Artaki Candan"la baharı karşılamak...

00:0016/04/2000, Pazar
G: 11/09/2019, Çarşamba
Mehmet Barlas

Günlük gazete yazarı olmak, çok nankör bir mesleği seçmek anlamına gelir.. Gazete yazısı, kumsala yazılır.. Ömrü, en fazla 24 saattir.. Bazan, sabah gazete okurun eline geçtiğinde, o yazı eskimiş olur.. Sabaha karşı gelen bir haber, o yazıyı yokluğa mahkûm edebilir.Ama şairler ve besteciler için durum çok farklı..Geçen pazar günü İstanbul Devlet Klasik Korosu''nun "Bahar Konseri"ni dinlerken, birden bu gerçeği kavradım..Bu bestelerin ve güftelerin kalıcılığını, sade hayranlıkla değil, galiba biraz

Günlük gazete yazarı olmak, çok nankör bir mesleği seçmek anlamına gelir.. Gazete yazısı, kumsala yazılır.. Ömrü, en fazla 24 saattir.. Bazan, sabah gazete okurun eline geçtiğinde, o yazı eskimiş olur.. Sabaha karşı gelen bir haber, o yazıyı yokluğa mahkûm edebilir.

Ama şairler ve besteciler için durum çok farklı..

Geçen pazar günü İstanbul Devlet Klasik Korosu''nun "Bahar Konseri"ni dinlerken, birden bu gerçeği kavradım..

Bu bestelerin ve güftelerin kalıcılığını, sade hayranlıkla değil, galiba biraz kıskançlıkla izliyorum gazete yazarı olarak..

Bakın mesela, güftesini Mustafa Nafiz Irmak''ın, bestesini Artaki Candan''ın yaptığı Nihavend şarkıya..

"Koklasam saçlarını bu gece ta fecre kadar

Acı duysam gözünün rengine dalsam da senin

Kanatır ruhumu mazide kalan hatıralar

Doyamam ömrüme ben kalbini çalsam da senin."

1980''li yıllarda kaybettiğimiz Mustafa Nafiz Irmak''ı (Doğumu 1904) düşünün bir kez... Şiirleri, Selahattin Pınar''a, Münir Nureddin''e güfte olmuş.. Bestelerini ise, hâlâ söylüyoruz.. "Sebep sensin gönülde ihtilale" diye başlayan Şevkefza şarkısını bilmeyen var mı mesela?..

Ermeni asıllı Türkiyeli bestecimiz Artaki Candan''ı hatırlayın.. Artaki Candan (1885-1948) denilince, hemen dilimizin ucuna gelen şarkıları bir düşünün..

-Hani ya sen benimdin, niye döndün sözünden (Kürdili Hicazkar)

-Son hatıra aşkımda kalan bir sarı saçtı (Hüzzam)

-Ruhumda bahar açtı, onun bülbülü sendin (Ferahnak)

Geçen pazar "Bahar Konseri"ni dinlerken, bu tür kalıcı eserlerin sahibi, değerli besteci Dr. Selahattin İçli ile yanyana koltuklardaydık.. Güftesini Selim Aru''nun yazdığı Kürdili-hicazkar şarkısı ile sevmiştim Dr. İçli''yi..

"Bitmez, tükenmez bu dert, ömür diyorlar buna

Bu gece mehtab gibi, aşkım da bitse suda.."

Konseri dinlerken, Dr. Selahattin İçli''yi de izledim.. Kendisinden önceki bestecilerin eserlerini, nasıl saygı ile dinlediğine, tanık oldum..

Keşke ben de, meslektaşlarımın, gazete yazarlarının yazılarını böyle saygı duyarak okuyabilsem.. Bir farklı düşünce yakalayınca, heyecanlanabilsem.. Ve bizim yazılarımız da, güfteler ve besteler gibi, kalıcı olabilse.

Koro''nun şefi Ender Ergun, "Bahar Konseri"ni Nihavend üzerinde kurmuştu.

İşte birkaç doyumsuz eser dinlediklerimizden..

Hacı Arif Bey''in "Esdi nesim-i nevbahar"ı.. İsmail Hakkı Bey''in "Nerelerde kaldın ey serv-i nazım"ı.. Civan Ağa''nın "Dil seni sevmeyeni"si..

Konserin solisti, Serap Mutlu Akbulut''tu..

