
Lübnan’a Birleşmiş Milletler’in (BM) kararıyla asker gönderme konusu, Türkiye’de giderek bir münazara haline dönüşmeye başladı ki, doğrusu bu hiç sağlıklı bir gelişme değil.
Galiba bir noktanın altını dikkatle çizmekte yarar var, bir kere Türkiye, bir ‘çadır devleti’ filan değil, dolayısıyla eğer asker gönderilecekse bu kararı parlamento verecektir. Sonuçta bu parlamento da, ülkenin çıkarlarını, bölgenin stratejik dengelerini, Türkiye’nin diplomatik parametrelerini, uluslararası taahhütlerini dikkate alarak ve de kılı kırk yararak bir karar verecektir.
Bu ülkede yaşayan bir vatandaş olarak, tek tek hepimiz asker gönderilmesine taraftar da olabiliriz, karşı da çıkabiliriz. Ayrıca parlamento, bütün beklentilerin aksine yarın asker göndermeme kararı da alabilir. Bütün bunlar ihtimal dahilindedir. Sonuç itibariyle, öyle ya da böyle verilecek karar, tamamen ‘demokratik irade’yle verilecektir.
Evet bütün bunları tartışabiliriz, hatta kimimiz ses tonumuzu biraz daha yükselterek, kelimelerin ucunu sivrilterek ‘acıtıcı’ bir söylem de kullanabiliriz. Ama Türkiye Cumhuriyeti devletinin cumhurbaşkanı, sanki bu ülkenin cumhurbaşkanı değilmiş gibi, daha da önemlisi bu dünyada yaşamıyormuş gibi bir ifade ve üslup anlayışı içinde olamaz.
Önceki gün Kara Kuvvetleri Komutanlığı’ndaki devir teslim töreninde, gazetecilerin Lübnan’a asker gönderme konusundaki sorularını cevaplandıran Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer, adeta bir hakim edasıyla, “Lübnan’a asker yollanmasına karşıyım, başka ülkelerin ulusal çıkarlarını korumak görevimiz değil” deyiverdi.
Sayın Cumhurbaşkanı da, elbette özgür bir birey olarak asker gönderilmesine karşı olabilir, bunda bir mahzur yok. Gerçi Sayın Sezer, Irak işgali döneminde de asker göndermeye karşı çıkmış ve Türkiye’nin “BM kararı olmadan hiçbir yere asker gönderemeyeceği”ni söylemişti. Ve son derece de haklıydı. Oysa şimdi durum tamamen farklı, eğer Lübnan’a asker gönderilecekse kesinlikle “BM kararı” ile gönderilecek. Dolayısıyla, Cumhurbaşkanı Sezer, şimdi kendisiyle de bir bakıma ‘çelişki’ye düşmüş durumda.
Demek ki, cumhurbaşkanları da daha önce söylediklerinin tamamen karşı cephesinde de yer alabiliyorlarmış. Kuşkusuz, bunlar yabancısı olduğumuz durumlar değil. Hele de burası Türkiye ise, insanlar dün ak dediklerine bugün rahatlıkla kara diyebilirler.
Ancak Cumhurbaşkanı Sezer’in özellikle şu sözlerini anlamakta gerçekten zorluk çekiyoruz: “Bizden daha büyük ülkeler yollamazken bizim sırtımız sıvazlanıyor, asker isteniyor. Türkiye büyük devletse asker gönderse de göndermese de bu görüntü değişmez”
Bir kere, bu cümleler baştan sona sorunlu ve de ayağı yere basmıyor. Acaba, Sayın Sezer “Bizden büyük ülkeler” derken kimi kastediyor? Eğer kastettiği Avrupa ülkeleri ise, bu cümle yanlış. Mesela, Fransa gönderiyor, İtalya gönderiyor, İngiltere gönderiyor, dahası Almanya karar aldı, o da gönderiyor. Ayrıca, Malezya ve Endonezya gibi Müslüman ülkeler de gönderiyor.
Çin ve Rusya’yı saymıyorum, çünkü onlar farklı bir düzlemde yer alıyorlar. Daha doğrusu, bizi çok da bağlayıcı bir konumda değiller. Eğer öyle olsaydı, 40 yıldır AB’ye girmek için değil, Çin ve Rusya ile aynı blokta yer almak için çaba harcıyor olurduk. Ama bugüne kadar, hiç öyle bir çabamız olmadı. Ayrıca Sayın Sezer de, hatırlayabildiğim kadarıyla “AB’den vazgeçelim, Çin’le birleşelim” diye bir açıklamada bulunmadı.
Demek ki, “büyük ülke” denince Sezer dahil hepimizin aklına öncelikle AB ülkeleri geliyor. Peki o zaman Sayın Sezer, bu cümleleri hangi ülkeleri düşünerek söyledi?
Açıkçası, Sayın Sezer’in, Cumhurbaşkanlığı süresi boyunca ortaya koyduğu performansı, ilgilerini, özellikle de “dünyaya kapalı” duruşunu dikkatle izleyen birisi olarak, Sezer’in küresel dünyayı doğru algılayıp algılayamadığı konusunda kuşkularım var. Doğrusu bu yüzden de şöyle bir soru geliyor aklıma hep: Sakın Sezer ‘büyük ülkeler’ derken, demokratik ve sanayileşmiş ülkeleri değil de, krallıkla yönetilen bazı ülkeleri, ya da ‘yarı askeri rejimler’i kastediyor olmasın…
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.