|
Siz Kürtlerin yüz karasısınız!

Acı, herkesi ortaklaştırır.

Başkasının acısını kendi acısı bilmeyen insan olamaz.

Acı üzerinden siyaset yapan kim olursa olsun alçak bir istismarcıdan öte bir şey değildir.

Türk’ün acısı da bizimdir, Kürt’ün acısı da.

Acıyı bile ırksal ayrımcılığa tabi tutan insan olamaz.

Şehirlerimizi Türk-Kürt diye bölümleyemeyiz.

Ülkemizi de sadece Türk’ün ülkesi diye.

Ülkemizin bir bölümünü de Kürt’ün yurdu diye.

Şehirlerimizi dilimleyemeyiz.

Bu ülke hepimizin.

Bu ülkede yaşayan herkesin ülkesi.

Türk’ün de ülkesi Kürt’ün de.

Diyarbakır sadece Kürt’ün şehri değildir.

İzmir yalnızca Türk’ün.

Diyarbakır Türk’ün de şehridir, İzmir Kürt’ün de şehridir.

Bizim yürek ülkemiz bir bizim.

Yüreğimizi nasıl dilimleyebiliriz biz.

Nasıl lime lime edebiliriz biz.

Bir Türk sadece ırkından ibaret değildir ki!

Bir Kürt yalnızca Kürt değildir ki!

Her birimizin birden fazla aidiyeti vardır.

Kürt’ü veya Türk’ü sadece ırksal aidiyetinden ibaret bilmek veya yalnızca o aidiyeti içinde tanımlamak ne kadar yanlıştır!

Sözgelimi, bir Kürt Müslümandır. Müslümanlık aidiyetini her şeyin üstünde tutabilir.

Bir Türk de öyle.

Böyle inanan bir Kürt için Müslüman Türk kardeşi ateist-kafir Kürt’ten evladır elbet.

Müslüman bir Türk için de Kürt kardeşi öyle.

Acının ne dini vardır ne de ırkı.

Zulmün de.

Bir zalim Kürt ise neyleyim öyle Kürt’ü!

Türk ise yerin dibine batsın o Türk!

Müslüman ise cehennemin dibine kadar yolu var!

Bana ne zalimin ırkından ve dininden!

Mazlumdan yana olurum ben.

Mazlumun dinine de ırkına da bakmam ben.

Zalim de kim olursa olsun karşısına dikilirim.

İslami aidiyetim bana bunu emreder.

İnsani aidiyetim böyle davranmamı öngörür.

Gerisi boş lakırdıdır.

Gayrısı istismardır.

Suistimaldir.

Kürtlüğü de Türklüğü de Müslümanlığı da.

Başkasının acısını kendi acısı bilmeyen, dahası ve en önemlisi o acıyı dindirmeye çalışmayan Kürt’ün de Türkün de Müslümanın da kimseye hayrı yoktur.

Kürt’ün acısını kendi acısı bilmeyen Türk’ün hem Müslümanlığını hem de insanlığını sorgularım elbet.

Türk’ün acısını yüreğinde kendi acısı olarak hissetmeyen Kürt’ü de her iki bakımdan fazlasıyla sorunlu addederim.

İnsanî aidiyeti olmayan biriyle aynı ırka mensup olmaklık övünç vesilesi değil utanç vesilesidir aslında.

Sahiden insan olan için elbet.

Kürt’ün de Türk’ün de dinden ve insanlıktan beslenen geleneğini ortadan kaldırmak isteyenler o yüzden Kürt’ü de Türk’ü yalnızca ırksal-etnik aidiyetleri içine hapsetmeye çalışıyorlar.

Kürt’ü ve Türk’ü kardeşleştiren akideyi yok etmeye çalışanlar ırksal aidiyetin istismarını yapıyorlar.

Ama Kürt’ün de Türk’ün de genetiği direniyor.

Geleneği direniyor.

İslâmî ve insanî kaynaktan beslenen o görkemli gelenek her türlü ırkçılığı, nefreti ve saygısızlığı yenebilecek kudrette.

Kandan ve acıdan beslenen terör örgütünün silahlı baskısına rağmen.

