Yazarlar Kanal İstanbul gerçekleri

Kanal İstanbul gerçekleri

Mehmet Acet
Mehmet Acet Gazete Yazarı

Hatırlıyor musunuz?

İstanbul Havalimanının bulunduğu bölge, havalimanı inşaatı başlamadan önce İsviçre peyniri gibi delik deşik bir haldeydi.

Taş ocaklarının çukurlarını doldurup sahayı düzleştirmek için binlerce kamyonun aylarca toprak taşıdığını da hatırlıyoruz.

Diğer yandan havalimanı inşaatı devam ederken, yürütülen sert kampanyalar da unutulmuş değil.

İnip kalkacak uçakların güvenliği bile aylarca tartışıldı.

“Karadeniz’den esen rüzgârlar şöyle esiyor, böyle esiyor”, “İniş sırasında o sert rüzgârlar şu yönden eserse böyle, o yönden eserse şöyle risk oluşturacak, uçaklar inemeyecek” şeklinde kâbus senaryoları havada uçuştu.

Havalimanında uçuşların başlamasının üzerinden geçen 2 yıllık süre, bu eleştirilerin hiçbirinin bir değerinin olmadığını herkese gösterdi.

Yatırım bedeli olarak Hazine bütçesinden tek kuruş çıkmadığı gibi, kira ve garanti üstü ödemelerle devletin kasasına fazladan para girişi bile oldu.

2019 yılında İstanbul Havalimanı için devlete 242 milyon euro kira, 22,4 milyon euro da Garanti Üstü Ödeme yapıldı.

2020’de pandemi şartları nedeniyle bu rakamlara ulaşılamadı.

Ancak bu süreç bittikten sonra belli ki İstanbul Havalimanı ‘altın yumurtlayan tavuk’ misali, büyük bir marka değeri olarak varlığını sürdürmeye devam edecek.

Demek ki, İstanbul Havalimanı Projesi aslında iyi bir proje imiş.

2 yıllık hikâyesi, “Evet, öyle” dedirtmiyor mu?

Aslına bakarsanız, yap-işlet-devret modeliyle yapılan projelerin çoğu için aynı durum geçerli.

Müteahhit zengin eden projeler olarak sürekli bir biçimde kötülenen bu projelerin akıllıca yatırımlar olduğu gün geçtikçe daha iyi anlaşılıyor.

Yavuz Sultan Selim Köprüsü, 6 yıl sonra işletmesi bitecek ve devletin malı olacak.

İstanbul’un trafiğine neler kattığını herkesin bildiği Avrasya Tüneli için araç geçişine dair verilen garanti sınırının yakalanmasına az kaldı.

Peki, büyük zarar ziyan olarak sunulan Osmangazi Köprüsü’nde de garanti edilen günlük geçiş sayılarına çok yaklaşıldığını söylesek, bu projelerle çocuklarımızın, hatta torunlarımızın borçlandırıldığını iddia edenler bu iddialarından vazgeçerler mi acaba?

Üstelik Osmangazi Köprüsü ile İstanbul-İzmir Otoyolu toplamında garanti geçiş sayılarının üstüne çıkılmış durumda.

Rakamları verelim:

Osmangazi Köprüsü’nde garanti edilen günlük geçiş sayısı 40 bin iken, 36 bin 415 sayısına şimdiden ulaşılmış oldu.

İstanbul-İzmir Otoyolu birinci kesim için, yine 40 bin araç için geçiş garantisi verildi ama şimdiden bu otoyolu ortalama günlük 45 bin 280 araç kullanıyor.

Otoyolun ikinci kesimi için 35 bin araç garantisi verilmişken, günlük ortalama 43 bin 719, üçüncü kesim için 17 bin garanti verilirken, 29 bin 216 araç geçişi yakalandı.

Sadece bu otobanın 4’üncü kısmı için, 23 bin araç garantisi verilmesine rağmen, henüz 15 bin 943 aracın kullanıldığı kesiminde garanti sayısının gerisinde kalınmış durumda.

Yani toplamda İstanbul-İzmir otoyolu için garanti sayıları şimdiden aşılmış oldu.

Bütün bu rakamları şöyle de okuyabilirsiniz:

Böyle devam ederse ki, ilerleyen dönemlerde garanti sayılarının bütünüyle artıya geçeceği öngörülüyor, devlet kesesinden (yani aslında sizin vergilerinizle oluşan bütçeden) tek kuruş çıkmadan ülkeye dev eserler kazandırılmış olacak.

İstanbul Havalimanı’nın yakınlarından başlayarak, açılacak kanalla Karadeniz sularını Marmara ile Boğaz dışında ikinci bir güzergâhtan buluşturacak olan Kanal İstanbul Projesi de yukarıda sözünü ettiğimiz yöntemle inşa edilecek.

Arada bir iktidar değişikliği olmazsa eğer, iki hafta sonra temelleri atılacak olan proje 5 yıl sonra tamamlanmış olacak.

Arada iktidar değişikliği olmazsa dememin sebebi şu:

Birkaç gün önce CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, “Kanal İstanbul Projesi’nde bulunan şirketlerin paralarını asla ödemeyeceğiz. Türkiye’de yatırım yapmalarının önünü keseceğiz” diye bir açıklama yaptı.

Hatırlayalım.

Bundan 7 yıl önce bu vakitler İstanbul’un meydanlarını savaş meydanına çeviren Gezi eylemcileri, eylemleri bitirmek için Yavuz Sultan Selim Köprüsünün, Havalimanı projesinin rafa kaldırılmasını şart koşmuşlardı.

Aradan geçen 7 yıl, iptal edilmesi istenen projelerin gerçek birer vizyon projeleri olduğunu ama aynı zamanda herkesin böyle işlere aklının yetmediğini gösterdi.

Bir 7 yıl sonra Kanal İstanbul projesi tamamlanmış olursa eğer, bu tartışmanın bugünkü aktörleri hakkında kimler neler düşünecek acaba?

Merak ediyor musunuz?

Abone Ol Google News

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunundaki amaçlar ile sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerezler kullanılmaktadır. Detaylı bilgi için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.