Yazarlar Bir dünyayı akıl bir dünyayı gönül gücüyle fethetmek

Bir dünyayı akıl bir dünyayı gönül gücüyle fethetmek

Nazif Gürdoğan
Nazif Gürdoğan Gazete Yazarı
Abone Ol Google News

Türkiye düşünce tarihinin iki önemli ismi, Ziya Gökalp ve Yahya Kemal aralarında konuşuyorlarmış. Gökalp “Tarihimize bakıyorum, büyük hakanlar, eşsiz mimarlar, kusursuz şairler ve güçlü askerler yetiştirmişiz. Ancak, arıyorum arıyorum, bulamıyorum, büyük filozoflar yetiştirmemişiz, felsefe yapan bir millet değiliz” demiş. Yahya Kemal “Boşuna arama, bulamazsınız. Türk milleti felsefe yapan değil, fetih yapan bir millettir. Felsefe yapan bir millet olsalardı, Türklerin hepsi Orta Asya''da olurdu” diye karşılık vermiş.

*

Türklerin tarihine geniş bir açıdan bakılırsa, Anadolu''nun bin yıllık tarihinin Yahya Kemal''in özlü bir cümlesiyle, özetlendiği görülür. Türkler tarihleri boyunca felsefe yapmaktan daha çok fetih yapmışlardır. Hacı Bektaş''ın, Hacı Bayram''ın şiirleriyle yoğrulan Anadolu insanının aklı hem gözündedir, hem de gönlündedir. Türkler görünen dünyalarını akıl, görünmeyen dünyalarını, gönül güçleriyle fethetmişlerdir.

*

Türklerin akıl güçleri kubbelerin sultanı Büyük Sinan''da, gönül güçleri, şairlerin sultanı Eşsiz Mevlana''da doruk noktalarına ulaşır. Anadolu''nun mükemmelliği arayan ve mükemmelliğin kaynağı olan, mükemmelliğin simgeleri, Mevlana Mesnevi''yi yazmasaydı, Sinan Süleymaniye''yi inşa etmeseydi, fetih yapan milletin tarihinin mucize devleti, Osmanlı doğmazdı. Osmanlı''sız Anadolu Anadolu, Türkiye Türkiye olmazdı.

*

“Bizim medeniyetimiz ümitsizlik medeniyeti değildir” diyen Osmanlı insanı, akıl gücüyle dünyayı kazanırken, gönül gücüyle insanları kazanmıştır. Ümitsizliği inançsızlık olarak gören Anadolu insanının düşünce ve eylem dünyasında, kim insanları severse, insanlar tarafından daha çok sevilir, kim insanlara kazandırırsa, kendisi daha çok kazanır. Onun medeniyetinde, kimse alnının terinin karşılığından fazlasına özenmez.

*

Mevlana''nın olduğu kadar Sinan''ın eserleri de, Şeyh Galib''in mısralarında dile getirdiği gibi, ırkı ve inancı ne olursa olsun, Anadolu''yu vatan edinenlerin ortak eserleridir. Her ağacın kendi toprağında büyüdüğü gibi, Osmanlı insanı da, Mesnevi''nin ve Süleymaniye''nin toprağında büyümüştür. Nasıl bir ağaç meyvalarıyla değerlendirilirse, bir medeniyet de eserleriyle değerlendirilir. Medeniyetlerin ruhları eserleridir.

*

Türkler vatanlarını Mevlana''nın ve Sinan''ın eserleriyle inşa etmişler. Anadolu insanı, dünyanın neresinde bulunursa bulunsun, onların eserlerinin bulunduğu coğrafyaları vatan olarak görmüş, bulunmayan coğrafyalarda inşa etmeyi görev bilmiştir. Bunun için, Mevlana ve Sinan''ın isimleri bütün dünyada saygı görür, dünyanın her yerinde onları anma toplantıları düzenlenir.

*

Kültürlerin harman olduğu Orta Asya''nın dışına çıkan Türkler, sedefteki inci gibi, değerlerini coğrafyalarının dışına çıktıklarında göstermişler.

*

Anadolu insanı, bilgiyi Sinan''dan, bilgeliği Mevlana''dan öğrenmiştir.

*

Türkler ya Sinan ya Mevlana değil, hem Sinan hem Mevlana derler.

*

Mevlana''sız Sinan, Sinan''sız Mevlana olmaz.

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunundaki amaçlar ile sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerezler kullanılmaktadır. Detaylı bilgi için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.