
Kış geldi. “Firak açmadadır sinede yâre” diyesim geliyor. Neden acaba? Nedeni açık. Eski hayatın bize yadigârıdır bu duygular.
Hangi duygular?
Açık. Kış gelir. Kar günlerce yağar, yollar kapanır. Artık ne bir haber gelir ne bir mektup. Sevgili ya yol vermeyen karlı yüce dağlara bakar; yahut gecenin bir vakti uluyan rüzgarla savrulan tipiye takılarak bir ürperti, bir korku duyar. Yorganına (yalnızlığına) sarılır, güvenli bir yer arar. İşte bu kışın kara yüzüdür. Hasret ve gurbet kokar. Bilinir ki kar kalkmadan yollar açılmaz. Yüzlerce türkü ve şarkı bu ayrılığı dile getirmiştir. Kış uzar, uzar, uzar. Genç âşıkların gözünde yaş tükenir.
Kavuşma ne zaman olacak?
Olacak mı?
Çünkü giden gözden öpmüştür. Oysa gözden öpmek iyi değildir. “Giden gelmiyor, acep nedendir?” sadece Yemen Türküsü''ne has değildir.
Çok sevdiğim Şükrü Tunar''ın uşşak şarkısı da öyle değil midir?
Anar ömrünce gönül giden sevgilileri
Bilmez biçare kalpler giden dönmez ki geri
Gözüm yollarda kaldı bunca yıllardan beri
Söz yazarını maalesef hatırlayamadım.
Evet eskiden “kar” böyle bir şeydi! İnsanları eve kapatırdı. Kimse “kar yağsa da kayak yapsak” diye kara hasret duymazdı. Ancak eskiler yine de kar yağsın isterlerdi. Çünkü tarım toplumunda kar bereket demekti. Güzden ekilen ekini halı gibi kaplar, donduracağına ısıtır, onun vaktinde suyunu alıp yeşermesini sağlardı. Eskiler “kar yağınca havanın kurdu kırılır” derlerdi. Herhalde mikropları kastediyor, yerin-göğün temizleneceğini düşünüyorlardı.
Kar-kış fukara için felaket, tuzu kurular için saadet demekti. Sıcacık salonunda çayını yudumlayarak karın yağışını seyretmek ne güzeldir. Bir temizlik, bir dinginlik, sükûnet, selamet, huzur atmosferi. Ayrıca beyazın içe saldığı ferahlık.
Edebiyatımızda epeyce “kar şiiri” yazılmıştır. Ancak bunlardan birkaçı anılmaya değer. Aşağıya Ahmet Muhip Dıranas''ın “Kar” şiirini alıyorum. Umarım bu şiiri okuduğunuzda bulunduğunuz yerde kar yağıyor veya yağmış olur.
KAR
Kardır yağan üstümüze geceden,
Yağmurlu, karanlık bir düşünceden,
Ormanın uğultusuyla birlikte
Ve dörtnala, dümdüz bir mavilikte
Kar yağıyor üstümüze, inceden.
Sesin nerde kaldı, her günkü sesin,
Unutulmuş güzel şarkılar için
Bu kar gecesinde uzaktan, yoldan,
Rüzgâr gibi tâ eski Anadolu''dan
Sesin nerde kaldı? Kar içindesin!
Ne sabahtır bu mavilik, ne akşam!
Uyandırmayın beni, uyanamam.
Kaybolmuş sevdiklerimiz aşkına,
Allah aşkına, gök, deniz aşkına
Yağsın kar üstümüze buram buram…
Buğulandıkça yüzü her aynanın
Beyaz dokusunda bu saf rüyanın
Göğe uzanır – tek, tenha – bir kamış
Sırf unutmak için, unutmak ey kış!
Büyük yalnızlığını dünyanın.
Dıranas “Kar”ı gecenin karanlığından (karanlık ürküntü verir bilirsiniz) üstümüze yağan karanlık bir düşünce (adeta bir felaket haberi) gibi görüyor. Şiire öyle başlıyor. Sonra “Sesin nerde kaldı” demesinden anlıyoruz ki bir hasret içindedir. Bu hasret “kaybolmuş sevgililer” hakkındadır. Ve onun verdiği yeis ile şair kar altında kalıp sonsuz bir uykuya dalmak istiyor. “Uyandırmayın beni” diyor. Tıpkı Necip Fazıl''ın “Kaldırımlar”da “örtün, üstüme örtün serin karanlıkları” demesi gibi. Ardından bu kötümser halden çıkmak, en azından “unutmak” istiyor (olanları). Ve acısını genişleterek, yalnızlığını büyüterek dünyaya yayıyor. Bu yayma eylemi bu biraz ciddi yazıda bana garip-muzır bir şekilde “minibüs edebiyatı”nı hatırlattı. Bıçkın minibüs şoförleri ön cama bir tabela asar. Tabelanın ön kısmında mesela “Yol verin yeşile-kavuşsun eşine” gibi bir şey yazılıdır. Arka yüzü minibüsün içine bakar orada şoför yolcuları şu ibare ile uyarır: “Bir ben değil herkes hasta”.
Kar gerçekten çevremizi tamamen değiştiren yegane tabiat hadisesidir. Bu sebeple insanı etkiler. Üzerine çok laf söylenmiştir, söylenmeye devam edilmektedir. Ben Sezai Karakoç''un 1953-Ocak tarihli “Kar şiiri”ni de severim. Şöyle başlar:
Karın yağdığını görünce
Kar tutan toprağı anlayacaksın
Toprakta bir karış karı görünce
Kar içinde yanan karı anlayacaksın
Son mısra hemen Yunus''un “Bir ben vardır benden içeri” mısraını çağrıştırıyor. Büyük şairler böyledir. Sezai Bey gibi. Gelenekten nasıl yararlanmak gerektiğini bilir, onu taklit etmez, yeniler, yepyeni bir dil ve şiir kurarlar.
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.