Yazarlar Bu işi Türkiye ve İran çözer

Bu işi Türkiye ve İran çözer

İbrahim Karagül
İbrahim Karagül gazete Yazarı
Abone Ol Google News

Suriye meselesinin kilit noktası Türkiye-İran ortaklığıdır. Buna bir de Rusya"yı eklerseniz, bütün bölgeyi ateşe verme potansiyeli barındıran kriz yumuşatılabilir. Ardından da bir yol haritası şekillendirilebilir.

İki ülkenin işbirliği olmadan bu meselenin çözümü imkansız.

İlk gün çözümün adresi neyse, isterse on yıl sürsün, çözüm girişimlerinde yine aynı noktada olacağız. İlk gün de bu böyleydi, şimdi de böyle, sonra da böyle olacak.

Öyleyse; yüz bin insanın hayatını kaybettiği, şehirlerin harabeye çevrildiği, Suriye toplumunun parçalara ayrıldığı, keskin bir öfke ve nefretin her tarafa yayıldığı krize bu yönde acil bir müdahale yapılması zorunluluktur.

Bırakın Suriye"yi, Türkiye"de bile insanlar bu yüzden kamplara ayrılırken, Türkiye-İran ilişkilerinde ciddi bir kırılma yaşanırken, iki ülkenin benimsediği Suriye politikası hızla çıkmaza sürüklenirken, öngörülebilir gelecekte daha da içinden çıkılmaz hale geleceği ortadayken meseleyi Suriye"deki kamplaşmanın acımasızlığına, Batı"nın merhametine bırakmak iki ülkeye de ciddi bedeller ödetecektir.

İran Şam yönetimiyle iş tutarak Suriye üzerinde denetimini garanti altına alamaz. Türkiye, sadece muhaliflere verdiği destekle bu savaşın ömrünü kısaltamaz. Batı"nın müdahalesi ise bölgeye on yıllarca sürecek kaos bırakacaktır. Mezhep eksenli kamplaşma, Suriye"nin bütün enerjisini ve zenginliğini yok edecek, toplumsal hafızasına yüz yıl sürecek kötü izler bırakacaktır.

Başından beri söylüyoruz; Suriye meselesi bu şekilde devam ederse, yıllar alabilir, ortada Suriye diye bir ülke kalmayabilir. İran"ın da Türkiye"nin de bölgeye yönelik pozisyonu bugünkünden çok daha kötü noktalara savrulabilir.

Elbette herkes bir taraftır. Ahlaki duruş; özgürlük isteyenlerin, daha iyi bir yaşam isteyenlerin, istihbarat devletinden kurtulmak isteyenlerin yanıdır.

Ama mesele sadece ahlaki duruş değildir. Bu duruş bir çözüm sunmuyor. Taraf olmak bazen sorunu kilitleyen olmak anlamına da gelebiliyor. Öyleyse daha hareketli daha esnek, manevra alanı geniş bir duruş sergilemek gerekebilir.

Son dönemde Türkiye, bu yönde işaretler veriyor. İran"da da benzer yaklaşımlar kendini hissettiriyor. Aynı şekilde Türkiye-Irak ilişkilerinde de benzer işaretleri alıyoruz.

Bu yaklaşım teşvik edilmeli, cesaretlendirilmeli. Bu yaklaşım; başta Suriye"nin geleceği olmak üzere, Türkiye-İran-Irak üçgeninde de bir şeylerin normalleşmeye doğru gitmesi umudu taşıyor.

Ankara-Tahran ilişkilerinin de Ankara-Bağdat ilişkilerinin de seyrini değiştiren, gerilmesine neden olan konu Suriye oldu. Bölge ülkelerinin, kendi aralarında kamplaştıkça ciddi oranda güç kaybettiği bir tecrübedir. Birden fazla bölge ülkesinde ikili ilişkilerin bu kadar olumsuz seyrettiği, bölgesel ya da ikili ortaklıkların bu kadar etkisiz kaldığı dönem az olmuştur.

Daha şimdiden Suriye meselesi bölgeyi bölmüş, kamplara ayırmıştır. Savaş devam edecekse bu kamplaşma tehlikeli biçimde derinleşecektir. Sonunda hiçbir ülke, istediği sonuca ulaşamayacak ama ciddi oranda güç kaybına uğrayacak, yara alacaktır.

Türkiye"de keskin bir İran karşıtlığı, İran"da Türkiye karşıtlığı, Arap dünyasında kafa karışıklığı oluşmuştur. Türkiye"de bazılarının neredeyse "İran"la savaşalım" yaklaşımı ile İran"daki mezhep duruşu ve Suriye meselesindeki körlük aynıdır.

Şunu itiraf etmek zor olmasa gerek: İki ülke de Suriye meselesinde bir noktada düğümlenip kaldı. Bir adım sonrasında ne olacağına ilişkin kimsenin sağlıklı bir hedef belirleyebildiğini sanmıyorum.

Ankara-Tahran-Bağdat arasında buzları eritmenin Suriye meselesine ciddi oranda olumlu katkı sunacağını, belki çözüme kapı aralayacağını, Rusya"nın bu yakınlaşmaya olumlu yaklaşacağını tahmin edebiliriz. Ayrıca, bu yakınlaşmaya, Suriye dışarıda tutulsa bile, acil ihtiyaç var.

Unutmayalım; devletler ayrıştıkça toplumlar bölünüyor. Bu, yüzyıllardır hep böyleydi. Bir kez daha tanık olduk. Duruşumuzu koruyarak da çözüm çabalarına kapı aralayabiliriz. Bu yazıyı yazarken, kimyasal silahlara maruz bırakılan insanların o ürpertici görüntülerini izliyordum. Mesele şu ki, hiçbir şey yapılmadığı süre benzer görüntüleri daha çok yaşayacağız.

Yüz bin kişinin katledilmesi öfkelerimizi biledi. Ama bu öfke ile hareket ederken nice yüz binler hayatını kaybedecek.

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunundaki amaçlar ile sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerezler kullanılmaktadır. Detaylı bilgi için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.