, ilk sırasında irtica, din istismarı, milli güvenlik ve bölücülük gelmektedir. Son zamanlarda başı yanan birçok aydının suçlandığı madde bölücülük ve halkı isyana, teröre tahrik ve teşviktir. Doğru olan bir söz amacından saptırılır ve kötü bir maksatla kullanılırsa Hz. Ali''nin "Bâtıla, haksızlığa alet edilen hak söz" vecizesini hatırlamamak mümkün olmaz. Bölücülük suçlaması da böyle. Özellikle ceza kanunlarında muğlak, üstü kapalı, farklı anlamalara ve amacından saptırmaya açık ifadelerin kullanılmaması şarttır. Eğer bir kimse halka hitap ederken bilinen, kitaplara geçmiş bir şiir okuyorsa, bu okumanın arkasından hiçbir eylem meydana gelmediği, hiçbir hak ve kural ihlal edilmediği halde bir savcı kalkıp "Bu bir bölücülük ve iç çatışmayı tahriktir" diyerek suç duyurusunda bulunuyor ve dava açılabiliyorsa, ortada önemli bir problem/haksızlık var demektir. Elbette her sistem, rejim, devlet kendini korumak ister, bunun için gerekli tedbirleri alır, ancak alınan tedbirlerin meşru, evrensel hukuka ve insan haklarına uygun olması şarttır. Bir başka şart da kuralların uygulanmasında iyi niyet ve tarafsızlık ilkelerine riayettir. Bölücülükle, halkı isyana tahrik ve teşvik ile uzaktan yakından ilişkisi bulunmayan sözlere ve davranışlara bu damgayı vurmak ve düşünceyi/ifadeyi kilitlemek "bölücülük istismarıdır, doğru olanı yanlış yerde, kötü maksatla, amacından saptırarak kullanmak ve uygulamaktır."

"Okullarda isteğe bağlı din eğitimi verilsin, isteyen öğrenci ve öğretmenin ibadetini zamanında ve vakit kaybetmeden yapabilmesi için namaz kılacak mekanlar tahsis edilsin" diyorsunuz, "Bu bölücülük olur" diyorlar. "İsteyen memur, işçi ve öğrenci inancına uygun örtünmeyi/giyinmeyi yaparak çalışsın, okusun" diyorsunuz. "Bu bölücülüktür" diye karşı çıkıyorlar. Biz de diyoruz ki, bu masum ve haklı taleplerin bölücülükle bir ilgisi yoktur, karşı çıkanların yaptığı bölücülük istismarıdır. Bu ülkede asırlardır namaz kılan ve kılmayan vatandaşlar yan yana yaşadılar, ezan okununca mesela kahvehaneden kalkıp camiye giden vatandaşlar namaz bitince tekrar yerlerine döndüler ve namaza gitmeyen arkadaşları ile ilişkilerine, bıraktıkları yerden devam ettiler. Başını açan veya kapatan kızlarımız, kadınlarımız da böyle; bu farklı yaşama/giyim biçimi onları bölmedi, birbirine düşürmedi, dostluk ve beraberliklerini olumsuz etkilemedi. Daha dün, M.Ü. kampüsünün önünde başı açık kızlar, başları kapalı arkadaşlarının yanında medyaya şöyle seslendiler: "Biz birbirimizi seviyoruz, arkadaşlarımızın içeriye alınmamalarına üzülüyor ve onları destekliyoruz." Tarihi tecrübe ve günlük hayat aksini isbat etmiş olduğu halde bu talepleri bölücülük olarak değerlendirmek istismardır.

Milli bütünlüğün korunması, tabîî ve hukuki farklılıkların ortadan kaldırılması veya yok sayılması ile gerçekleşemez. Bu farklılıklar yanında birlikte yaşamayı cazip veya en azından çekilir hale getirecek unsurlara ihtiyaç vardır. Bunların bulunması, eğitim yoluyla nesillere kazandırılması eğitim ve kültür politikasının amacı olmalıdır. Anayasa''ya göre mecburi olan din kültürü ahlak bilgisi dersinin de din dayatması ile bir alakası yoktur, çünkü bu ders yalnızca bilgi vermeye yöneliktir, iman, ibadet ve ahlak eğitimi söz konusu değildir; bu dersi birlikte ve hoşgörü içinde yaşamanın dinamiklerinden biri haline getirmek veya böyle değerlendirmek pekalâ mümkündür.