Akbulut, Sultanı-Yegah şarkılarla, hepimizi büyüledi.. Cevdet Çağla''nın nağmeleri ve Hikmet Münir Ebcioğlu''nun güftesi, yine hepimizin yürek tellerini titretti..

"Kaçıncı fasl-ı bahar bu solar gider emelim

Tadılmadan nice yıllar geçer budur halim

Çiçeklerin bana dal dal uzansa değmez elim

Ben işte böyle bir aşkın esiriyim güzelim."

"Sultanı-Yegah" denilince, ben Dede Efendi''nin takımını hatırlarım hep.. Bestelerden, semailerden oluşan 4''lü takımdır benim için Sultanı-Yegah..

"Misalini ne zemin ü zeman görmüştür

Nazîrini ne mekin ü mekan görmüştür."

Ben bu güfteyi mırıldanınca, Dr. Selahattin İçli, "Aman sakın ikinci besteyi de ihmal etmeyin" dedi.

Hatırladık..

"Can-ü dilimiz lütf-i şehinsak ile mamur

Güftar-ı şeker handi eder alemi mecbur."

Evet.. Koro''nun "Bahar Konseri"ni hep böyle unutulmaz eserlerin peşinde koşarak veya hatırlayarak izledik.. Bazan anılarımız canlandı, bazan daha güzel yarınları hayal ettik..

Rıfat Bey''in Hicaz Şarkısı ile "Bahar"ı yine kutladık geçen pazar günü.

"Niçin bülbül figan eyler bahar eyyamıdır şimdi.

Açılmış goncalar güller mesar eyyamıdır şimdi."

"Klasik Koro"yu, her konserde daha ileri götüren Ender Ergun''a da, tüm sanatçılara da teşekkür borçluyuz..

ŞAKA

Ucuzcu sermaye..

"Ucuza mal kapatmak" alışkanlığını yenmek kolay mı sanki?

Gümrük duvarları arkasında, korumacılıkla ve devlet eliyle büyütülen yerli sermaye, daha doymadı galiba..

Özelleştirmelerin, ucuza gitmesini istiyorlar şimdi..

"Cep telefonu"nu cebe indirmek konusunda, fiyat yükselince şaşırdılar, kızdılar..

Bakarsınız "Fiyatı, bölücüler ve şeriatçılar yükseltti" diye, derin devlete şikayet de ederler.

GENELKURMAY

Özü doğru, şekli yanlış!..

Genelkurmay Başkanlığı''nın, cumhurbaşkanı seçimi konusunda yaptığı açıklama, "özü" itibarı ile doğrudur. Ama "şekil" açısından, böyle bir açıklamanın yapılması, çok tartışılacaktır..

Elbette, ülkenin önemli konuları hakkında, tüm vatandaşların, tüm siyasal kuruluşların, bütün ilgili ve ilgisiz kişilerin olduğu gibi, "Türk Silahlı Kuvvetleri"nin de fikri vardır.

Üstelik seçilecek kişi, hem Devlet''in başı, hem de Cumhuriyet Ordusu''nun "başkomutan"ı olacaktır.. (Anayasa, madde 104)

Gerçekçi olalım.. "Silahlı Kuvvetler" diye adlandırılan sosyo-politik gerçeğin "hayır" dediği bir kişinin, cumhurbaşkanı olması pek kolay değildir Türkiye''de..

Gelişmiş Batı demokrasilerinde, böyle bir durumu hayal etmek bile imkansızdır..

Ama gelişmemiş Türk yarı-demokrasisinde, böyle bir gerçek var işte..

Bütün mesele, bu gerçeği vurgulayarak, kamuoyunun ve siyasetçilerin her dakika gözüne sokmanın yanlışlığından kaynaklanıyor..

Cumhuriyet''in son 40 yılında dört kez doğrudan ve dolaylı askeri müdahalelere tanık olunan bir ortamı, 2000''li yıllarda artık sürdürmemeliyiz..

Genelkurmay Başkanı, her an Başbakan''la ve tüm "devlet"le temas edip, Silahlı Kuvvetler''in her konudaki görüşlerini zaten bildiriyor..

Artık bu görüşleri, "resmi açıklamalar"la, "muhtıra"larla falan, daha ileri götürmemeliyiz.. En azından "görüntü"ye dikkat edilmeli..