
Asker-sivil arasında düzgün, demokrasiye yakışır bir hiyerarşi kurulmalı. Bir yandan bazı yasaları demokratik hale getirirken öte yandan 28 Şubat düzenini savunmak ve devam ettirmek, olmuyor. Bu, altı kaval üstü Şişane demokrasi ile Avrupa''ya giderken, yarı yolda kalırız.
Yeni yıl, demokratikleşme umutlarıyla birlikte geldi. Türk Ceza Kanunu''nun 312''nci maddesi ve Terörle Mücadele Yasası''nın 8''inci maddesi, değiştirilecek. Böylece, çağdaş dünyanın kabul edemeyeceği mahkûmiyetler ve kısıtlamalar da nihayete erecek.
Hikmet Sami Türk''ün çabalarıyla, Mesut Yılmaz Hükûmeti''nin hazırladığı ve bu dönem Anayasa Komisyonu Başkanı Ertuğrul Yalçınbayır''ın yenilediği bir teklif var, Meclis Adalet Komisyonu''nun gündeminde.
Bu teklif, Türk Ceza Kanunu''nun 17''nci (meşruten tahliye), 159''uncu (Cumhuriyete, hükûmete, Türk Silahlı Kuvvetleri''ne vs. hakaret) ve 312''nci maddeleri ile Terörle Mücadele Yasası''nın 8''inci maddesinin değiştirilmesini amaçlıyor.
Bugünkü konjonktür içinde, 312''nci madde büyük önem kazandı. Söz konusu madde, Yalçınbayır''ın teklifindeki gibi değiştiği takdirde, "suça teşviki" cezalandırabilmek için, "umumun emniyetini bozacak şekilde" bir eylemin gerçekleşmesi gerekecek. Halen bu ibare, 312''nin içinde, cezayı ağırlaştırıcı bir unsur olarak yer alıyor.
Avrupa İnsan Hakları Komisyonu''nun da öngördüğü böyle bir değişiklik yapılırsa, Hasan Celâl Güzel hapisten çıkacağı gibi, Tayyip Erdoğan''ın yasağı da son bulacak.
Çünkü hem Tayyip Erdoğan, hem de Hasan Celâl Güzel, 312''nci maddeden mahkûm oldular; ama, ağırlaştırıcı sebeb sayılan "umumun emniyeti açısından tehlike yaratacak" şekilde bir suç işlemediler. Ağırlaştırıcı hüküm onlara uygulanmadı. Dolayısıyla, Erdoğan ve Güzel bu olumlu düzeltmeden yararlanacaklar. Tabii başkaları da.
Zaten 312''nci maddenin bugünkü şekli 12 Eylül zihniyetinin bir ürünü. Askeri müdahale öncesinde, 312, sadece umumun emniyetini bozacak mahiyetteki eylemleri cezalandırıyordu. Bu maddeyi ihlal edenlerin, siyasi yasaklı sayılması da 12 Eylül döneminde gerçekleştirilen düzenlemelerin sonucudur.
Terörle Mücadele Yasası''ndan aldığı 10 aylık mahkûmiyet sebebiyle infazını yakan Eşber Yağmurdereli ise, TCK''nın 17''nci maddesi ile Terörle Mücadele Yasası''nın 8''nci maddesinin değişikliğinden yararlanacak şöhretli mahkûmlar arasında.
Elbette, demokrasi rüzgârının ferahlatacağı başka bir çok insan daha var.
Bu arada, Sincan''daki toplantıda duvara bir iki afiş asan, Nurettin Şirin''in uğradığı haksızlık da telafi edilmeli, hiç değilse aftan o da yararlanabilmeli.
Meclis''te uyum komisyonu, Anayasa değişikliği hususunda müşterek noktaları tesbit etmeğe çalışıyor. Bayram sonrası, affın yeniden ele alınacağını düşünerek söylüyorum. Anayasa''nın 14 ve 87''nci maddeleri af konusunda Meclis iradesini ipotek altına sokuyor.
Anayasa''nın 87''nci maddesi, 14''üncü madde kapsamına giren suçlar hakkında af çıkarılamayacağını öngörüyor. Böylece, devlete karşı işlenen suçları af etme imkânsızlığı doğuyor.
Oysa, taze bir başlangıç için, esas, onlara, belirli şartlar dahilinde, yeni bir imkân vermek gerekirdi.
Pişmanlık yasası görüşülürken, bilgi karşılığı salıvermenin yeterli olmadığı, bilgi veremeseler dahi, meselâ yardım yataklık gerekçesiyle hapiste bulunanların da, af edilmesi üzerinde durulmuştu.
