Yazarlar Türkiye ABD Üssüne, git buradan dedi mi?

Türkiye ABD Üssü’ne, ‘git buradan’ dedi mi?

Nedret Ersanel
Nedret Ersanel Gazete Yazarı
Abone Ol Google News

Türkiye'nin Katar askerî üssü, tüm “ilgili” bölgelerde, jeopolitik/stratejik dalgalanmalar yarattı...
TSK'nın hava, deniz, özel harekât unsurlarını da barındıran 3 bin kişilik kara kuvveti bu üsse yerleştirilecek.
Ankara'nın “diplomatik izahı” şudur; Türkiye'nin askeri mevcudiyetinin güvenlik tehditleriyle mücadelede her iki ülkeye de yardımcı olacağı.. Türk askerlerinin burada konuşlandırılmasının kimseyi tedirgin etme veya özel operasyon niyeti barındırmadığı.. Sadece istikrarın sürdürülmesine katkı yaptığı...
2014 yılında imzalanan bu anlaşma için Başbakan Davutoğlu'nun şu sözlerinin dışarıda dikkatle okunduğunu kolaylıkla söyleyebiliriz; “Katar'ın güvenliği ve istikrarı Türkiye'nin güvenliği ve istikrarı demektir. İstediğimiz istikrarlı ve güvenli bir körfezdir. Türkiye ve Katar olarak aynı kaderi paylaşıyoruz. Aynı tehditlerle karşı karşıya kalıyoruz”...
Herkes farkında ki bu üs hamlesinin yüksek sembolik anlamı var. Dönem asırlık hesapların dürüldüğü konjonktüre denk geldiğinden, 1915 yılında Osmanlı askerlerinin Katar'dan ayrıldığı zamanlama da elbette anımsanıyor.
Aslında şu kronolojiyi de atlamamak lazım; Osmanlı'nın Hindistan'a giden deniz yolu üzerindeki hâkimiyeti için verdiği mücadelede Portekiz tarafından itildiği 1550'lerden beri ilk kez Türk donanması Hint Okyanusu'na giriyor!
Yani sadece 100 değil, yaklaşık 500 yıllık bir kavuşma söz konusu...
BÖLGENİN 'ÜS'TÜNDE BİR JEO-POLİTİK
Türkiye'nin Basra Körfezi'nde askeri üs kurmasının elbette stratejik bir boyutu var...
Çünkü Katar'da bir ABD Merkez Komutanlığı bulunuyor. El Udeyd'de bulunan bu Amerikan üssü sıradan bir askeri yerleşke de değil. 10 bin personeli ile Orta Doğu'daki en büyük Amerikan konuşlanması.
Şimdi bunun yanına getirip Türk üssü koyarsanız ancak iki anlamı/mesajı olabilir;1. 'Bir işe yaradığın yok zaten, kalk git.' 2. 'Elini rahatlattık. Bu gücü çok daha ihtiyacın olacak başka bir yerde kullanabilirsin.'
Körfez ülkeleri açısından birinci madde daha al-benili duruyor...
Katar, askerî caydırıcılığı olan bir ülke değil. Basra Körfezi, İran üzerinden karşı karşıya kaldığı tehditler, hatta kim bilir, şu anki konjonktürde hissedilmese de, belki Suudi Arabistan'a ilişkin kaygıları dahi Türk askerinin mevcudiyeti ile sakinleşebilir. Çünkü bunun tarihsel/kültürel/psikolojik bir derinliği var. ('Turkey, Qatar enhance military cooperation', 28/04, AA.) Fakat belli ki ABD Merkez Komutanlığı'nın artık teskin edici güvenirliği bulunmuyor!
Katar ve Türkiye arasında son dönem Ortadoğu gelişmeleri (Suriye, İran, Mısır, Rusya, vs.) ve enerji gibi alanlarda elbette ortak sinerji mevcut. Ama üssün stratejik değeri salt bunlarla izah edilemez, toplamının üzerindedir.
Tahran'ın ise bu gelişmeye nasıl yaklaştığı, nasıl anladığı üzerinde herhalde durmaya gerek yok. İran'ın üs inşasını dudaklarını kemirerek izlemekten başka şansı görünmüyor.
Bölgeden Türk üssüne bakan kimi uzmanlar, manzaranın Körfez İşbirliği Konseyi'nin bazı üyelerini huzursuz edebileceğini de söylüyorlar. Oysa Ankara bunun önlemini çoktan aldı ve örneğin Birleşik Arap Emirlikleri ile ilişkilerini tazeledi.
KEMALİSTLER ORTADOĞU'YA DÖNÜŞE NEDEN KIZIYOR?
Tekrarlayalım; Türkiye yurt dışında ilk askeri üssünü kuruyor ve bu da Orta-Doğu'da olacak. Kemalistler, Türklerin bir daha asla “Müslüman Orta Doğu”ya bulaşmaması yönündeki Mustafa Kemal çizgisinin geçildiğini ve Batı'nın dışlandığı söylemini de bu vesile ile yine köpürtmüş bulunuyor...
Kadraj meselesidir bu. Açıları o kadar.
Türk üssü aynı zamanda; Rusya, Çin ve Hindistan'ın ana aktör olarak yer aldığı kritik bir stratejik kesişme noktasındadır.. Asıl iş de bu!
Rusya, Suriye'deki üslerini/askeri mevcudiyetini güçlendiriyor. Çin, Gwadar Limanı'ndaki ve Cibuti'deki mevcudiyetini pekiştirmekte.. Bu koordinatların ne anlama geldiğini çok yazdık. İran ise Basra Körfezi'nde iddialı rolünü yükseltmeye devam ediyor.
İşte buradan yukarıdaki ikinci maddeye geliyoruz! Sürpriz de burada...
Türkiye'nin Basra Körfezi ve Hint Okyanusu meselelerinde elini taşın altına koyma hareketi ABD ve NATO'yu arkasına almış bulunuyor!
Buradaki savunma Baltık'tan başlayıp Güney Çin Denizi'ne kadar uzanan jeo-politik ve stratejik fay hattının tam üzerinde bulunuyor. Hepsi dahildir; Rusya, İran, Çin hatta Washington'un nasihatlarını dinlemezse Hindistan...
NATO hukuku bu savunma hattına ne kadar cevaz verir, bilemem. ABD veriyor. Bu bir NATO/Batı settidir.. Hatırlayalım; Birleşik Arap Emirlikleri'nde Fransa, Bahreyn'de de İngiltere daha yakın tarihte üs kurmuştu! Kaldı ki, ABD'nin bölgede füze savunma sistemi inşa ediyor olması da şemsiyenin çapını izah eder.
Bu yüzden, Washington, Türk üssünün siyaseten ve hatta askeri açıdan korunması noktasında pozisyon aldı, alacaktır.
Barack Obama'nın Beyaz Saray muhabirlerine her yıl verdiği akşam yemeğinde, müstakbel ABD Başkanı'nın kadın olacağına yönelik-şaka yollu ama güçlü-Hillary Clinton göndermesi, küresel kaderin bir sonraki odasının Çin'e açılacağını tekraren gösteriyor...
Belli ki Türkiye pozisyon tutuyor.. Ama taraf tutmuyor!
Bunu her iki tarafında Türkiye'nin durduğu bir kapı gibi görün...

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunundaki amaçlar ile sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerezler kullanılmaktadır. Detaylı bilgi için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.