Mardin’imizin değerli Valisi Tuncay Akkoyun’a taziye evinde Mardin DEM milletvekilinin yaptığı o saygısızlığa mensubu olduğum halkımın gösterdiği o onurlu tepkiyi izlediğimde süregiden geleneğimiz adına sevindim.

En önemlisi halkımızla gurur duydum.

DEM’li vekilin saygısızlığı karşısında utanç duydum.

Totaliter ve din dışı bir ideolojinin mensubu olan o vekilin başkasına ait bir taziye evinde sanki sadece o taziyenin sahibi değil de bölgenin sahibi kendisiymiş edasıyla devletin adam gibi adam Valisine “Burada ne işiniz var, hâlâ burada nasıl oturabiliyorsunuz!” yollu saygısızca ve küstahça laf edebiliyor olması da PKK-DEM siyasetinin aslında demokratik siyaset adına ne kadar tehlikeli olduğunu gösteren bir kötücül örnektir.

Demek ki Allah muhafaza orada gerçekten devlet olsalar kim bilir ne zulümler ne baskılar işlerler!

Şimdiden yaptıkları, yapabileceklerinin sınırsızlığını gösteriyor zaten.

Taziye sahiplerinin ve taziyede bulunan bölge insanlarının kendisine yönelik tepkisine dahi parmak sallayarak tehditler savurmaktan geri durmayan bu vekil ne içinden çıktığı Kürt halkının geleneğine saygılı ne de insanî hassasiyetler konusunda duyarlı.

Demokratik olmamakla suçladığı devletin parlamentosunda üye.

Ama kendisi devletin Valisinin bir taziye evine gelip bölge insanımızın acısını paylaşmasından rahatsızlık duyacak kadar demokrat (!)…

Sevsinler demokratlığınızı sizin…

Mardin Valimizi yürekten tebrik ediyorum.

Gösterdiği serinkanlılık her türlü takdirin üstünde.

Devlet adamlığı böyle bir şey.

Bir yanda geleneğe saygı öbür yanda tahrik siyasetini bozma basireti.

Kendisinden özür üstüne özür dileyen taziye sahiplerini sevgiyle bağrına basıp teskin etmeye çalışması öte yanda verdiği şu anlamlı mesaj: “Sorun yok. Üzülmeyin. Biz devlet olarak her daim yanınızdayız. Bugün de yanınızdayız, yarın da yanınızda olacağız..”

Kürt’ün acısını kendi acısı bilen devlet anlayışı bu!

Tuncay Valimizin duruşuyla ve sözleriyle ortaya koyduğu bu anlayış terör örgütünü ve siyasi aparatlarını belli ki çok rahatsız etmişe benziyor.

DEM vekilin tepkisine geleneğin kendisi gerekli cevabı verdi.

Devletin yeni anlayışı da Kürt’ün geleneğiyle uyumlu.

Sakın ola ki yanlış tepkiler verilerek DEM’in değirmenine su taşımaya kalkışılmasın.

Onların istediği de bu.

Kürt’ün acısını kendi acısı, Kürdün derdini kendi derdi bilen ve Kürdü yürekten sarıp sarmalayan kerim devlet aklından asıl kimlerin rahatsızlık duyduğunu görerek hareket edilmeli.

Kürt’ün geleneği kendisini olduğundan başka birine dönüştürmek isteyenleri yenecektir elbet.

Kürt’ün acısını ideolojik-siyasi istismar aracı olarak kullanmak isteyenlerden bir Kürt olarak utanç duyuyorum.

Kürdün acısını ölen evladının örgütsel aidiyeti üzerinden ideolojik-ırkçı düşmanlık mecrasına dönüştüren, “Ölen evladın bile olsa!” diye başlayan cümlelerle evladına sahip çıkan Kürt anne-baba ve akrabaları bile düşmanlaştıran anlayışlardan da bir insan olarak utanç duyuyorum.

Kürt’ü ve Türk’ü kardeşleştiren İslâmî akidemiz acıyı ortaklaştıran insanî hattı birlikte inşa etmemiz gerektiğini salık veriyor, biline!

#DEM
#PKK
#Mehmet Metiner
23 gün önce
Siz Kürtlerin yüz karasısınız!
Trump’ın kulağı
Deniz kum ekonomi
Bir suikast girişiminin anatomisi…
Tarihi kuşanmak
FETÖ’yü kurtaramayacaksınız