Adalet Bakanı, Türk Ceza Kanunu''nun 169''uncu maddesi kapsamına giren yardım yataklık faillerinin affını Anayasa''nın 14''üncü maddesinin engellediğini ileri sürmüştü.
Oysa, basın suçlarında Anayasa''nın bu maddesi, cezalar ertelenmek suretiyle aşıldı.
Bence önce Anayasa değişikliği, onu takiben af yasası gündeme gelmeli.
Hayret veren bir başka nokta da şu:
Bir yandan demokratikleşme adımları atılıyor.... öte yandan Milli Güvenlik Kurulu, "Kurban derilerinin Türk Hava Kurumu''na verilmesi için kanun çıkarılmasını" irtica ile mücadelenin bir unsuru olarak tavsiye ediyor.
Meclis tüzüğünün kılık kıyafeti düzenleyen 56''ncı maddesi, MHP, Anap, DYP ve FP''nin tepkisine rağmen, tekrir-i müzakere yoluyla yeniden ele alınmak isteniyor.
Ya, Milli Güvenlik Kurulu''nun İcra''nın asli unsuru haline gelmesinden rahatsızlık duymayan, aksine bunu savunan Demirel''e ne demeli?
Abdullah Gül''ün Milliyet gazetesindeki makalesine cevap verme ihtiyacını hisseden Demirel, Refahyol''un 28 Şubat''ta MGK''nin aldığı 18 kararı benimsediğini ileri sürdü. Herhalde, 28 Şubat doğrultusundaki çizgisini, Refahyol''un tutumuna yaslanarak meşrulaştırmak istemekte. Oysa herkes, Kurtul Altuğ değil ki, Cumhurbaşkanı''nın her sözünü tartışmasız kabul etsin.
İşte Abdullah Gül, Refahyol''un, MGK''nın 18 maddesinden hiç birini uygulamadığını Demirel''e hatırlatıverdi.
Zaten Anayasa, "MGK kararları hükûmette öncelikle görüşülür" diyor.
Uygulama mecburiyeti yok.
1982 Anayasası hazırlanırken Danışma Meclisinin bir üyesi, MGK kararları yargı denetimine tâbi olsun düşüncesini öne sürmüştü. Anayasa Komisyonu adına Turgut Tan buna karşı çıkarken Milli Güvenlik Kurulu kararlarının bağlayıcı olmadığını belirterek şöyle demişti: "MGK; Yürütme bölümünde yer almakla birlikte, Yürütme''nin yardımcısı bir organdır. Görüşleri tavsiye niteliğindedir. Bakanlar Kurulu kararıyla bunlar icrai hale, yürütülebilir hale gelir. Milli Güvenlik Kurulu''ndan çıktığı anda, icrai bir karar söz konusu değildir. Binaenaleyh yargı denetimi gerekmez." (Danışma Meclis zabıtları 15.9.1982)
Yılların tecrübesi ile Demirel, 28 Şubat''ta alınan MGK kararlarının farklı hükûmetlerce uygulanmasında, bu kararların onlara sürekli hatırlatılmasında gayritabiilik sezmiyor mu?
28 Şubat ve askeri vesayet işte bu dayatmanın adı.
Bülent Ecevit''in, yılbaşı gecesini Başbakanlık Kriz Merkezi''nde geçirdiği haberi televizyonlarda yayınlandı. Meğer Başbakanlık Kriz Merkezi de, MGK Genel Sekreterliği binasındaymış! Başbakanlık teslim alınmış!
Geçenlerde Genelkurmay Başkanı Kıvrıkoğlu, emekli generallere, Milli Güvenlik Kurulu Genel Sekreterliği''nde oda ve sekreter verileceği açıklamasını yaptı.
Milli Güvenlik Kurulu''nun yapısı, görev ve yetkileri tartışıladursun, Genel Sekreterlik, herkesin bilgisi dışında, dal budak salıyor. Hatta, eski Kara Kuvvetleri Komutanı Füsunoğlu''nun açıklamalarına bakılırsa, emekli orgenerallerin bile, kendilerine oda ve sekreter tahsis edileceğinden haberleri yok.
Asker-sivil arasında düzgün, demokrasiye yakışır bir hierarşi kurulmalı.
Bir yandan bazı yasaları demokratikleştirirken, öte yandan 28 Şubat düzenini savunmak ve devam ettirmek, olmuyor.
Bu, altı kaval üstü Şişane demokrasi ile Avrupa''ya giderken, yarı yolda kalırız.
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.