Yazarlar Yatırım aracı olarak döviz, konut, otomobil ve borsa

Yatırım aracı olarak döviz, konut, otomobil ve borsa

Mehmet Akif Soysal
Mehmet Akif Soysal İnternet Yazarı
Abone Ol Google News

Yeni Şafak · Mehmet Akif Soysal - Yatırım aracı olarak döviz, konut, otomobil ve borsa

Tüm çalışanların ilk amacı geçimlerini sağlamaktır. Bunun ötesinde amaçları çalıştıkları dönemde birikimler yaparak (buna tasarruf diyoruz) çalışamayacakları dönemi de içine katacak şekilde yaşamlarını refah içerisinde sürdürmektir.

Paranın ekonomide geleneksel yaklaşıma göre üç temel işlevi bulunmaktadır. Bunlar; değişim aracı olması, hesap birimi/değer ölçüsü olması ve en önemlisi değer saklama aracı olmasıdır.

Türk lirası açısından bu tanımı değerlendirdiğimizde üç temel işlevden değişim aracı olma görevini ifa ettiği, zoraki de olsa değer ölçüsü özelliğini koruduğu (pek yakın zaman evvel yasaklanıncaya kadar bazı fiyatlar döviz cinsindendi) ancak tasarrufları saklama aracı özelliğini yitirdiğini görmekteyiz. Bu sebeple ülkemiz çift paralı bir ekonomi sistemidir deriz.

Türkiye’de ekonomi sorunlarının temelinde yatan sebep paramızın bu üç temel işlevinden birini yerine getirememesidir.

Çalışan kesimin beklentisi çalışarak, didinerek, zahmetle biriktirdiği tasarrufları ileride kullanılmak üzere değer yitirmeden taşımaktır. Ancak bu, tasarruflarını Türk lirası olarak değerlendirmek ile mümkün olmuyor. İşte bu noktada sorunlar başlıyor.

Tasarrufları değerlendirmek amacıyla kısa vade birikimi sağlamak için dövize, orta vade birikimi sağlamak için otomobile, uzun vadeli birikimi sağlamak için de konuta (gayrimenkule) talep yönelmektedir.

Enflasyon iki yönlüdür. Bunlardan biri arz diğeri ise taleptir. Tasarrufların değer saklama birimi olarak parada değil de döviz-otomobil-konutta biriktirilme çabası ise talebi artırır bunun neticesinde talebi artan her mal gibi fiyatları kullanım değerinin üstüne çıkar ve enflasyonu oluşturur.

İşte esas mesele bu döngüden çıkılması gereğidir. Ama bu döngüden yasakla, kanunla çıkamazsınız. Bir anda da olmaz. Zira alternatif olarak vaad edilene güven şarttır.

Bu fasit döngüyü kırabilecek yegâne mekanizma pay senedi Borsası’dır. Gelişmiş, derinlikli bir borsaya sahip olan ülkeler, en çok üreten en müreffeh ülkelerdir. Bunun istisnası yoktur.

Bu nedenle Türkiye’de sermaye piyasalarında borsaya ayrı bir önem atfedilmeli, güven ortamı sağlanmalı, kontrol dahilinde tutulmalıdır ki gelişimi sağlansın.

Böylelikle Türk lirasına uzun vadeli yönelim artar, değer saklama işlevi hayat bulur, dövize, otomobile, konuta yatırım amaçlı yönelim son bulur, enflasyonun üzerinde talep yönlü baskı azalır. Bununla beraber pay piyasasına yatırım sanayiyi, teknolojiyi, ticareti ilerletir. Bunların neticesinde de borçlanarak büyüme modeli son bulur Erdoğan’ın ısrar ile üzerinde durduğu cari açıksız büyüyen Türkiye modeline geçilir, kalıcı başarı sağlanır.

Ancak son dönemde bankacılık endeksinde yaşananlar ne yazık ki bu temeli dinamitleyen, yaşanabilecek en kötü örnektir. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın koyduğu istikameti bozmaktır. Söylenebilecek çok söz, sorulacak çok soru var. Umarım itidal ve şeffaflık ile çözüm bulunur, tekrarlanması engellenir. Ve hatta hesabı sorulur…

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunundaki amaçlar ile sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerezler kullanılmaktadır. Detaylı bilgi için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.