Amerika’nın gücü, İngiliz sadakati ve İsrail

Kadir Üstün
Kadir ÜstünYeni Şafak Gazete Yazarı
04:00, 09/10/2026, Cuma • Yeni Şafak Haber Merkezi
Amerika’nın gücü, İngiliz sadakati ve İsrail

Amerika’nın İran’a karşı kullandığı B-1 bombardıman uçaklarını İngiltere’deki RAF Fairford Üssü’nden çekmesi, ABD-Birleşik Krallık ittifakıyla ilgili enteresan bir tartışma başlattı. New York Times (NYT) ve Wall Street Journal’da (WSJ) 7 Ekim’de yayınlanan iki ayrı analizin olaya bakışı, İran savaşının Amerikan dış politikası açısından ne anlama geldiğine dair önemli ipuçları veriyor. İran’ın üsse karşı İHA saldırısı planladığı istihbaratına dayanarak tedbir amaçlı alınan karar, liberaller tarafından savaşın Amerikan gücünün sınırlarını bir kez daha gösterdiği şeklinde yorumlanırken muhafazakârlar İngiltere’yi terör gruplarına müsamaha göstermekle suçlayarak bu ülkenin güvenilmez bir aktöre dönüştüğü tezini savunuyor.

Bu iki yazı, İsrail’in Amerikan dış politikası ve müttefik ilişkileri açısından işgal ettiği yere ilişkin de iki farklı yaklaşımı temsil ediyor. Amerika’nın İran savaşıyla birlikte bölgedeki varlığını azaltmanın ötesinde Avrupa’daki varlığını da yeniden şekillendirmek zorunda kalması, liberal medya tarafından stratejik geri çekilme ve başarısızlık olarak görülüyor. Muhafazakâr medya ise Avrupa’nın İran’a karşı fazla müsamahakâr olduğundan dem vurarak İngiltere’nin İsrail’e yerleşimciler konusunda yaptığı baskının da bunun bir parçası olduğunu savunuyor. Her iki farklı bakış açısı da Amerika’nın gerek bölgede gerekse Avrupa’da askeri varlığını azaltmasının Batı ittifakı içinde doğurduğu sorunları öne çıkarıyor.

ABD’NİN ZAYIFLAYAN GÜCÜ, İNGİLTERE’NİN GÜVENİLMEZLİĞİ

Ortadoğu’dan çekilmek istemesine rağmen İsrail yüzünden İran savaşına girmek zorunda kalan Trump yönetiminin bölgeden çekilmesinin ve İngiltere’de yaşadığı güvenlik sorunlarının algısını yönetmekte zorlandığı ortada. Trump yönetimi İngiltere olayını basit bir güvenlik tedbiri olarak değerlendirirken, NYT meseleyi öngörülemeyen sonuçlar bağlamında ele alıyor. Trump’ın Venezuela ve İran müdahalelerinin Amerikan gücünün büyüklüğünü göstermekten ziyade Körfez’deki üslerin kapatılması ve İngiltere’deki üssün kullanımının sınırlandırılması gibi örneklerde görüldüğü üzere zayıflama ve geri çekilme anlamına geldiğini savunuyor. Çok uzaklardan yakıt ikmali yapmak zorunda kalan uçak gemilerinin ve savaş uçaklarının ağır lojistik sorunlarla mücadele ettiğini belirten NYT, bu durumun İran’ı özellikle Avrupa’da da Amerika’yı tehdit etmeye cesaretlendirdiğini ima ediyor.

WSJ analizi ise İngiltere’deki üs meselesinde İngiliz hükümetinin bir süredir İran’la diplomasi adına İran menşeili iç tehditlere duyarsız kaldığını savunuyor. Filistin’e destek ve İsrail’in illegal yerleşimlerine yaptırım adımlarını da bu bağlamda değerlendiren analiz, İsrail’e sadakati adeta Amerikan dış politikasının kilit bir unsuru olarak sunuyor. Amerikan muhafazakarlarının bir kısmı Avrupa’yı İsrail’e gereksiz baskı yapmakla eleştirse de Trumpçı tabanda İsrail yüzünden İran savaşına girilmesinin yarattığı ekonomik sıkıntılara tepki olduğu biliniyor. WSJ’ın İsrail’i Amerikan dış politikasının vazgeçilmez bir unsuru olarak görme anlayışının geniş kitleler tarafından benimsenmediği biliniyor. WSJ güvenilmez ilan etse de, İngiltere’yle ‘özel ittifak’ elbette devam ediyor ve ‘Beş Göz’ mekanizması üzerinden en üst düzey istihbarat paylaşımında da bir sorun görünmüyor. Ancak Amerika’nın yeni dış politikasının İngiltere dahil bütün Batı müttefiklerini yeniden düşünmeye ittiği de açık.

