Rüzgarın oğlu: Tuncay

00:009/01/2007, Salı
G: 28/08/2019, Çarşamba
Mustafa Kutlu - Spor

Fenerbahçeli Müjdat futbolu bıraktığında şöyle bir yazı yazmıştım: “Elveda renk aşkı, elveda Müjdat”. İşte bu yazıdan bir bölüm:“Mahalle aralarındaki tozlu arsalarda top oynayan çocuklar seni hatırlayacak. Kapaklanıp yere düştüklerinde, o zayıf diz ve dirseklerinde kanayan yaralar açıldıkça seni hatırlayacaklar. Mahalle kahvesinde okey oynayanlar, altılıyı kovalayanlar, kale arkasında top toplayanlar, bayrak sallayanlar, kulübün peşi sıra yaz-kış demeden o stad senin, bu şehir benim diye gezip duranlar

Fenerbahçeli Müjdat futbolu bıraktığında şöyle bir yazı yazmıştım: “Elveda renk aşkı, elveda Müjdat”. İşte bu yazıdan bir bölüm:

“Mahalle aralarındaki tozlu arsalarda top oynayan çocuklar seni hatırlayacak. Kapaklanıp yere düştüklerinde, o zayıf diz ve dirseklerinde kanayan yaralar açıldıkça seni hatırlayacaklar. Mahalle kahvesinde okey oynayanlar, altılıyı kovalayanlar, kale arkasında top toplayanlar, bayrak sallayanlar, kulübün peşi sıra yaz-kış demeden o stad senin, bu şehir benim diye gezip duranlar seni hatırlayacak.

Tüm taksi şoförleri seni hatırlayacak.

Sen de bizim gibi bıyıklı idin be Müjdat.

Bıyıklı olmanın artık köylülük alameti sayılmaya başladığı şu günlerde yeşil sahalara veda ediyorsun. Seninle bir devir, bir zaman dilimi kendi üzerine kapanıyor sanki. “Paranın ne önemi var abi” diyenlerin devri kapanıyor.

Oysa bir nesil seninle birlikte boğazını yırtarcasına şu mısraları haykırmıştı:

Beraber yürüdük tozlu yollarda...

Beraber ıslandık yağan yağmurda...

Bunun ardından çok iyi bilirsin “Şimdi sıra geldi şampiyonluğa” mısrası geliyordu.

Seninle birlikte mahalle aralarından, kamyoncu kahvelerinden, işportalardan, tamirhanelerden, çarşamba pazarlarından, ara sokaklardan ve gecekondulardan renk aşkı da çekiliyor.

Ailesine, eşine dostuna, hele ki arkadaşına gönülden bağlı olanlar; söz verdi mi sözünde duranlar; vefa duygusu taşıyanlar, amatör bir ruh ile tuttuğu takıma bağlananlar, açıkcası renk aşkı taşıyanlar seninle birlikte gidiyor sanki...

Meydan profesyonellere, halı sahalara, yabancı futbolculara kalıyor sanki...

Belki bu da bir aldanıştır, bir nostaljidilir. Gidenlerin ardından duyulan hüzündür. Elbette dün çöp gibi bacakları ile koca meşin yuvarlağı kaleye göndermeye çabalayan çocuklar, bugün gidenlerin yerini dolduracaktır. Her dönem, her nesil kendi yıldızlarını, kendi sloganlarını, kendi havasını estirecektir.”

Dün Müjdat varsa bugün de Tuncay var diyorum. Ümit Özat var, başkaları var.

Ama Tuncay''ın yüreğini ortaya koyarak oynadığı futbol “renk aşkı” dediğimiz şeye çok yakışıyor. Boş alan bulduğunda bir küheylan gibi koştukça süratlenen, sahada basmadık yer bırakmayan, her maçta formasını sırılsıklam ıslatan bu genç adam oyun içinde ve dışında efendiliği ile göz dolduruyor.

Sürprizlerle dolu futbolu seyirciyi sürekli şaşırtıyor. Biraz sarsak izlenimi veren top hakimiyeti kazandığı kadar kaybeden bir yol izliyor. Ama hiç umulmuyan yerlerden fişek gibi şutlar çıkarabiliyor. Kornerlerde neredeyse on sekizin dışında durduğu için savunma elemanları onu çokluk unutuyor. Ama o topa vurulduğunda öyle bir depar atıyor ki, ve bu depar sonucu öyle bir sıçrayıp kafa atıyor ki, bu da ayrı bir özellik.

Müjdat yok artık, ama Tuncay var.

Renk aşkı var.

Böyle futbolcular oldukça ebediyen var olacak.