
Türkiye''deki rejim, kendisini "iç ve dış düşmanlar"a karşı, "savunma refleksi" adı verilen bir mekanizmayı çalıştırarak korumaya çalışıyor..
Burada, kavram kargaşasına ve "devlet"le "halk"ın arasının açılmasına sebep olan neden, "Cumhuriyet Devleti"nin kendisini savunma dürtüsü değil.. Toplumun çok büyük kesimi de, kaostan, anarşiden, yıkıntıdan yana değil.. Geniş anlamı ile "istikrar ve güven", bireylerin devletten en büyük beklentisi..
Geçmişte de, siyasal farklılıklar "terörizm"e ve terörizm de "anarşi"ye dönüştüğü zaman, büyük çoğunlukların, askerî rejimleri bile desteklediğini gördük..
Problem, "Cumhuriyet Devleti"nin, "iç ve dış düşman" tanımlamasından kaynaklanıyor..
Örneğin, bir ideolojinin veya bir inancın, Türkiye''de yönetimi ele geçirip, "totaliter bir rejim" kurması ihtimali, "tehdit" kavramına giren olgular arasında..
Burada, bu "totaliter" kavramını galiba irdelememiz gerekiyor..
"Totalitarizm", topyekûncu bir yönetim biçimi.. Totaliter devletlerde, iktidara sahip olan "parti", "ideoloji" veya "dini inanç", bütün yurttaşların, hayatın her alanında, tek tip (üniform) davranmasını istiyor.. Farklı düşüncelere, ırklara, hatta giysilere, hayat hakkı tanınmıyor.
20''nci yüzyıldan "totalitarizm"e gösterilecek örnekler, Hitler Almanya''sı, Stalin Sovyetler''i, Taliban Afganistan''ı ve hatta Suudi rejimi olarak verilebilir. Humeyni iktidarının ilk dönemindeki İran da, bir totaliter rejim örneğidir..
"Totaliter rejim"lerle, bugün "3''üncü Dünya ülkeleri"nin bazılarında görülen "tiranlık" veya "diktatörlük"leri, karıştırmamalıyız..
"Küçük diktatörler", devlet kuvvetini kullanarak halkın azınlıkta, ya da çoğunlukta olan kesimini ezerler.. Hukuku yok sayarak, kokuşmuş bir iktidar kendilerinin ve belirli bir yandaşlar grubunun (oligarşi) ceplerini doldururlar genellikle..
Totaliter rejimler ise, topyekûncudur. Ülkedeki hayat tarzları, tüm bireyler ve kesimler, bütün siyasal davranışlar, "merkez"de verilen yönergelerle, disipline sokulur.. Emek gibi sermaye de, devlete bağımlıdır.
Türkiye''de "Cumhuriyet Devleti", kendisini ve "demokrasi"yi, totalitarizme yönlenmiş tehditlere karşı savunurken, galiba zaman zaman, amacı aşan davranışlarla, başka çeşit bir totalitarizme yol açabiliyor..
Türkiye''deki her çeşit çoğulculuk ve farklılıklar, rejimin tehdidi olarak görülüyor.. Ülkenin kültürünün bir ayrılmaz parçası olan, "dini inançlar", "etnik farklılıklar", "giyim tarzları" veya "sivil itaatsızlık" kapsamına girecek siyasal davranışlar, "tehdit" biçiminde sunulup, gösteriliyor..
Daha da ötesi, Cumhuriyet''in ilk dönemindeki "Tek Parti" yıllarının "totaliter modeli", 2000''li yıllar için, ulaşılması gerekli hedef gibi gösteriliyor..
Daha da ötesi, bu kavram kargaşası, devletin temel ve güçlü kurumlarına ilişkin tutumlara da yansıyor..
Örneğin "Türk Silahlı Kuvvetleri"nin, güçlü, disiplinli bir caydırıcı kuvvet biçimde var olması, sade devletin değil, tüm yurttaşların da güvenliğinin teminatıdır..