STRATEJİK BAĞIMSIZLIK ARAYIŞI

Trump’ın İran savaşına girerken NATO’yla müzakere etmemesine rağmen Hürmüz Boğazı’nı açmak için yardıma gelmediklerinden yakınması gibi örnekler Batı ittifakı içindeki stratejik ayrışmaya işaret ediyor. Chatham House gibi önemli bir İngiliz düşünce kuruluşunun toplantısında Amerika’yla ilişkilerin artık eski varsayımlarla sürdürülemeyeceği vurgulanıyor. İngiliz Lordlar Kamarası’nın hazırladığı bir raporda Trump yönetiminin İran’a saldırıyı Londra’yla koordine etmediği, müttefiklerine uyguladığı ticari baskılar ve Birleşmiş Milletler gibi uluslararası kurumları adeta hiçe sayması iki ülke arasındaki ilişkiyi zora soktuğundan bahsediliyor. İngiltere adını böyle koymasa da Amerika’yla daha az bağımlı bir ilişki arayışında. Uzun yıllar Amerika’nın Ortadoğu’daki politikalarının bir numaralı destekçisi olan İngiltere’nin dahi diğer Avrupa ülkelerinin stratejik bağımsızlık arayışına girmesinin Amerikan dış politikası açısından uzun vadeli sonuçları olacaktır.

Amerikan dış politikasının çok kritik bir dönüşümden geçtiğini ve bunun Batı ittifakını temelden değiştireceğini söylemek abartı olmayacaktır. Avrupa’nın gerek Ukrayna gerek İran savaşlarında Washington’dan farklı tavır takınması, İsrail konusunda da ‘görüntüyü kurtarmaya’ dönük de olsa sınırlı bazı adımlar atması Trumpçı dış politikanın yarattığı sonuçlara örnek teşkil ediyor. Trump sonrasında bir Demokrat yönetim dahi gelse, Avrupalı ve Ortadoğulu müttefiklerin Washington’a aynı gözle bakmayacağı kesin. Şimdiden alternatif ittifaklar ve bağımsız stratejik kapasitesi inşa etme arayışında olan Amerikan müttefikleri, kendi aralarında da mini ittifaklar kurarak bu geçiş dönemini verimli geçirmeye çalışıyor. Bununla birlikte Amerika’nın dış politikasında yaşanan gelgitlerin geçici değil kalıcı olduğu fikrinin benimsendiğini de söylemek mümkün.

Washington’ın İngiltere’deki üs meselesinde söylem üretememesi ve NYT ile WSJ’ın birbirine zıt tavırlar alması, Amerikan dış politikasındaki öngörülemezliğin sadece küçük bir örneği. Marco Rubio Atina’da Batı ittifakının kendi ‘özüne dönmesi’ gerektiği çağrıları yaparken Fransa, Almanya ve İngiltere gibi Avrupalı müttefiklerin her biriyle yaşadığı ciddi sorunları aşamaması kayda değer. Bir yandan ittifakın kendi başının çaresine bakması gerektiği mesajını verirken hem Ortadoğu hem de Avrupa’daki askeri varlığını azaltan Amerika, bir yandan da İngiltere gibi müttefiklerinin güvenilmez olduğunu ilan ediyor. İsrail konusunda da tam bir diplomatik izolasyonu göze alan Washington, Batı ittifakının lideri olarak kapsamlı bir çözüm üret(e)miyor. İran savaşının ürettiği temel meydan okumayı, Amerika’nın İsrail’in önceliklerini kendi stratejisinin ana eksenine oturtup müttefiklerinden kayıtsız şartsız destek beklemesi olarak tanımlayabiliriz.


Sayfa Sonu
Türkiye’nin Birikimi. Uluslararası Medya Grubu.

Türkiye’nin gündemini belirleyen haber kaynağına hoş geldiniz! Tarafsız, dinamik ve derinlemesine habercilik anlayışıyla Yeni Şafak, okuyucularına güncel gelişmelerin ötesinde bir deneyim sunuyor. Siyaset ve ekonomiden kültür-sanat ve spor dünyasına kadar geniş bir yelpazede sunduğu haberlerle, hem Türkiye’de hem de dünyada neler olup bittiğini anında öğrenin. Dijital platformlarıyla her an, her yerden en doğru bilgiye ulaşın; Yeni Şafak’la gündemi yakalayın!

Sosyal medyada bizi takip edin
Mobil Uygulamaları indirin

Gündemi cebinizde taşıyın! Yeni Şafak’ın mobil uygulamalarıyla, en güncel haberlere anında ulaşın. Siyasetten ekonomiye, spordan kültür-sanat dünyasına kadar geniş bir içerik yelpazesi parmaklarınızın ucunda! Hem iOS, hem Android hem de Huawei cihazlarınızda kolayca indirerek, günün her anında en doğru bilgiye hızlıca erişin. Hemen indirin, dünyadaki gelişmeleri kaçırmayın!

Kategoriler
Albayrak Medya

Maltepe Mah. Fetih Cad. No:6 34010 Zeytinburnu/İstanbul, Türkiyeiletisim@yenisafak.com+90 212 467 6515

YASAL UYARI

BIST isim ve logosu 'Koruma Marka Belgesi' altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.

Tüm hakları saklıdır © Net Medya 2026