
Hayat kalitesi en yüksek şehirler sıralamasında, bu yıl yine Viyana birinci seçildi.
Dünyanın en rahat yaşanılır şehri.
İstanbul'umuzun kaçıncı geldiğini söylemekten kendimi men ettim.
Ne diyordu üstadımız?
“Mâni oluyor hâlimi takrire hicâbım.”
Üstadımız derken aslında iki kişiden söz etmek gerekir.
Güfte Nigâr Hanım'ın, beste Tatyos Efendi'nin.
*
Viyana'nın nüfusu iki milyonun altında.
Düz ve geniş bir alana yayılmış.
Ortasında Avrupa'nın en görkemli nehirlerinden Tuna akıyor; bizim nazlı Tuna.
Birkaç yüksek bina var, gerisi makul bir seviyede bırakılmış.
Halkın gelir durumu ise gayet iyi.
Böyle olunca, sanat faaliyetlerinin öne çıkması neredeyse mecburî.
İnsanın karnı açken, sanatla nasıl ilgilensin?
Önce düzgünce nefes alacak, sonra etrafına bakacak.
Şimdi Suriye'den kaçıp Avrupa'ya göç etme derdine düşmüş birine tam gece vakti bota binmek üzereyken, git de vals yapmasını iste.
Vals sözün gelişi.
Kendi yöresinin folklor oyunu olsun…
Mümkün mü?
Önce deli derler kovarlar, eğer ısrar edersen sonu kötü biter.
*
Lâkin klasik müziğin merkezi kabul edilen Viyana'da sanatla ilgilenmeyeni galiba dövüyorlar.
Müzelerin, konser salonlarının, sergi, tiyatro ve opera binalarının, adım başında rastlandığı bir şehir.
Son derece geniş parkların olduğunu da belirtmek gerekir.
Halk burada kapalı alışveriş merkezlerini sevmiyor.
Koca şehirde sadece bir tane avm var.
Herkes cadde üzerindeki mağazaları tercih ettiği için yenileri de açılamıyor(muş).
Rehberimiz öyle söyledi.
*
Gözümüzün bebeği İstanbul ile mukayese etmek için biraz daha zamana ihtiyacımız var.
Bütün ülkenin nüfusunu toplasak, İstanbul'un yarısı etmiyor.
Şimdi bunu dikkate almayacak mıyız?
O kadar insan Viyana'ya gelecek olsa, hali ne olur?
Kimseye haksızlık etmeyelim.
Viyana'daki Birleşmiş Milletler merkezinde beş bin kişi çalışmakta ve en önemli görevlerinin başında insan kaçakçılığı ile mücadele geliyor.
Avrupalıların güneyden ve doğudan gelen sığınmacılara karşı bakışını ve tutumunu değerlendirirken, buradaki durumu göz önünde bulundurmak yerinde olur.
Rahatının bozulmasını hiçbir şekilde istemiyor Avrupalı.
Çünkü rehberimizin de söylediği gibi, Avrupalının rahatı kaçarsa, dünya savaşı çıkar.
*
İşte biz kültürün en önemli merkezlerinden kabul edilen bu şehirde, önemli bir sergi açtık.
Sultan Abdülaziz'in çizimlerini ve onlardan oluşan resimleri sergiledik.
Üstüne bir de sultanın bestelerinden oluşan mini bir konser verdik.
Diplomatlar ve akademik çevrelerin ilgisi, beklenenin üzerindeydi.
*
Neyzen arkadaşım Kemal Karaöz'e sergiyle ilgili düşüncelerini sordum.
Şöyle özetledi:
“İmparatorluğun en zor çağlarında ıslahatlarıyla tanıdığımız II. Mahmud'dan sonra padişah olmak ve adından söz ettirmek pek güç olsa gerek.
Tebaına yakın. Zatına mahsus taktığı fes, kendi adıyla anılmış ve İstanbul'da bir dönem kabadayıların vazgeçilmez aksesuarı olmuş. Tüm bunların yanı sıra meğer yaptığı eskizler ayrı bir değeri haizmiş ve çok yetenekli ressamlara özgü bir tarzı varmış. Bestelediği Valse davet adlı eser, bir batı bestekârından ayırt edilmeyecek derecede ahenkli. Hicaz makamında bestelediği sirto, emperyal bir saltanatı ve devrinin hüznünü aksettiriyor. Muallim Feyzi'nin kaleminde bulduğu hissiyatı muhayyer şarkıyla haykırıyor:
Bî huzurum nâle-i mürg-i dil-i divâneden
Fark olunmaz cism-i bîmârım bozulmuş lâneden
Bunca derd u mihnete katlandığım âyâ neden
Terk-i can etsem de kurtulsam şu mihnethâneden…
Bugünkü dile çevirince şu anlama geliyor: Çılgın gönül kuşunun inleyişinden kendim de huzursuzum. Öyle ki, hasta bedenim bozulmuş bir yuvadan ayırt edilmiyor. Acaba bunca dert ve eziyete katlanmama sebep ne? Candan geçsem de şu eziyet diyarından kurtulsam.
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.