Ama "Türk Silahlı Kuvvetleri"nin siyasete müdahalesini istemek, sivil toplumun da askerî disiplin içine alınmasını önermek, ideolojiler veya inançlar arasında "şu doğru-bu yanlış" kararının silahlı kuvvetler tarafından verilmesine alkış tutmak, "militarizm"dir..
Bunun gibi, Mustafa Kemal Atatürk, tüm ulus için, kurucu ve kurtarıcı bir kahramandır.. Atatürk, geniş halk kitlelerinin gözünde, "Gazi"dir.
Ama birileri, 1920''ler ve 1930''lar dünyasındaki günlük politikaları 2000''li yıllara, "Kemalizm" adı verilen bir "resmi ideoloji" biçiminde taşımaya kalkarsa, olay yozlaşır..
"Cumhuriyet Devleti", kendisini ve demokratik rejimi korumak isterken, farkında olmadan, bu rejim "totaliter" nitelikler kazanmaya başlar.
Türkiye''nin bu problemli ve kavram kargaşaları ile dolu dönemi aşması, eskisine göre daha kolay.. Çünkü önümüzde, "Kopenhag Kriterleri" denilen çağdaş uygarlık ayıraçları ve "Avrupa Birliği Üyeliği" dediğimiz, büyük demokrasi projesi ile kaynaşma programı var..
İdeolojilerin tartışılıp, yıkıldığı, "soğuk savaş"ın bittiği ve globalleşmenin her toplumu etkilediği bu çağdaş, herhalde, kendimizi savunma için, en büyük tehdit olan totalitarizme saplanmak durumuna düşmemeliyiz..
Boş bakanlık!..
Mesut Yılmaz aklanıncaya kadar, koalisyonda ANAP''a düşen bir bakanlık boş tutuluyor ya..
Demek, bu hükûmette bakan sayısı fazla..
En azından, boş bırakıldığı için ülkede bir eksiklik duyulmayan bu bakanlık fazla.
Siyaset, ille de birtakım isimleri, kırmızı plakalı Mercedes''ler ve koruma polisleri ile ödüllendirmekse, diyebileceğimiz birşey olamaz..
Ama belli işte.. Bir bakanlık boş tutulunca, hiçbir şey değişmiyor..
Sosyoloji, yönetime yardım etmeli!..
Bazı mesleklerin, mesela "sosyoloji"nin önemini, bütün gelişmiş ülkeler kabul ediyor.. Toplumu ve siyaseti, "sosyoloji"nin yardımı olmadan anlamak, artık pek mümkün değil..
Ama "28 Şubat" diye bilinen post-modern askeri müdahale döneminde, "sosyoloji"ye hiç önem verilmedi.. Toplumsal ve siyasal olgular, sadece "askeri" ve "polisiye" vakalar gibi alındı..
"28 Şubat"ın baş aktörlerinden birinin şu sözleri, hâlâ hatırımızda..
-Sosyologlara danışırsak, kararlılığımız sarsılır!..
Şimdi Türkiye, o dönemin izlerini silmeye ve "Avrupa ülkesi" olmaya çalışıyor.. Bu özlem öylesine somut biçimde var ki, Galatasaray''ın UEFA Kupasını Kopenhag''daki maçta alması bile, "İşte Kopenhag kriterleri" benzeri manşetlere sebep oluyor..
Diyoruz ki..
Bırakın gelişmiş devletleri.. Çok uluslu şirketler bile, "değişim"i anlayıp, ona uyumlu hale gelmeye çalışırken, sosyologların ve antropologların görüşlerini alıyor.. "Yatay hiyerarşi"lere ve "net-work" yapılı organizasyonlara geçildiği bir çağ yaşamaktayız..
Bizdeki "Hükûmet", "Milli Güvenlik Kurulu" ve benzeri karar mekanizmaları, artık mutlaka sosyologları da, en azından "danışman" olarak kullanmalıdır.. Bu yapılırsa, "istihbaratçılar"ın elde edemediği bilgiler, "sosyologlar" tarafından yorumlanıp, karar mekanizmalarının önüne getirilebilir.
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.